Deniz Yıldırım

‘Politikanın zamanı değil’

04 Kasım 2020 Çarşamba

Bilim yıllardır uyarıyordu, doğayla savaş olmazdı. Deprem değil, yanlış yapılaşma, insan hataları öldürürdü. Yönetenler dinlemedi. Niye? Çünkü yıllardır bu ülkede ekonomik faaliyetin merkezinde olur olmadık her alanı ranta, imara açmak vardı.

Doğru, deprem doğal afetti; ama yıkılan binaların belirli bir bölgede yoğunlaşması, bütün şehri vuran bir depremde sınırlı bir bölgedeki yapı stokunun büyük hasar görmesi de “doğal” afetin sonucu muydu? Hâlâ bu bölgede İzmir’in bağrına hançer gibi saplanan o gökdelenlerin yükselmesine de mi “doğal afet” izin verdi? On yılların hatalarının, politikanın konusuydu.

Yıkılan binaların çürük raporlarının olduğu ortaya çıktı. Yaptırım yoktu, önlem yoktu; insanları buralardan taşınabilmek için daha iyi maddi şartlara sahip kılan bir ekonomik düzen yoktu. Politikanın konusuydu.

İki üç sosyal medya mesajı yazana, köşesinde eleştiri kaleme alana, kürsüsünde bilimin hakkını ve hukukunu savunana, alamadığı tazminatı için yollara düşen maden işçisine, toprağını savunmak için direnen köylüye işleyen zorlama ve yaptırım gücü, kötü yapılaşmaya, rantçıya, müteahhit düzenine karşı işletilemedi. Güç mü yetmiyor, tercihler mi böyle? Bu soru da politikanın konusuydu.

Daha yakınlarda binlerce konut için imar affı çıkarıldı. İmar düzenlemesi yıllardır ranta, iktidarın seçim yatırımına bağlandı. Sahi o aflardaki irade ve imza neyin konusuydu?

Kurtarma çalışmaları sürerken enkazın üzerine çıkıp görevlinin elinden telefonu kapmak, kameralar karşısında gösteri yapmak mı? Söyleyeyim, politikanın konusuydu.

Depremin hemen ertesinde, millete “Politikanın zamanı değil” vaazları verilirken partinin il kongresini ertelememek, Van’da AKP kongresi yapmak da politikanın konusuydu. Demek ki politikanın zamanıydı.

Bizi kurtaracak çizgi

İzmir’de bu kadar sınırlı sayıda bina enkazında günlerdir kurtarma çalışmaları sürerken, İstanbul’da beklenen depremin sonucunda kaç kişinin kaç binanın enkazında hayat mücadelesi vereceğini, buna karşı rantçılık dışında hangi yollarla önlemlerin alındığını sorabilmek de politikanın konusuydu. Çünkü diğer zamanlarda ciddiye bile almıyorlardı bu soruları.

On yıllar içinde tarımı, hayvancılığı bitirmek, geçinemeyen ülke nüfusunun altıda birini İstanbul’a yığmak, her yeri gökdelenlere, rezidanslara ve AVM’lere boğmak, deprem toplanma alanlarını imara açmak, bu yetmiyormuş gibi bir de Kanal İstanbul felaketini dayatmak mı? Elbette politikanın konusuydu.

Deprem için toplanan vergilerin ne olduğunu sormak; halkın vergilerinin yerinde kullanılıp kullanılmadığını sorgulamak; bu vergilerin neden depreme dayanıklı olmadığı saptanan konutların güçlendirilmesi ya da buradaki yurttaşlarımızın daha güvenli konutlara yerleştirilmesi için kullanılmadığı konusunu gündeme getirmek de politikanın konusuydu.

Fakat ilginçtir, nerede faturasını halkın ödediği bir büyük felaket yaşansa, madende işçiler ölse, depremde binalar çökse, selde yanlış yapılaşma nedeniyle canlar yitirilse yönetenler hemen aynı cümleyi kurmaya başlar: “Politika yapmayın, zamanı değil.” Sanki başka zaman politika yapmaya, eleştirmeye kalkanlara izin, hoşgörü var da bir tek bu zamanlarda mesele!

Bir de üstüne sorumluluğu yurttaşa yükleyen açıklamalar gelir: “Madene tedbirsiz inmişler, inşaatta güvenlik sağlamamışlar, dere yatağına ev kurmuşlar, virüsü siz yayıyorsunuz, dışarıya çıkmayın, her şeyi devletten beklemeyin” vesaire vesaire. Her konuda muktedirler, ama sadece olumlu işler yönetenlerden, olumsuzluklarsa halktan ya da kaderden. Kimi muhalif siyasetçiler de katılıyor hemen bu koroya, “Biz siyasileştirmiyoruz” diyerek. Sanki marifet! Hayır, tam da politikanın zamanıdır.

Artık yüzleşelim. Bir yanda doğaya, insana karşı rantçı politika, diğer yandaysa karşılık beklemeden enkaz altından bir can daha kurtarmaya çalışan halkın dayanışması. Tüm kurtarma ekiplerine ve yurttaş dayanışmasının bileşenlerine selam olsun. Türkiye’yi bu sevda, bu çıkarsız ve alın terine dayalı fedakârlık dayanışması kurtaracak. Saraylar, saltanatlar değil.


Yazarın Son Yazıları

Yeraltından Notlar 9 Ocak 2021
Bir fragman olarak 2020 30 Aralık 2020
Platform’dan önce: Palto 26 Aralık 2020
İstikrar kimler için? 23 Aralık 2020
Ekmek siyaseti 16 Aralık 2020
Ahlat Ağacı 5 Aralık 2020
‘Yeni tedbir paketi’ 2 Aralık 2020