Enver Aysever

Tuz koktuktan sonra!

31 Aralık 2020 Perşembe

Bir yıl daha bitiyor. Keyfinizi kaçırmamak için “bugün yazmayayım” dedim, duramadım. Sonda söyleyeceğimi baştan diyeyim: “Gelen yıl bitirdiğimizden beter olacak, umutlu olmak için neden yok!” Şaşırmadınız elbet bu cümleme. “Ne yapmalı” diye soracaksınız…

***

Geri kalmış ülkeler “kahraman” arar, işbölümüne, uzmanlığa, bilime, araştırmaya vakti de tahammülü de yoktur. Siyasetçi bunu bilir. Yalandan sandık koyar ahalinin önüne, bunu “demokrasi” diye yutturur. Sade suya tirit nutuklarla vaziyeti idare eder. Elbet sonsuza dek sürmez bu. Millet(!) çıkarına bakar, seçmen sadakati yoktur, iş tencereye gelince burun kıvırır. Böylece iktidar değişir.

Değişir de ne olur. Bizim halkımız çalışmaktan hoşlanmaz. Fırsat bulursa kısa yoldan zengin olmak, köşeyi dönmek ister. Okumak, öğrenmek zahmetine katlanmak işine gelmez. Siyasetçi bunu bilir. Yeri gelince öte dünya düşü kurmasına yardımcı olur halkın, gün gelir bu tarafı cennet bahçesi gibi sunar. Sonsuz değildir elbet bu da! Gün olur, kaynak tükenir, iktidar devrilir.

Devrilir ne olur? Bizim insanımız sorumluluk almak istemez. Kibirlidir. “Ben bilirim” der. Haline bakmadan aşı tartışması da yapar, top tartışması da! Yeri gelir uluslararası işlerden de anlar! Okumuşu, emek vereni hor görür. Siyasetçi bilir bunu. Kültür ilk mektep seviyesinde, dil kahvede konuşulduğu gibidir. Yeri gelir hekim hedef olur, yeri gelir kadınlar. Elbet bu da tükenmez değildir. O iktidar da değişir.

***

Böyle sürdürebilirim yazıyı. Şöyle diyeyim Ben İstanbulluyum, burayı yirmi beş sene İslamcılar yönetti. Yani? Cumhuriyet tarihinin üçte biridir bu. Neredeyse yirmi yıldır da memleketi yönetiyorlar. Özal, Demirel, Menderes de aynıydı. Şu an en kötü günlerdeyiz. Karanlık en koyu halinde! Çıkış var mı?

Soluk aldığımız müddetçe elbette yol bulmak için çabalayacağız. Ancak hakiki mücadeleye girişmeden sonuç almak olası değildir. Yapay, günlük çözümlerle bir yere varılamaz. Halk dalkavukluğunun sonu yoktur. Her gün yeni örneğini görüyoruz hamaset zevzekliğinin, böyle olmaz. Gerçekleri konuşurken cesaret gerekir.

***

Babacan’ın gözyaşlarını görmüşsünüzdür. 28 Şubat’ta olanlar için pek kederliydi. Dönüp geldiğimiz yer burası. Kurtarıcı diye sunulan Babacan da bu işte. 12 Eylül gerici darbesi Babacan’lar sahne alsın diye yapıldı. 28 Şubat da siyasal İslamın önü açılsın, AKP doğsun diye kurgulandı. NATO generalleri ile AKP arasında ne kadar mesafe var acaba?

Aklı başında hiçbir insan, kadının kılığına kıyafetine karışmaz, haddi de değildir. Yapay, sahte, İslamcıların işine yarasın diye yaratılmış tartışmadır. İşçi kadınların birçoğu başını bağlıyor, tarlada çalışan kadın da, ev işi yapan da! Kim düşman onlara? Biraz kafası çalışan, kimsenin inancına karışmaz. Hakkı da yoktur. Bunun için laiklik demek gerekir ısrarla, inatla!

***

Mesele kadınların başındaki örtü değildir, piyasacılıktır. Eşit işe farklı ücret uygulaması, evde çalışan kadının güvenceden yoksunluğu, işe alımlarda tercihin erkekten yana olması gibi yüzlerce sorun ideolojiktir. Kadınların nasıl örtündüğü tartışması gerçeğin üstünü örtmek içindir.

İyi bir yıla gireceğimizi söylemek isterdim. Kadın cinayetlerinin sıradanlaştığı, yoksulluğun sorun olarak algılanmadığı, Saray’ın kanıksandığı, patronların kârlarına kâr kattıkları, basının pisliğinde boğulduğu, eğitimin çöktüğü, aşı karşıtlığının azdığı şu günlerden ne umabiliriz ki? Gece eviniz basılabilir örneğin? Suçunuz da sevdiklerinizle olmaktır sadece… Hangi mahkemeye gideceksiniz?

***

Tuz kokunca ne desen boştur!


Yazarın Son Yazıları

Grev 1 Mart 2021