Deniz Yıldırım

Bağımsız kitabevlerini yaşatmalıyız

13 Mayıs 2020 Çarşamba

Yozlaşmaya, çürümeye karşı insani olanı korumak; hayal gücünü sıradanın zincirlerinden kurtarmak için çırpınan iyi kitapların; bize geçmişten bırakılmış notların ve bizim geleceğe bırakacağımız işaretlerin buluştuğu, geçmişle gelecek arasında bugün köprüsünü sürekli ayakta tutmaya çalışan yerlerdir kitabevleri. Sadece geçmişle geleceği bağlamazlar birbirine, yazarla okuru da buluştururlar. Okuru yazara dönüştürebilen imrenişin, yazarı daha iyisini keşfetmek için yeni okumalara yönelten arayışın mekânlarıdır aynı zamanda.

Tam da bu yüzden olsa gerek, gerçek kitabevleri hep birer tehdit olarak görüldü. Bugünkü kültürsüzleşme, içeriksizleşme salgınını tekelleşme dalgasıyla buluşturan gelişmeler birer hatıra değil sadece. Sonuçlarını bugüne etkileriyle yaşıyoruz. Taşranın nefes aldığı, gençlerin daha ileri ufuklarla tanıştığı mekânların yakıldığı, yıkıldığı, iflasa sürüklendiği örnekler dolu tarihimizde. Dolayısıyla, koronavirüs salgını baş göstermeden önce de sosyal bir etkileşim mekânı olarak kitabevleri, sahaflar zordaydı. Tekelleşmeye, zincir marketlere, tektipleştiren AVM dağıtım ağına, internet kitapçılığının indirim oranlarına, dijitalleşen ve akışı saniyelerle değişen gündem okuryazarlığına karşı bir direnişti onlarınki. Kolay değildi tutunmak.

Ancak şimdi her şey daha da zor olacak. Virüs birçok alanı, sektörü olduğu gibi yayıncılık sektörünü ve elbette kitabevlerini de etkiliyor. Holding kitapçılığı bu süreçten büyük zararlarla çıkmaz; küçülmeye gitseler bile kapatmak zorunda kalmazlar. Aksine, küçük balıkların yutulduğu ortamın tekelleşmeye daha da yol açacağını öngörebiliriz.

Oysa tekrar etmek gerek: Bağımsız kitabevleri birer sosyal etkileşim ve nefes alanıdır aynı zamanda. Her şeyin meta olarak görülüp satıldığı, ilişkilerin sadece satış üzerine kurulduğu “market” havasındaki ortamdan başka bir şeydir sözünü ettiğimiz. Gerçek kitabevi, sadece ticari mekân değildir, ilişkilerin ve etkileşimin de alanıdır. Okuruna ulaşamamış bir yazarı keşfetmenin, tanımadığımız insanlarla ortak dil geliştirmenin, beklemediğiniz bir anda sevdiğimiz bir yazarla karşılaşmanın, kitabevinin sahipleriyle, çalışanıyla demli bir çay içip dertleşmenin; kısacası, gündelik hayatta giderek yitirdiğimiz sosyallikleri kitaplar ekseninde kurabilmenin de mekânlarıdır kitabevleri. Yaşatılmaları zorunluluktur.

Kütüphaneler, parası olsun olmasın herkesin her kitaba erişmesini sağlayan iktisadi kamusallığın model mekânlarıdır. Bağımsız kitabevleri, okudukları üzerine konuşmak, yeni dünyalara dair tavsiyeler almak, yeniden düşünmek isteyenlerin karşılaşmalarına dayalı kamusal ilişkilerin mekânlarıdır. Bu iki kamusallığı da korumalıyız, geliştirmeliyiz. İktisadi ve ilişkisel kamusallığı yayabilmeliyiz. Bir alanda başaramazsak, tüm ülkede ve her alanda nasıl başarabiliriz?

Çözümler 

Kısa vadede yapabileceklerimiz belli: Gidemiyorsak bile birçoğu uzaktan, internet üzerinden de olsa kitaplarını listeliyor, siparişe imkân veriyor bugünlerde. Zincirlerden, tekellerden değil, bağımsız kitabevlerinden kitaplarımızı alabiliriz. Elbette kargo emekçilerine fazla yüklenmeden. İkincisi, “Askıda Kitap” uygulaması başlatabiliriz. Kitap aldığımızda, ihtiyacı olan bir kişi için de kitapçımıza bir kitap bağış parası bırakabilir ya da tavsiye ettiğimiz kitabı satın alarak askıya koyabiliriz. İşsize, öğrenciye, geçinemeyene kitap sunmak, paylaşmak; ihtiyaçlar ekseninde bir dayanışma modelidir. Kitabevleri bu dayanışmanın aracı mekânına da dönüşür. Böylece bağımsız kitabevlerinin bu süreci ayakta kalarak geçirmesini de sağlarız.

Ancak bunlar elbette bu olağanüstü dönemin geçici, bireysel çözümleri. Çare elbette her alanda tekelleşmeye karşı kooperatifleşmedir. Yayıncılık ve dağıtım sektöründeki tekelleşmeye karşı birçok ilerici, bağımsız yayınevi virüsten önce Yayıncılar Kooperatifi’ni kurmuştu mesela. Kooperatif, üyesi yayınevlerinin kitaplarını doğrudan okurla buluşturmak adına İstanbul’da ve Diyarbakır’da birer kitabevi de açmıştı. Bu uygulama hem desteklenmeli hem de bağımsız kitabevlerini, sahafları içerecek şekilde geliştirilmeli. Hayat bunu dayatıyor. Bağımsız kitabevleri, sahaflar kooperatifleşmeli. 

Bu, biz kitapsever yurttaşlar için de zorunluluk. Virüse zayıf yakalanan ekonominin hali ortada. Maliyetler artıyor; zamlar yolda. Kitaplar bundan bağımsız değil. Gelirimiz erirken kitapların fiyatları artacak. Okurların kitaba daha az maliyetle erişme arzusu, tekellerin ve zincir sanal marketlerin indirim oranlarına yönelişi teşvik edecek. Öyleyse şimdiden bağımsız yayıncılar, kitabevleri, yazarlar, çevirmenler, yayınevi emekçileri ve okurlar lehine yeni bir dayanışma modeli geliştirmek, aracıları ve maliyetleri en aza indirmek ve kooperatif türü örgütlenmeleri geliştirmek zorunluluk. Bir yerde başarırsak, her yerde başarırız.


Yazarın Son Yazıları

Yeni sistemle iki sene 11 Temmuz 2020
Suya bile yazarız 4 Temmuz 2020
Dava insanları 24 Haziran 2020
İktidarcılık 20 Haziran 2020
Tek sorumlu yurttaş mı? 17 Haziran 2020
Mecbur insanlar 13 Haziran 2020
İmza 10 Haziran 2020
Ada 30 Mayıs 2020
Sosyal üzerine 27 Mayıs 2020