Günü kurtar, geleceği harca

04 Aralık 2020 Cuma

Pandemi 3. dalgası ile hemen hemen bütün ülkeleri vurdu. Kimi okulları kapattı, kimi AVM’leri. Biz okulları kapatan taraftan olduk. Ekonomi ve eğitim arasında bir seçim yapmak gerekiyor muydu? Bu sorunun yanıtını alamadık tabii ki. Ama şöyle de okumak mümkün: “Günü kurtarmak ile geleceği kurtarmak” arasında bir tercih yapıldı ve biz günü kurtarmayı seçtik. Her zamanki gibi..

Haydi kapattık. Evde öğrenme süreçlerini iyileştirmek, öğrencilerin daha fazla derslere katılımını sağlamak adına çok daha fazla şey yapılabilirdi. Öğrencilerin evde öğrenme deneyimleri daha eşit hale getirilebilirdi. MEB, bu konuda verili koşullarla yetindi. Bilgisayarı olmayan, internet bağlantısı bulunmayan evlerde öğrencilerin EBA kullanımı hâlâ mümkün olmuyor. Uzaktan eğitimdeki ders içerikleri, sunuş şekli nitelikli değil ve hızı yetersiz. Uzaktan eğitim, başta, engelli çocuklar, yoksul çocuklar olmak üzere belli toplumsal kesimleri yok sayarak sürdürülüyor.

Eğitim ve eğitime erişim hakkı COVID19’dan dolayı önemli oranda etkileniyor. Peki, ne olacak?

Eğitim dışı kalan ya da doğru dürüst eğitim alamayanları işsizlik ve belirsiz bir gelecek bekliyor. Bunun sonuçları sadece bireysel değil toplumsal, her kesimi yakından ilgilendiriyor. 1.8 milyon öğrenci bu ülkenin geleceği ve yarısından çoğunu göz ardı edebiliyoruz.

Hindistan’ın Gujarat eyaletinde uzaktan eğitim sisteminin nasıl başarı ile yürütüldüğüne ilişkin bir yazı çarptı gözüme. 11.4 milyon öğrencinin olduğu bir eyalet Gujarat. Türkiye’nin 6.5 katı öğrenci var yani. Politika yapıcıların odaklandıkları en önemli konu eğitimde eşitsizliği azaltmak olmuş. Ve kurdukları sistem hayli başarılı. Evet onlar da bizim EBA tarzı evde öğrenme programı geliştirmişler. Peki ne farklı?

Özetleyeyim:

Eğitim materyallerinin hazırlanması: Öğretmenler ve konu uzmanları, sanal oturumlar için sunumlar da dahil olmak üzere yüksek kaliteli öğretme-öğrenme materyalleri geliştirmek için işbirliği yapmış; ders planları ve bölümleri özetleyen kilit noktalar. Çizim, hikâye anlatımı ve şiir gibi müfredatla ilgili etkinlikler içeren çalışma sayfaları oluşturulmuş. YouTube kanalları; Facebook; WhatsApp’ta ve basılı olarak fiziksel medya aracılığıyla dolaşan web bağlantılarından yararlanılmış

Bir sonraki adım: Her öğrenciye ulaşmasını sağlamaya odaklanmak olmuş. Gujarat Eyaleti’nin özelliği eğitim müfredatında her konu için biçimlendirici haftalık testler olan Periyodik Değerlendirme Testleri (PAT) sistemi kurmuş olması. Bu birkaç yıldır var olan bir sistem. Zaman tablolarına / programlarına bağlı ve öğrenme çıktılarıyla eşleştirilen soru kâğıtları, öğrenci yanıtlarını ölçmek için merkezi sistemlerle tüm okullara dijital olarak gönderiliyor. PAT verileri pandemi döneminde materyalleri dağıtmak ve uzaktan eğitimi her öğrencinin öğrenme seviyelerine göre kişiselleştirmek için kullanılmış.

Hükümet ayrıca Microsoft-Teams platformundan da yararlanmış. Teknoloji konusunda yetkin öğretmenler, her biri 15 öğrenciden oluşan gruplar oluşturmuş ve sanal sınıflar düzenlemişler. Bugüne kadar yarım milyondan fazla sanal sınıf tamamlanmış. Dahası, hükümet, QR kodlu ders kitaplarının cep telefonuyla taranmasını sağlayan ulusal açık Dijital Bilgi Paylaşımı Altyapısı platformundan kapsamlı bir şekilde yararlanarak birden çok dilde bir kaynak dünyası açmış.

11.4 milyon öğrenciyi kapsayan, eşitlikçi ama aynı zamanda kişiselleştirilmiş bir eğitim hayli iddialı. Ama başarmışlar. İyi düşünülmüş, kapsayıcı eğitimi odağa alan bir anlayışla. Destek için öğrenci ve velilerle telefon görüşmeleri hatta kimi zaman ev ziyaretleri ile sorunlar çözülmeye çalışılmış. Bu arada Gujarat’ın Dünya Bankası’nın Hızlandırılmış Öğrenme Programı’nın da desteğini arkasına aldığını da söylemeden geçmeyelim.

Bunlar önemli. Zaten teknoloji ve yapay zekânın iş yapış biçimlerini dönüştürmesi ile istihdam için gerekli nitelikleri sağlayamadan milyonlarca gencin işsiz kalacağı öngörülüyordu (Dünya Bankası raporuna göre 800 milyon), pandemi bu durumu daha da kötüleştirdi. Önümüzdeki 10 yılda 1.3 milyar genç yetişkinliğe geçecek ve ekonomik döngünün içinde yer alacak.

Türkiye’de ne yazık ki bunların hiçbiri gündeme gelmiyor, gelemiyor; kısır siyasi çekişmelerin, “ben yaptım oldu” politikalarının içine hapsolup kaldık.


Yazarın Son Yazıları

Ufuk Akçiğit... 19 Şubat 2021