Yazgülü Aldoğan

İzmir’in dağlarında çiçekler yine açar!

22 Ağustos 2019 Perşembe

Biz, ağaçlar kesilmesin, siyanürle altın aranmasın, suyumuz, havamız kirlenmesin, sincabımız, kuşumuz, karacamız ölmesin diye Kaz Dağları’nda piyanonun sesine kulak verirken, Ege’nin güneyinden, yanan ağaçlardan odun çıtırtısı yükseliyordu! Rüzgâr Tanrısı’nın hışımla yellediği alevler kozalakların da sıçratmasıyla bir tepeden bir tepeye atlarken İzmir’in sayfiyesi Urla bile tehdit altındaydı. Yumurtalarını terk etmeyen kuş küle dönmüştü. İzmirliler, göz yaşları içinde yangını seyrederken ne yazık ki gözünü kin ve nefret bürümüş bir küçük azınlık da Neron gibi el çırpıyor, “İzmir’in dağlarında çiçekler mi açıyor, alın size alevler” diye histerik naralar atıyordu! Evet, “gâvur İzmir’i” birileri mi yaktı, henüz netleşmiş bir durum yok. Sitelerin güvenlik kamerasına yakalanan iki kişiden bahsediliyor, ama polis açıklaması değil. Arazinin orman vasfını kaybetmesi ve ranta açılması amaçlı çıkarılan bir yangın mıdır, hainlerin yaptığı bir sabotaj mıdır, yoksa sadece vurdumduymaz gafillerin mangal sevdası, anız yakma, yanan izmariti atma gibi bir cahillik midir, yakanın canı yansın! Bu işin bir kısmı; ikinci kısmı kamuoyunun Tarım ve Orman Bakanı ile polemiği. Pakdemirli, Orman Bakanlığı’nın yangınlarda niye uçak kullanmadığı sorularına umursamaz bir ifadeyle, “Çünkü THK’nin uçakları çok eski, motorları arızalı. Personel bu uçaklara binmek istemiyor” yanıtını omuz silkerek verebiliyor. Oysa gerek İzmir milletvekili Atilla Sertel, gerek Mehmet Ali Çelebi, bunun doğru olmadığını, THK uçaklarının 2016’da gayet başarılı olarak yangınlara müdahale ettiğini, uçakların çalışır durumda olduğunu, ayrıca TSK’nin de elinde uçmaya hazır yangın uçakları filosu olduğunu söylüyor. Çelebi, pilotunuz yoksa ben varım, diye göreve hazır olduğunu beyan ediyor! İzmir’e uçakla müdahale için bütün ormanların yanarak bitmesi mi bekleniyor? Nitekim yangın, rüzgârın da yavaşlamasıyla durdu! Normal bir ülkede Orman Bakanı istifa ederdi, bizimki hâlâ uçakların niye uçmadığına dair doğru dürüst açıklama yapamıyor!

Kayyım komedisi Aslında bütün sorun, yürütmenin kendisine muhalif olan vatandaşıyla inatlaşması, sürtüşmesi! Tek kişiye bağlı merkezi yönetimin keyfini süren AKP-MHP ortaklığındaki Cumhur İttifakı, yerel seçimlerde uğradıkları büyük yenilgiyi ve yerel iktidarı kaybetmeyi hazmedemedi. Büyük rant sağladıkları, vakıflarına, yandaşlarına hortumlattıkları, içini boşalttıkları belediye kasalarını kaptırmış olmaktan öyle mustaripler ki terör bahanesiyle bir bir geri almaya kararlı gözüküyorlar. İşe en az tepki çekeceğini düşündükleri HDP belediyeleriyle başladılar. Van, Diyarbakır ve Mardin belediyelerinde daha birkaç ay dolmadan, üstelik Kaz Dağları protestosunun gecesinde nisbet yaparcasına, kapılar kırarak operasyon yaptılar. Belediye başkanlarını görevden alarak yerlerine valileri kayyım olarak atadılar. Bu illerde belediye başkanları yüzde ellinin çok üstünde oyla seçilmiş, zaten bu görevleri yine atanmış vali kayyımlardan devralmış, üstelik de kayyımların yaptıkları israfları kamuoyuna açıklayarak, belediyelerin içini nasıl boşalttıklarını kanıtlayarak yürütmenin ayıbını yüzlerine vurmuşlardı. Valiler atanmış hükümet memurlarıdır. Belediye başkanları ise halk tarafından seçilmiş yöneticiler. İdari kararlarla belediye başkanları görevden alınacaksa, bu sistemin adı “demokrasi” değildir. Göstermelik seçim de yapmayalım, her ilin valisi aynı zamanda belediye başkanı olsun, kimse kimseyi kandırmasın! Valinin ilk işi kameraların önünde Atatürk’ün fotoğrafını indirip yerine şimdiki Cumhurbaşkanı’nın fotoğrafını astırmak. Bu tavırlar, bu baskılar siyaseten ters teper. İçişleri Bakanı Soylu, görevini yaptığını, teröre bulaşmış belediye başkanlarını görevden almazsa suçlu olacağını iddia ediyor. Tam da bu yanıt, kuvvetler ayrılığı ve yargının bağımsızlığının olmadığının ispatıdır. YSK bu başkanların aday olmasında, seçildikten sonra mazbata almasında bir sakınca görmemiş. Ama İçişleri Bakanı görüyor? Yürütme, yargının kararını tanımıyor. Yürütme, seçmenin tercihini de tanımıyor. Kayyım vali ikinci iş ne yapıyor? Daha bir saat olmamış, seçilmiş başkanın görevden aldığı bankamatik memurlarını işe geri alıp kendisinin görevden aldığı ve seçilmiş başkanın tekrar göreve getirdiklerini tekrar işten atıyor. Bu kadar parodi, İnek Şaban filmlerinde yoktur! Soylu, “Halk çok memnun, kayyımları sevinçle karşıladı, seçilmiş başkanlar şehri yönetememiş” diyor, ama halkın o başkanları tekrar yüksek oyla seçtiğini açıklayamıyor? Seçtikleri başkanların görevden alınmasını protesto eden halk, polis tarafından gazlanıp coplanıyor, partililer yerlerde sürükleniyor. Terör örgütü, ellerini ovuşturuyordur. Yazıktır, bu ülkeye kıymayın. Orman yangınına seyirci kalarak, betonla kalkınma gibi yanlış modellerle duvara toslayarak, tarımı, hayvancılığı yerinde boğup köylüyü, çiftçiyi yoksullaştırıp şehirliyi aç bırakarak mı başta kalacaksınız? Seçimde oy kullanmış her seçmen bu görevden almalara, kayyım atamalarına karşı durur. Oyuna sahip çıkar. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini YSK Başkanı’nın bile inanmadığı gerekçelerle iptal ettiler de ne oldu? 14 binlik fark 814 bin oldu. Tarih, hiçbir yanlışın sonuna kadar sürmediğini gösteren örneklerle dolu. İzmir’in dağlarında çiçekler elbet yine açacak.