Yazgülü Aldoğan

Millet adalet beklerken nereye gidiyorsunuz?

18 Temmuz 2019 Perşembe

Meclis bugün tatile giriyor. Yeni sistemin de pek bir işe yaradığı yok, ama bazen bir iki yasa çıkarabiliyor. Biri de aylar öncesinden söz verilmiş olan Yeni Yargı Paketi’ydi. Meclis çoğunluğunu elinde bulunduran Cumhur İttifakı’nın insan hakları ve hukuk konusunda duyarlı olduğunu düşünmüyorum elbet, yaz tatili sonrasına bırakmakta mahzur görmediler! Böylece haksız yere içeride tutulan Eren Erdem, meslektaşımız Musa Kart gibi 5 yılın altında ceza aldıkları için Yargıtay’a başvuramadıklarından, gazeteciler tahliye edilemiyorlar. Zaten iktidarın muhalif kimlikli siyasetçi, yazar, çizer, bilim insanlarını özgür bırakmak gibi bir niyeti yok. Tam tersine onları hangi hukuk ve adalet terazisinde tartıldığı belli olmayan gerekçelerle içeride tutmak, sesini kesmek derdinde. Bugün, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu yargılanıyor; suçu, örgütüyle birlikte İstanbul Büyükşehir Belediye seçimlerinin kazanılmasını sağlamak! Yok o değil, 7 yıl önce iki tweet atmış deyip kimi inandıracaksınız ki? Bugün Gezi davası var, Osman Kavala da iki yıldır tutuklu yargılandığı davaya, kelepçeli olarak getirilip yargılanacak. Herkes biliyor onun da Gezi’yi finanse etmediğini, Gezi’nin organizatörü de olmadığını. Ya Selahattin Demirtaş? “Ben siyasi rehineyim” derken haksız mı? Edirne Cezaevi’ne 2016’da götürüldü. Sincan Kapalı Cezaevi’ndeki duruşmaya görüntülü sistemle katılıyor. “Asıl mahkemem 18 Eylül’de, Strasbourg’da AİHM’de görülecek” diyor. İnsanların kendi ülkelerinde adaletten umut kesip uluslararası mahkemelere başvurması bir ülke için acıklı değil mi? Cezaevleri dolmuş taşıyor. 213 bin kişilik cezaevlerinde 300 binin üzerinde tutuklu, mahkûm yaşamaya çalışıyor. Sırrı Süreyya Önder, Yargıtay’a gidemesin diye 4 yıl 5 ay ceza aldı diyor Sezgin Tanrıkulu, haksız mı? Bunlar yetmiyor, Kaftancıoğlu’na 7 yıl hapis cezası isteniyor, Meral Akşener hakkında gizlilik kararıyla dosya hazırlanıyor, Kemal Kılıçdaroğlu için fezleke düzenleniyor. Adalet diye inlerken insanlar, daha çok muhalifi içeri tıkmak için hazırlık yapılıyor.

Milli birlik, beraberlik
Bütün illerde, belediyelere, valiliklere görev verilmiş, meydanlarda büyük bir gövde gösterisi düzenlenmiş, kalabalık olması için emir verilmiş. İstanbul’da ise Atatürk Havaalanı ve Boğaziçi Köprüsü asıl gösteri mekânı. Tarihi savaşçı kostümleri içindeki askerlerin önünde tek adam Erdoğan, 15 Temmuz mağduru ama mağrur, şiirler okuyor. Gözleri dolu dolu, duygulu, askerlerin ellerini okşuyor. Kükrediği tek an, Kılıçdaroğlu’na giydiriyor. Hani birlik ve beraberlikti? Neredeyse bütün TV kanallarının, neredeyse bütün illere de bağlanarak canlı verdiği törenlerde en içimi acıtan, illerde bayram çocukları gibi bayrak sallayarak kendini gösterme çabası içindeki yöneticiler. Korku büyük. Büyük şov, Boğaziçi Köprüsü ayağında müze açılışıyla devam ediyor. Anılar Müzesi’nin en çarpıcı parçaları Hande Fırat’ın telefonu ve şehitlerin ayakkabıları. Rugan erkek ayakkabıları, topuklu iskarpinler? Uzun sözün kısası, bu yılki anma töreni yerel seçimler mağduriyetinin tepkisidir. Özellikle de İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerin kaybının yarattığı, balkon konuşmasının yapılamamasının acısıdır. Bir aklıevvelin yazdığı gibi “Sizin 29 Ekiminiz varsa bizim 15 Temmuzumuz” var, “safları sıkılaştıralım a dostlar” mesajıdır. “Milli birlik” değil, tam tersine “siz” ve “biz” ayrışmasıdır.

Adaletin bu mu?
15 Temmuz darbe girişiminin 251 şehidi var ama o gece “terör saldırısı var” gerekçesiyle silahlandırılıp sokağa çıkarılan yüzlerce askeri öğrenci, er, çavuş, emirlere itaat etmek zorunda kalan alt rütbeli muvazzaf askerler, soruşturulup bırakılacaksınız denilerek gözaltına alınıp yargılandılar ve çoğu müebbet hapis cezasına çarptırıldı; erler, öğrenciler! O gece linç edilen, boğazı kesilerek öldürülen öğrenciler, erler var, bir KHK ile bunların katillerinin yargılanmasının önüne geçildi. KHK’lerle değdi değmedi diye binlerce kişi işinden atıldı, 200 bin kişi pasaport alamıyor. Bir bildiriye imza attılar diye öğretim üyeleri içeride, üniversiteden atıldı. 15 Temmuz sonrası geçilen OHAL düzeni sayesinde ülke iki yıl KHK’lerle yönetildi, o KHK’lerle insanlar adalete, hukuka susadı. Sonra meydanlarda birlik, beraberlik nöbeti. Bizim tutmamız gereken Adalet Nöbeti’dir! Adalet olmadığı için bu ülkede ekonomi de dibe vurdu, işsizlik de tavan yaptı. Bu böyle mi devam edecek, edemeyecek, çünkü bir gün bir kadın koşarak gelecek ve “Şişman kadınlar cennete gidemez” diyen rahibi sahneden aşağı atacak! Ve bu ülkede kadınlar kadın üniversitelerine gitmeyecek! Sizinkiler bile. Ayrıca üniversite mezunları arasında işsizlik yüzde 25’i bulmuşken bu gidişle kimse üniversiteye gitmeyecek!