Olaylar Ve Görüşler

Cumhuriyeti bize altın tepside sunanlar...

28 Mart 2020 Cumartesi

AV. Erol Ertuğrul

15 Mayıs 1919 günü güzel İzmirimiz 27 Mayıs 1919 günü güzel Aydınımız yayılmacı ve sömürgeci güçler tarafından işgal edildi. İzmir ve Aydın işgal edildiğinde Kuşadalı Mahmut Esat Bey (Bozkurt) İsviçre’de hukuk  doktorası eğitimi görmekteydi. Yurdumuzun işgal edilmesi üzerine, hemen dönerek silaha sarılmış ve Kuşadası, Selçuk yöresinde Kuvayı Milliye komutanı olarak Kurtuluş Savaşı’na katılmıştır. Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasından sonra, Atatürk’ün yanında yer almış ve Türk Aydınlanmasının  ve Türk Devriminin mimarlarından olmuştur. Önce Atatürk’ün İktisat Bakanı olmuş ve İzmir 1. İktisat Kongresinin toplanmasında büyük rol oynamıştır. Daha sonra Adalet Bakanı olmuş ve Türk Hukuk Devrimini gerçekleştirmiştir.  

Çağdaş devletin gereği

17 Şubat 1926 günü Mecelle kaldırıldı Medeni Yasa kabul edildi. Bu olay Türk devrimi içerisinde önemli bir yer tutan hukuk devriminin başlangıcıydı. Mecelle İslami kurallara göre düzenlenmiş bir yasaydı.  Bir erkeğin dört kadınla evlenebilmesi, kadının mirastan bir pay, erkeğin iki pay alması, bir kadının tanıklığının geçerli olmaması ne kadar uygar sayılabilirdi. Türk toplumunu uygar uluslar arasına sokabilmek için çağdaş bir hukuk yasası gerekiyordu. 

Mahmut Esat Bozkurt İsviçre’den Medeni Yasa’nın alınmasını sağlamıştır. Medeni Yasa’nın unutulmaz gerekçesini yazmıştır. Bu gerekçenin bir yerinde “Din, vicdanlarda kaldıkça, devlet gözünde saygıdeğer ve dokunulmazdır. Dinin kural olarak yasalara girmesi tarihin akışı içinde, çoğunlukla taçlı devlet başkanlarının, zorbaların, güçlülerin keyif ve isteklerini doyurma aracı olması sonucunu doğurmuştur. Çağdaş devlet, dini dünyadan ayırmakla, insanlığı tarihin bu kanlı belasından kurtarmış ve dine gerçek ve sonsuz bir taht olan vicdanı özgülemiştir.“ demektedir. Ne acı ki bu efsane gerekçe geçen yıllarda yapılan Medeni Yasa değişiklikleri sırasında kaldırılmıştır. 

Kuruluş Kurtuluş

2 Ağustos 1926 tarihinde Ege Denizinde , Bozkurt adlı Türk gemisi ile Lotus adlı Fransız gemisi çarpışırlar. Bu çarpışma sonucunda 8 Türk denizcisi boğulur. Gemi kaptanı ve yardımcıları tutuklanır. Fransa bu duruma itiraz ederek Türk yargısının buna yetkisi olmadığını söyler. 

Olay, anlaşmazlığın çözümü için Uluslararası Lahey Adalet Divanı’na götürülür. Türk tarafını Adalet Bakanı Mahmut Esat Bey temsil eder. Daha önce İspanya açıklarında böyle bir olay olduğunu, İspanya yargısının yetkili olduğu yolunda İspanyolca bir karar bulunduğunu öğrenir. 

Bu kararı bulur. Kendisi İspanyolca bilmediğinden, bir İspanyolca-Fransızca sözlük alır. Gece sabaha kadar çalışarak bu kararı İspanyolcadan Fransızcaya çevirir. Ertesi gün mahkeme de bu kararı da örnek göstererek savunmasını yapar. Davayı Türkiye kazanır. Mahmut Esat Bey Türkiye’ye döner. Devletten aldığı yolluk parasının artan bölümünü devlete geri verir. Soyadı yasası çıktığında Atatürk kendisine Bozkurt soyadını verir.                  

O kuşak, vatan savunması yaptı. Bu uğurda şehit oldu. Başkasının toprağına göz dikmedi. Günümüzde ise dinci ve mezhepsel nedenlerle Suriye sorunu baş sorunumuz oldu. Bay Erdoğan, “Bu uğurda gerekirse ölmeyi göze aldık” diyordu. Kendisi gidip ölmeyeceğine göre, oraya vatan çocukları gidiyor ve şehit oluyorlar. Bir ülkenin geleceği böylesine bir kişinin iki dudağı arasında olamaz. Kurtuluş Savaşı’nı kazanmış olan o kuşak Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde  dev devrimleri başardı. Şeker fabrikalarını kurdu, demir çelik fabrikalarını kurdu, Sümerbank’ı, Etibank’ı kurdu. Bizi bugünlere getiren tüm ekonomik kurumlar o dönemde kuruldu. 

İbretlik dönüşüm

Özelleştirme adı altında ne kadar ekonomik kaynağımız varsa hepsini yerli ve yabancı anaparaya sattılar. Elde edilen paraları yandaşlara peşkeş çektiler. Hepsi bizim gözümüzün önünde oldu ses çıkaramadık. Şeker fabrikalarının tümünü sattılar. Şimdi şekeri bile dışarıdan almak zorunda bırakıldık.

Kendi kendine yeten yedi ülkeden birisi olmakla övünürken bugün dışarıdan mercimek, nohut, pirinç satın alan, et satın alan, saman satın alan bir ülke durumuna düşürüldük. Telekom’u Lübnanlı bir dolandırıcıya sattılar. İçi boşaltıldı, tüm değerleri satıldı ve satınalan borçları bile ödemeden kaçtı. 

Atatürk düşmanlığı nedeni ile şimdi İş Bankası’na el atıyorlar. Atatürk’ün vasiyetine karşın İş Bankası’ndaki CHP payını hazineye devretmeye çalışıyorlar. Bu paya elkoyacaklar. Anayasaya, yasalara aykırı bu eylemi yapmak için Bay Erdoğan “Daha fazla tahammülümüz kalmadı” diyor. Cumhuriyet bize altın tepside sunuldu. Bu güzel ülkeyi bize bırakanlara borcumuz var. Bunu hiç unutmayacağız. 


Yazarın Son Yazıları