Olaylar Ve Görüşler

‘Taliban Afganistanı’ ilgisi ve tehlikesi - Faruk LOĞOĞLU

12 Nisan 2022 Salı

Afganistan konusunda Türkiye bakımından önemli bulduğum bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Dışişleri Bakanı M. Çavuşoğlu, Antalya Diplomasi Forumu’nda 13 Mart 2022 tarihinde tanıma olmadan Afganistan’daki sorunların çözülemeyeceği, tanınma için Taliban’ın bazı adımlar atması gerektiği anlamında bir açıklama yapmıştır. 

Sorumuz şu: Tanıma çağrısı, masumane gerek ve koşullara bağlanmış gibi gözükse de toplumumuzu dönüştürmeye çalışan mevcut iktidarın eğilimleri ışığında Türkiye için özel bir tehlike içermekte midir?  

Türkiye ile Taliban Afganistanı, rejimlerinin dayandığı ilkeler itibarıyla zıt iki ayrı kutupta yer alıyorlar.  Bizim anayasamız var, Taliban’ın şeriatı var.  

HER ŞEYE RAĞMEN...

Anayasamıza göre Cumhuriyetimiz demokratik, laik, sosyal, bir hukuk devletidir. Ayrıca toplumumuz değerlerinde ve yasalarımızda kadın erkek eşitliği gözetilir. Eğitimde bilime dayalı bir yaklaşım esastır. Ancak son yirmi yıllık yönetim boyunca iç ve dış politikalara hâkim olan din esaslı zihniyet nedeniyle bugün bu anayasal ve toplumsal parametrelerin ciddi hasar gördüğü de bir gerçektir. Diğer bir deyişle, Cumhuriyetimizin kurucu ilkelerinden bugün bir hayli uzaklaştırılmış bulunmaktayız. Ancak, bütün içini boşaltma gayretlerine rağmen değişmez kurucu ilkelerimiz anlayaşımızda durmakta ve toplumumuzun önemli bir kesimi için referans değerlerimiz olarak geçerliliklerini korumaktadırlar.   

Afganistan’la ilişkilerimize gelince, Türkiye Kâbil’deki büyükelçiliğini kapatmamış, Taliban yetkililerini Türkiye’ye davet ederek temaslarda bulunmuştur.  Bugüne kadar çok yönlü bağlar oluşturarak adı resmen olmasa da Türkiye, Taliban rejimini tanıma noktasına fiilen çok yaklaşmıştır. Şaşırtıcı mıdır?  Değildir!  Zira daha önceleri de bizzat Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, Taliban’ın inancıyla Türkiye’nin ters bir yanı olmadığı, Taliban’la iyi anlaşabileceğimiz anlamındaki açıklamalarıyla duruşunu ve altındaki kadrolarca izlenecek politik çerçeveyi zaten belirlemişti. 

KATI ŞERİAT UYGULAMASI

Taliban, uluslararası toplum tarafından kabul görmek ve tanınmak istemektedir. Zira siyasi ve ekonomik nedenlerle dış desteğe ihtiyacı vardır. Uluslararası çevreler de Afganistan’ın genel olarak yaşamda fakat özellikle kadın ve kız çocuklarının hakları bakımından çağdaş adımlar atmasını beklemektedirler. Ancak görüyoruz ki Taliban, kendilerine göre şeriatın emrettiği kuralları en katı bir şekilde uygulamaya devam etmektedir.  

Türkiye ile laik değerleri yaşatan Batılı ülkelerin Taliban rejimini tanıması aynı şey değildir. Tanıma keyfiyeti, tanıyan ülkenin iç ve dış dinamiklerine göre yansımaları çok farklı olacaktır. Türkiye Taliban rejimini resmen de tanıyacak olursa ikili ilişkilerin kapsamı genişleyecek, derinleşecek ve süreklilik kazanacaktır. Taliban’ın eylem sahası ve toplumumuzun değişik kesimlerine erişme imkânları artacaktır. Şeriat sevdalısı çevreler Taliban’la ilişkiler üzerinden beslenerek ulusal ve yerel planda etkilerini artırmaya çalışacaklardır.      

ETKİSİ BÜYÜK OLUR

Aslında Taliban’la karşılıklı etkileşim başlamıştır bile. Antalya Diplomasi Forumu’na davet edilen Taliban heyeti, Diyanet İşleri Başkanıyla da bir görüşme gerçekleştirmişti. Şeriatçı Taliban ile laik Cumhuriyetin Diyanet sorumlusu ne gibi bir görüş alışverişinde bulunmuşlardır? Laikliğin anlamı mı, şeriatın üstünlüğü mü tartışılmıştır? Açılması kararlaştırılan Diyanet Akademisi’nde herhalde laikliğin faziletleri anlatılmayacak, dini kuralların gücü, etkisi tartışılacaktır.  Sözün kısası, karşılıklı etkileşimde Türkiye Taliban’ı değil, mevcut iktidarın eğilim, anlayış ve inançları nedeniyle Taliban’ın Türkiye’yi etkilemesi daha yüksek olasılıktır.  

Yıllardır dış ve dolayısıyla iç politikamızı yönlendiren Müslüman Kardeşler sevdasının şimdi üstü örtülü bir Taliban özentisine dönüşmesi maalesef göz ardı edilemeyecek bir olasılıktır.  Taliban’ın çekim gücüne herhangi bir ölçüde kapılmak Türkiye’mizin çağdaş medeniyet ülküsüne ters düşecek ve laikliğe yönelik saldırıları hızlandıracaktır.  

Ancak şu da bir gerçek ki ülkemizde demokratik, laik, sosyal hukuk devleti ile temel özgürlükler ve insan haklarına sahip çıkanlar bu bağlamda da gereken mücadeleyi vermeye devam edecekler, Türkiye’nin yüzünü hep aydınlığa doğru tutacaklardır.   

FARUK LOĞOĞLU

EMEKLİ BÜYÜKELÇİ



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları