Baroların direnişi… AKP’nin meslek kırımı!

30 Haziran 2020 Salı

Bir ülkenin “toplam gücü” içinde meslek örgütlerinin de yeri vardır. Devlet ve toplum yapısında önemli rolü olan mesleklerin bilime, ahlaka, meslek onuruna uygun üyelerden oluşması o ülkenin motor gücüdür. Bunun için o mesleğe ait olma duygusunu güçlü olması gerekir. 

Aidiyeti güçlendirmek için de pek çok mesleğin “yemini” vardır. Avukatlar şu yeminle göreve başlar:

“Hukuka, ahlaka, mesleğin onuruna ve kurallarına uygun davranacağıma namusum ve vicdanım üzerine ant içerim.”

Hekimler, Hipokrat yemininin bugüne uyarlanmışıyla mesleğe atılır:

“…Hayatımı insanlık hizmetlerine adayacağıma, insan hayatına mutlak surette saygı göstereceğime… Din, milliyet, cinsiyet, ırk ve parti farklarının görevimle vicdanım arasına girmesine izin vermeyeceğime…”

Mühendisler şu yeminle hayata başlar:

“Bana verilen mühendislik unvanına daima layık olmaya, onun bana sağladığı yetki ve yüklediği sorumluluğu bilerek, hangi şartlar altında olursa olsun onları ancak iyiye kullanmaya, yurduma ve insanlığa yararlı olmaya…”

Öğretmenler şu yeminden sonra öğrencileriyle buluşur:

“Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na, Atatürk inkılap ve ilkelerine, anayasada ifadesi bulunan Türk milliyetçiliğine sadakatla bağlı kalacağıma…”

***

Meslek örgütleri hem üyelerinin bu ilkelere bağlılığını kontrol eder hem temsil sorumluluğuyla kamuoyu oluşturur.

AKP, muhalefet olarak sadece siyasi partileri görmüyor. 

Eğer sağlık alanındaki ticarileşmeye karşı çıkıyorlarsa, Tabip Odaları düşman!

Eğer rantın her şeyden önde geldiği planlara karşı çıkıyorlarsa, Mimarlar Odası düşman!

Çiftçiyi yabancı tohuma mahkûm etmenin bu ülke tarımına yapılacak en büyük kötülük olduğunu söylüyorlarsa Ziraat Odaları düşman!

Eğer hukukun üstünlüğünün her şeyden önce geldiğini, devlet kurumlarının topluma dayatmalarda bulunamayacağını söylüyorlarsa, savunma makamına iktidar dahil kimsenin karışamayacağını ilan ediyorlarsa Barolar düşman!

İşte bu anlayışın tavan yaptığı günlerden geçiyoruz. 

Halen Türk Tabipleri Birliği’nin, Türk Eczacılar Birliği’nin, Veteriner Hekimleri Birliği’nin dahil edilmediği bir salgınla mücadele süreci yaşıyoruz. Çünkü toplantılarda gerçekleri söyleyecekler.

Halen DİSK’in toplantılara çağrılmadığı bir kıdem tazminatını fon kuyusuna atma oyunları oynanıyor!

AKP bugünlerde baroların kimliğinden işlevine kadar her şeyiyle erozyona uğramasına neden olacak bir taslak üstünde tepiniyor.

***

AKP devleti ele geçirdikten sonra şimdi de toplumu, toplumsal örgütlenmenin tüm dayanaklarını yok etmek, kendileştirmek istiyor.

Hemen vurgulayalım; her türlü yöntemi kullanarak devleti ele geçirebilirsiniz ama toplum o kadar kolay değildir. 

Bir bakmışsınız ele geçireceğim derken, eline düşmüşsünüz!

“Çoklu baro” öngören taslağı dikkatlice okuduk, konunun uzmanlarını dinledik… İktidarın açıkça ortaya çıkarmadığı taslakla barolar iktidarın eline geçmez, meslek biter. Avukatlık yargının bir ana unsuru olmaktan çıkar.

İnsan babasından kalan çiftliği bile bu kadar talan etmez.

Baro kuruluşunu Avukatlık Yasası’nın 77’nci maddesi düzenliyor. Son derece sade:

“Bölgesi içinde en az 30 avukat bulunan her il merkezinde bir baro kurulur… Sayının 30’un altında olması halinde o ilin avukatları en yakın baroya bağlanır ya da birleştirilir…”

İki cümleden oluşan bu madde karmakarışık uzun bir paragraf olmuş. Beş binden fazla avukatın olduğu ilde iki bin kişi dilekçe verip ayrı baro kuracak… Dört kişilik yürütme kurulu altı ayda işlemi tamamlayacak… Sayı iki binin altına düşerse altı ay süre tanınacak… Tamamlanamazsa tasfiye edilecek… Oraya kayıtlı üyeler kendine başka baro bakacak…

Bu tablodan avukata ihtiyaç duyan avukatlar çıkar!

Baroların meslek kimliğini ve onurunu korumak için verdiği mücadele hepimizin, tüm toplumun savunma hakkını savunmaktır!


Yazarın Son Yazıları

Umutlu olma suçu! 28 Temmuz 2020
Düş politika… 21 Temmuz 2020