Olaylar Ve Görüşler

Hipokrat yeminine bir ekleme gerekiyor - Prof. Dr. Hasan YAZICI

11 Nisan 2022 Pazartesi

Sağlık Bakanlığı duyurularına göre, COVID-19 hasta ve ölen sayıları son günlerde azalıyor. Kuşkusuz sevindirici. Ancak yine bu günlerde, dünyanın çeşitli yerlerinden, hasta sayılarının arttığı yönünde veriler, haberler geliyor. Korkarım, eğer COVID-19 virüsüyle, bir punduna getirip, ulusça özel bir anlaşma yapmazsak, yakın gelecekte bizde de hasta sayıları artmaya başlayacak.  

Tabip odaları, Türk Tabipleri Birliği ve bireysel olarak kimi değerli meslektaşımın da sık vurguladığı gibi ben de pandemiyle mücadelemizde büyük, hatta yaşamsal eksikler, yanlışlar yaptığımız kanısındayım. Özellikle bir türlü sağlam salgın verisi toplayıp bunu ayrıntılı olarak en azından hekimlerimizin bilgisine açmamakta ısrarcı olmamız büyük bir eksik ve yanlış. Aralarında kimi öğrencimin de bulunduğu Bilim Kurulu’na ise ne diyeceğimi gerçekten bilemiyorum. Yazımda değineceklerimi bilmiyor veya akıllarına getirmiyorlarsa bu vahim; ancak bilip, anımsayıp da ses çıkarmıyorlarsa bu çok daha vahim. 

Epidemiyolojinin (hastalık sıklıklarıyla ilgilenen bilim dalı) üç ana işlevi vardır. Birinci işlev hastalık nedenlerinin anlaşılmasında bize yardımcı olmasıdır. Bulaşıcı hastalıklardan bazı kanser türlerinin nedenlerini bulmaya kadar, sağlam epidemiolojik veriler tıbba ve dolayısıyla insanlığa büyük hizmet etmiştir. Epidemiyolojinin ikinci ana işlevi hastalıklarla mücadelede kaynakların doğru yere ve yeterli dağıtımıdır. Bu işlevin önemini daha açmaya gerek yok sanırım. 

Hipokrat

BAYES KURAMI

Epidemiyolojinin en azından ilk iki işlevi kadar önemli olan üçüncü işlevi ise hastalıklara tanı koymakta yardımcı olmaktır. Söz konusu işlevselliğin dayanağı her yeni olasılığın, aynı olguyla ilgili bir önceki olasılığa bağımlı olması sayısal gerçeğidir. Bu gerçeğe, onu 18. yüzyılda ilk tanımlayan İngiliz rahibin adını verip Bayes Kuramı diyoruz. Bu kuram bize, özellikle toplumda sıklığı az olan (örneğin yüzde 1-3 dolayında) hastalıklara tanı koymakta en doğru ve hassas testlerin bile birçok durumda doğru tanı açısından yazı tura atmaktan daha sağlam bir bilgi veremediğini anlatır.

Özetle, hekimler çalıştıkları ortamdaki hastalık sıklıkları hakkında olabildiğince sağlam verilere sahip olmadan düzgün hekimlik yapamazlar.  İşte bu nedenle sağlık yöneticilerinin belirli aralıklarla sağlık taramaları yaparak hastalık sıklıkları hakkında, en azından, hekimleri bilgilendirmeleri gerekir.  

Üzüntüyle belirteyim, ülkem hekimleri bu yaşamsal verilerden hemen tümüyle yoksun olarak hekimlik yapmak zorundadırlar. Özellikle bir pandemi sırasında bu yaşamsal bir yanlıştır.  

Ünlü bir söz vardır. Savaş, generallere bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir denmiştir. Buradan giderek özellikle bir pandemide sağlık verisi toplamak politik yöneticilere bırakılamaz diyorum. Daha pandeminin ilk aylarında ünlü Bilim Kurulu’muzun medyada popüler bir üyesi televizyonda katıldığı bir tartışmada, bir dizi veriyi paylaştıktan sonra, “Bana bu verileri veren gazeteci arkadaşa çok teşekkür ederim” demişti. Anlamıştım. Bilim Kurulu tüm verilere hâkim olmadığı gibi  bundan pek de rahatsız değildi.    

BİR ÖNERİ

Bir önerim var. Yöneticilerimizin ve danışmanlarının rehabilitasyonuna takılıp kalmayalım. İş başa düşüyor. Hipokrat yeminine kısa bir paragraf eklenmesini öneriyorum:  

Başta salgınlar sırasında olmak üzere, gördüğüm hastaların verilerini  titizlikle tutup, doğal olarak hastalarımın özlük haklarına saygı göstererek, bu verileri en doğru şekilde, eksiksiz ve hiçbir baskıya aldırmadan meslektaşlarımla paylaşacağım. Söz konusu veri paylaşımının en başta hasta bakımı olmak üzere  hasta hakları, toplum sağlığı ve hatta insanlığın kalıcılığı açılarından  yaşamsal olduğuna inanıyorum.

Hipokrat yemininde tarih boyunca çeşitli değişiklikler, eklemeler yapılmıştır. Ancak altını çizeyim. Önerim, hekimler olarak onurumuz olan bu yemine, ilk kez, baskı altında olsam da doğruyu söyleyeceğim, bir yerde, haykırışı ekliyor. Böyle bir gereksinimin doğmasına ise, oldukça kıdemli bir hekim olarak, gerçekten  çok üzülüyorum.

PROF. DR. HASAN YAZICI 

İÜ CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ EMEKLİ ÖĞRETİM ÜYESİ



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları