Harf devrimi ve bir usta: Etem Çalışkan...

31 Ekim 2019 Perşembe

Kaligrafi, güzel yazı yazma sanatıdır. Sadece güzel yazmak onu sanat yapmaz, ona yorum getirmek gerekir.”

“Sanat, kurallar içerisinde kuralsızlıktır. Eğer kurallar içerisinde kuralsız çalışmazsan hep yapılanı, öğrendiğini yapmış olursun...”

Yıllar sonra Etem Çalışkan’la bir araya geldiğimde, aklımda hep ondan duyduğum ve belleğimde yer etmiş bu iki tümce vardı... İşte karşımda her zamanki derviş haliyle, edasıyla oturuyor. 90 yaşını geride bırakmış. Yarınlara hazırlanıyor.

Onu tanımayanlar bile, farkında olsalar da olmasalar da ona ilişkin ya çok şey biliyor ya da paylaşmıştır... Atatürk’ün en sık gördüğümüz en güzel tabloları, Anıtkabir resimleri onun elinden çıkmıştır. Paralarda, pullarda, 100 yıl afişlerinde onun imzası vardır. Okuduğunuz kitapların kapakları, satın aldığınız kartpostallar, rastladığınız afişler, gelmiş geçmiş nice ünlü kaligrafik eser, onun çizimidir...   

Ethem Çalışkan, gazeteci, ressam ve hattat. Çalışmadığı gazete hemen hemen yok gibidir: Yeni Sabah, Zafer, Öncü, Dünya, Akşam, Milliyet, Hürriyet... Milliyet gazetesinde yıllar boyu odalarımız yan yanaydı. Onlarınki de ne oda! Bir masada Etem Çalışkan, bir masada muhteşem Altan Erbulak, çizer ha babam çizerler. 


Dünden bugüne    


Etem Çalışkan’ı daha yakından tanımanız için birkaç satırbaşı: 

Tarsus’un Göçük köyünde doğdu (1928) Mersin’de ilk eğitim, sonra bir baykuşun sırtında ver elini İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi... Sabri Berkel’den desen, Emin Barın’dan yazı, Namık Bayık’tan afiş ve grafik dersleri... Emin Barın’ın 35 yıl boyunca öğrencisi ve asistanı... Anıtkabir’deki yazıtların yazılmasında Prof. Barın’ın yardımcısıydı...

Akademide sanat öğrenciliğini sürdürürken gazeteciliğe başladı. Sınıfta dostları arasında Zeki Müren, Çolpan İlhan, Erol Keskin, Pekcan Koşar var...

Hep çalıştı hep çalıştı. Ben de tanığım... Bir de Atatürk aşkına, Cumhuriyet bağımlılığına ve yazı sevdasına tanığım... 

Etem Çalışkan, milat olarak İsa’nın doğuşunu değil, yazının icadını, çivi yazısının icadını kabul eder. Ona göre şimdi yıl 2019 değil, 6019’dur! 

“Ne param var, ne pulum / Ben de böyle bir kulum” dercesine derviş hayatı sürdü ve sürmekte...


Yarın 1 Kasım 


Şimdi durup dururken Etem Çalışkan’dan söz etmem boşuna değil. Yarın 1 Kasım. Harf devriminin yıldönümü.   

1 Kasım 1928’de yeni yasama yılı başlarken, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’in açılış konuşmasıyla birlikte “Yeni Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun” oybirliğiyle kabul edildi. O ünlü konuşmada ulu önder, milletin yüzde onu okuma yazma bilir; gerisi bilmezse bunun insanlık ayıbı ve utanç verici olduğunu vurguluyor, “Yeni Türk harfleri çabuk öğrenilmelidir. Her vatandaşa, kadına, erkeğe, hamala, sandalcıya öğretiniz. Bunu vatanseverlik ve milliyetçilik görevi biliniz” diyordu. Böylece Osmanlı’dan beri Türkçeye uygunluğu tartışılan Arap alfabesi yerini Latin harflerine dayalı Türkçe alfabeye bırakıyordu.  

İşte Etem Çalışkan dev bir retrospektif resim sergisi açmak için 1 Kasım’ı seçmişti. Latin harflerle geleneksel Türk sanatları arasında önemli bir yer tutan kaligrafiyi buluşturan hocaların hocası böylece geçmişle gelecek arasında bir köprü kuruyordu. 

Sergi, 1 Kasım’da Etem Çalışkan’ın doğduğu Mersin’de açılıyor. MBB Kongre ve Sergi Sarayı’nda. (Saat 18.00’de) Ona kitaplarımla birlikte ben de eşlik ediyor olacağım. Sonra da biricik eşsiz Muazzez İlmiye Çığ da bize katılacak ve üçümüz birlikte hem Harf devrimini konuşacağız hem de dünden bugüne bir yolculuğa çıkacağız. Yolu o tarafa düşenleri bekleriz...