Olaylar Ve Görüşler

Normalleşmenin maliyeti - Muhammed NUREDDİN

11 Nisan 2022 Pazartesi

Türkiye'nin Ortadoğu’da gerilim yaşadığı ülkelerle ilişkilerini geliştirmesi karşılığında ödemeye hazır olduğu bedeller ortaya çıkmaya başladı. Ahlaki değer yargıları, geriye itildi. Çıkarlar öne çıktı.  

ABD’de Joe Biden başkan seçilince, Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’nin Türkiye politikalarından daha fazla şüphelenir oldu. Erdoğan'ın niyeti, ikili ilişkilerde yumuşamayı önce Mısır, ardından Birleşik Arap Emirlikleri’yle (BAE) başlatmaktı. Mısır'ın şartlarının katılığı, Mısır diplomasisinin kurumsal belleği ve derin devletin ulusal çıkarlarıyla bağlantısı nedeniyle, Kahire’yle yapılan görüşmelerden şimdiye dek somut sonuç çıkmadı. 

Türk dış politikasının dönüşümünün ilk adımı, BAE’yle uzlaşmak oldu. FETÖ’nün darbe girişiminin arkasında BAE’nin de olduğunu düşünen Türkiye’deki iktidar, BAE karşıtı söylemlerine son verdi. Bunun karşılığında da BAE, Türk ekonomisinin canlanmasına, Türk Lirası’nın ABD Doları karşısındaki ürkütücü düşüşünün önlenmesine yardımcı olmak için 10 milyar dolar yatırım yapabileceğini duyurdu. Bunu, Erdoğan'ın şubat ayında BAE'ye yaptığı ziyaret izledi. 

ANILARDA KALDI

Türk dış politikasındaki ikinci dönüşüm, İsrail Cumhurbaşkanı Herzog'un mart ayında Türkiye'ye yaptığı ziyaret ve Erdoğan’dan gördüğü büyük konukseverlik oldu. Türkiye'nin on yılı aşkın süredir, İsrail’le ilişkilerin normalleşmesini bir dizi koşula bağlayan politikası sona erdi. Artık Gazze Şeridi'ndeki kuşatmaya, yeni yerleşim yerlerine, Kudüs'ün İsrail'in başkenti olarak görülmesine, Filistinlilere yapılan zulme ilişkin katı şartları yok Türkiye’nin. Bunların tümü, Davos’taki “one minute” çıkışından sonra kullanıldılar ve artık anılarda kaldılar. Bu da, iktidar medyasında kafa karışıklığı yarattı, kimilerini de utandırdı. 

EZİLENLER ARAÇ

Türkiye'nin politikasındaki değişimin kanıtı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Batı Şeria'daki son Filistin direniş operasyonlarına ve beş Siyonist yerleşimcinin öldürülmesine karşı söylediği sert sözlerdir. Direnişçilerin operasyonlarını ‘terörist ve menfur’ olarak tanımlaması, Herzog'a taziye mesajı yollamasıdır. Ayrıca Erdoğan, Herzog'u Yahudilerin Hamursuz Bayramı dolayısıyla tebrik ederken, Herzog da ramazan ayının gelişini tebrik etmiştir. 

Türkiye'nin Suudi Arabistan politikasında da değişim başlamıştır. Bunun ilk somut işareti de, 2018'de Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'nda öldürülen Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın katillerinin yargılanmasına, Türkiye'nin devam etmekten vazgeçmesidir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, dava dosyasının tamamının Riyad'a gönderilmesine karar vermiştir. Türkiye’nin bu tutumu, hem Kaşıkçı’nın eşi Hatice Cengiz’in hem de CHP’nin büyük tepkisini çekmiş, kararın hukuki değil, siyasi olduğu belirtilmiştir. 

Erdoğan ve AKP; ‘mazlumları savunun’, ‘halkların yanında olun’ gibi sloganlarını tamamen sildi. Yeni sayfa açmak da çok kolay oldu. Çünkü ezilenleri araç olarak kullanmak, maalesef kişisel ve siyasal amaçları içindi. 

MUHAMMED NUREDDİN

LÜBNANLI AKADEMİSYEN



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları