Enver Aysever

Kayyım cumhuriyeti

05 Ekim 2020 Pazartesi

Bir kimsenin “aydın” kimliği düşünce tutarlılığı ile anlaşılır. Olaylara, kişilere, kurumlara ve durumlara göre tavır değiştiren birinin fikrine güvenilmez. Bizdeki liberallerin, alaycı biçimde, argo söylemle “liboş” diye anılmalarının nedeni, tutarlı düşünmekten uzak, çıkarcı tutumlarıyla topluma zarar vermeleridir. Gerçek bir liberalle tartışmak keyifli olabilir belki, ancak bu türden “oynak” zeminde bulunan kimseyle tartışmak anlamsızdır.

İlke deyince, bizde herkes kendine özgü “demokrasi” tarifiyle, dar tabanından alkış alarak vaziyeti idare ediyor. Demokrasinin asgari koşulu sandıktır elbette, ancak örgütlü toplum, basın ve ifade özgürlüğü, eşit yarışma koşulu olmaksızın yapılan seçimler olsa olsa tek adam düzenine meşruiyet sağlar. Kaldı ki sandıkçı, çoğunlukçu demokrasinin bile işlemediği günlerdeyiz. Sözü “kayyım” meselesine getireceğim.

Kürt olmak

Kürt seçmen çok zamandır, belki de siyasetini onaylamadığı dönemde bile HDP’ye oy veriyor. Çünkü kendini ifade edebilecek dar alanda, sadece HDP’yi sesi olarak algılıyor. Doğrusu bu siyasetin açmazıdır. Kürt seçmene başta sınıf sorunları olmak üzere, yoksulluk, işsizlik için çözümden söz etmek mümkün olmuyor. Bu insanlar kırgın, sandığa gidip oy veriyorlar, seçimleri tanınmıyor. Sıradan bir insan için çok ama çok ağır bir durumdur bu. 

En kötü Meclis, en iyi silahlı çatışmadan iyidir. Söz, yazı oldukça umut vardır. Dünyanın, bölgemizin, ülkemizin boğucu sorunları var. Hepsini çözmeye gücümüz yetmez. Ancak en azından kendi yurdumuzdaki, üstelik uzun zamana yayılmış, yaralı bellek yaratmış sorunları çözmeliyiz. Kürt sorunu eskiden salt memleketimize aitti, şimdi uluslararası hale geldi, bu ürkütücüdür. Aynı zamanda kalem oynatan herkes için de sınav vaktidir. “Kayyım” atamalarına ne diyorsunuz? Soru yalın, sadedir.

İlk gençliğimden beri “Kürt Sorunu” yakıcı halde tartışılır. Açık söyleyelim, 12 Eylül darbesinin bıraktığı en ağır mirastır bu. Yıllarca “kart kurt” diyerek alay edilen, işkence ile sindirilmeye çalışılan Kürt halkı, inatla ve ısrarla bir arada yaşama iradesi gösteriyor. Seçimlerde koydukları tavırla yazgıyı da büyük ölçüde etkiliyor Kürt seçmen. Demokrasinin güzel yanı budur. Kişi oy vererek, bir partiye üye olarak, sendikaya katılarak iktidarı etkileyeceğine inandığı müddetçe yurttaşlık bağı güçlenir. 

Atatürk’e saygı

Ben söze, tartışmaya, siyasete inancımı koruyorum. Ne olursa olsun, bu ülke aydını inatla mücadelesini sürdürüyor. Güç kavşaklardan dönüyoruz, baskı artıyor, ifade özgürlüğü daralıyor. Ancak insan mücadele gücünü korumalıdır. Başka türlü yaşamın anlamı kalmaz. Hamasetten söz açmıyorum; insanlığın şu ya da bu biçimde ilerleyişinden söz ediyorum. 

Kürt siyasal aktörlerine de bir anımsatma yapmamız gerekir. Bu memleket ancak laik cumhuriyet koşullarında bir arada yaşama olanağına kavuşacak. Kurucu öndere saygı duymak, onu liberallerin diliyle tartışmaktan vazgeçmek gerekir. Ortadoğu bataklık, niye? Dinci, milliyetçi, mezhepçi yığınlar birbirini boğuyor. Laik Cumhuriyeti birlikte inşa etmeliyiz, demokrasi ile taçlandırmalıyız ve elbette sosyalizme kırmalıyız dümeni. Çiğ Atatürk tartışmalarının, hele de nefretinin kime ne yararı var? 

AKP “Müslüman Ümmet” söylemiyle çözmek istedi Kürt Sorunu’nu. Mümkün müdür 21. yüzyılda bu? Olmadığı görüldü. Birbirini besleyen şoven milliyetçilikle de bu işler olmaz. Daha çok özgürlük, eşitlik, adalet, hukuk istemeliyiz.

Çalınan irade

Şunu düşünün: İmamoğlu’na oy verdiniz, kazandı ama kabul edilmedi sonuçlar. Ne hissettiniz? İradenize el konulduğunu düşündünüz değil mi? İşte Kürt halkı on yıllardır bu duyguyu yaşıyor. Kavramak güç olmasa gerek. Sözü Adorno ile bitireceğim, diyor ki:

Aydın için biraz olsun dayanışma gösterebilmenin tek yolu katı bir yalnızlıktır şimdi. Her türlü işbirliği, toplumsal katılma ve kaynaşmanın bütün insanca değeri, insanlık dışı koşulların sessizce onaylanmasını örten maskedir yalnızca. İnsanların çektikleri acılardır asıl paylaşılması gereken: Onların haz ve eğlencelerine doğru atılmış en küçük adım, acılarının daha da şiddetlenmesine yol açacaktır.


Yazarın Son Yazıları

Cin, cemaat, cehalet! 26 Kasım 2020
Bir kira, bir yuva 12 Kasım 2020
Kapitalizmin tanrısı! 5 Kasım 2020
Enkaz! 2 Kasım 2020
Loris Teyze! 12 Ekim 2020
Kendine adalet! 8 Ekim 2020
Kayyım cumhuriyeti 5 Ekim 2020