Enver Aysever

Gürültü içinde barışı anımsamak!

17 Ekim 2019 Perşembe

Nerede, hangi coğrafyada doğacağımızı seçemeyiz. Emek, çaba vermeden edinilen sıfatlarla, konumlarla böbürlenmek olsa olsa ilkel bir dürtüdür. Oysa nasıl bir insan olacağımıza yön verebiliriz. Eşit, adil, özgür, barış içinde bir dünya için emek verebiliriz. Doğaya saygı duyabilir, korumak için çaba sarf edebiliriz. Sömürüye karşı mücadele edebiliriz. Bir Türk iyi insan olabilir. Bir Alman, çocuk tacizcisi olabilir. Bir Kürt adaletli olabilir. Bir Arap zalim olabilir. Bunların tamamının tersi de mümkündür. Sapık Türk, erdemli Alman, hain Kürt, yardımsever Arap gibi!
Irkını sevmek ahmaklıktır. Şudur iddiası: “Benimle aynı ırktan gelen herkes iyi, dürüst, namusludur.” Akıldışı değildir bu sadece, aynı zamanda gülünçtür. Geniş kitleleri uyuşturmak için iyi de bir silahtır ayrıca. Milliyetçi uyuşturucu topluma zerk edildiği zaman kaba tasniflerle ayrışır insan. Oysa bir Kürt en büyük Türkçe yazarı olabilir. Örneğin Yaşar Kemal. Buna karşılık bir Türk g’nin üstüne ne zaman yatay çizgi konarak yumuşayacağını bilmeyebilir. Örneğin Binali Yıldırım.
İnsan sadece bir coğrafyaya doğmaz. Aynı zamanda dile doğar. Annemiz bize hangi dilde ninni söylerse, ilkin onunla uyuruz. Ana kucağı memlekettir, güvendir, şefkattir. Kimse anasının dilinden dolayı değerli ya da suçlu değildir. Anamız Arapça ağıt söyledi diye neden eksikli olalım? Ya da tersi, anamız Türkçe ninni söyledi diye neden bir başkasından üstün olalım? Savaşlar bu duyguların tahrik edilmesiyle çıkarılır, sürdürülür. Büyük yıkıntının neden olduğu sorulmasın istenir. Ölüler ayrışır, acılar yarışır.

Akıl yiterse
19 yaşında bir genci sadece Kürtçe konuştuğu için saldırarak öldüren insanın, bu eylemi yapmasına neden olan duygu, düşünce nedir? Belki düne dek kahvede birlikte tavla attığı, bayramda evini ziyaret ettiği yaşlı bir adamı Kürtçe konuştu diye döven güruhun tutumunu akılla açıklamak mümkün mü?
Devam edelim: Paris’te sıradan bir futbol maçında gol attı diye yan yana dizilip asker selamı veren sporcuların bu davranışının akla uygun bir açıklaması var mı? Herkes “O oyuncular askerlik yaptı mı, yaptıysa bedelli mi?” diye sorguladı. Oysa daha önemli bir soru var. Bu başarılı gençler dünyanın değişik ülkelerinde top koşturuyor. Farklı dinden, milletten oyuncularla yan yana mücadele ediyorlar. O gün rakip oldukları Fransızlarla aynı takımda oynama ihtimalleri de var. Benzer biçimde bizim ülkemizde de farklı ülkelerin sporcuları, takımlarımızın formasını giyiyor. Soru yalın: Kim, kime, neden asker selamı çakıyor?

Vatan neresi?
Savaşlar; sermaye hükümranlığı sorgusuz devam edebilsin, özellikle yoksul, küçük insan hakikati sorgulamasın diye çıkar. Doğada sınır yoktur, o yüzden sınır ötesi harekât da olmaz. Sınırları insan koyar. Böylece rahatlıkla birbirini sevecek, söyleşecek, dostluk edip yaşamı paylaşacak insanlar düşman olur. Birini Türk, Kürt, Ermeni diye sevmek ya da nefret etmek kadar ilkel bir dürtü yoktur. Ya bu yalanın peşine takılır kaybolursun ya da sorar, soruşturur, düşünür ve aslında kapitalizm denen o büyük sömürü balonunu patlatmak için mücadele edersin.
Son günlerde “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır” sözü dolaşımda. Mustafa Kemal’in yerinde ve haklı söylemi; “Yurdunu savunmak için yapılmıyorsa savaş, cinayettir” cümlesi yanına eklenmezse, eksik kalır. O halde soralım: Halkbank yaptırımları çerçevesinde, rüşvet aldığı gerekçesiyle haklarında soruşturma açılacağı söylenen bakanlar da vatana dahil mi, değil mi? Benim vatanımda o dövülen Kürt baba var, öldürülen on dokuz yaşındaki çocuk var. Ama Türkiye’yi Çekya’da temsil görevi verilen Egemen Bağış yok örneğin.

Emekli askerlere soru
Geçen gün bir görüntü yayımlandı. Harekâtta görevli bir asker, tankın içinden FOX muhabirine görüş bildirdi, dedi ki: “İslam güneşinin olduğu her yere gidiyoruz.” Ekranda fikir bildiren emekli askerlere soruyorum: Bu ifade sizi rahatsız etti mi, etmedi mi? Ne zamandan beri TSK ulusal güvenlik görevi dışında bir işlev üstlendi?



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

İflas 25 Mart 2021

Günün Köşe Yazıları