Ayasofya, dağkeçileri, yavru ayılar ve lanetliler

12 Temmuz 2020 Pazar

Artvin’in Arhavi ilçesinde bir vatandaş, hayata yeni gözlerini açmış, kötülüğü henüz öğrenmemiş bir yavru ayıyı av tüfeğiyle yaralamış, yetmemiş, yavru ayı acılar içinde kıvranırken köpeklerine parçalatmış ve bütün bunları yaparken kendini videoya almış ve sosyal mecrada övünerek paylaşıyor. Kimse kusura bakmasın, bu vatandaş Tanju Çakmak ve bunun gibi hayattaki tek amaçları kötülük yapmak olan kişilere ben tek bir ad veriyorum: Lanetliler!

Herkesin özellikle sevdiği bir hayvan vardır, benimki ayılardır. Muhteşem yaratıklardır.

Kış aylarında inlerinde nasıl yaşarlar, vücut ısısını nasıl ayarlarlar, bu özellikleri her şeyi bildiğini sanan insanoğlu tarafından bir türlü çözülemiyor. Yani türler içinde en ön sıradadırlar. Belki de bu özelliklerinden ötürü insanoğlu ayı öldürmeye pek bir meraklıdır. Ayı öldürmek avcılar arasında üst bir mertebeye yükselmek gibidir. Lanetler üstlerine yağsın.

Hay Allah, araya giren bir haber “beni de yaz” deyip duruyor: Ayasofya ibadete açılmış, cami olmuş. Benim bildiğim eskiden de bir bölümünde ibadet yapılıyordu ve müezzini bile vardı. Şimdi ne oldu? İşsizlik mi azaldı?

İyice sinirlendim, o küçücük ayıyı nasıl öldürdün, bu sana nasıl bir haz verdi, erkekliğini mi ispatladın ha! Ne yaptı o yavrucak sana? Yavru ayıyı öldürmekten gurur duyan bu vatandaşa kızgınlığım sürerken o da ne, Munzur Dağları’nın kutsalları dağkeçilerinin avlanması için ihale açılmasından söz ediliyor. Neymiş efendim, özellikle yabancı avcılar dağkeçilerini avlamaya pek bir meraklılarmış. Birden aklıma geldi, Tunceli’ye bir gittiğimde inat edip dağkeçilerini görmek istemiştim, rehberlik eden bir arkadaş onların en çok görüldüğü bölgeye beni götürmüş, dört saate yakın dağları gözetlemiştik. Sonra bir tanesi, bütün güzelliğiyle en yüksekteki kayanın ucunda görülmüş ve benim gözlerim kamaşmıştı. Şimdi onları vurmak için bekleyen lanetlilere izin verilecekmiş.

Uykudan yeni uyanmış ayıcık.

Fotoğraf: Işıl Özgentürk

Allah Allah, bu haber “illa ki beni de yaz” diyor, “Ayasofya ibadete açılmış.” Yani artık turist filan kabul edilmeyecek. Olabilir, bizde para çok. Neyse ben devam ediyorum.

Birincisi Munzur Dağları’ndaki keçiler bölge halkı tarafından kutsal kabul edilir, sadece dağkeçileri mi, o bölgede yaşayan tüm hayvanlar bölgenin kutsalıdır. En çok da keçiler, çünkü onlar bin yıllık inanca göre evliyaların otlattıkları keçilerdir, sahipleri görünmez ama birlikte su içmeye inerler, birlikte otlanırlar. Dağkeçileriyle ilgili hikâyeler öylesine çoktur ki halk edebiyatının büyük bir bölümünü oluşturur. Bir tanesini anlatayım: Adamın biri, bir gün bir dağkeçisine ateş etmiş, keçi hemen ölmemiş, adam yanına gittiğinde adama bakmış, ağlıyormuş, sonra gözlerini usulca yummuş. Gel zaman git zaman, adamın bir oğlu olmuş, engelliymiş ve sürekli gözlerini babasına dikip tıpkı o dağkeçisi gibi ağlıyormuş, gene zamanlar geçmiş, adamın bir kızı olmuş, o da evin bahçesindeki havuzda boğularak ölmüş. Adam anlamış ki can yaktı, Hızır’a kendisini bağışlaması için günlerce yalvarmış, o öldürdüğü dağkeçisi gibi ağlamış sonunda bağışlanmış. Adam o günden sonra dağlarda yaşamaya başlamış. Darda kalan her dağkeçisinin imdadına koşmuş.

Yeter be, anladık. Ayasofya, camii olmuş! 24 Temmuz’da ilk namaz. Maksat şan olsun.

Gelelim gene ayılara, tüm dostlarıma TRT 2’de de oynayan Jean Jacques Annaud’un “Ayı” adlı filmini izlemelerini salık veririm, orada dev bir ayıyla bir yavru ayının maceralarını izleyeceksiniz. Ayılar epey oyunculardır ve çok zekidirler. Karadeniz gezisindeyim, arıcılar kovanlarını ballarını ağızlarının tadını çok iyi bilen ayılardan korumak için türlü saklama biçimleri icat etmişler. Biri demir, yedi metrelik boruların üstüne bir metre eninde bir kalas atmış, kovanları da oraya yerleştirmiş, sabah kalkmış ki ayı, gene yedi metrelik yerden kovanları indirip balı afiyetle yemiş. Arıcı, kovanları tekrar yerine koymuş ve gece beklemeye başlamış, elinde de cep telefonu, neyse efendim bir süre sonra ayı yanında yavrusuyla gelmiş, kovanların orada yavruyu sırtına almış, yavru da şıkır şıkır kovanları indirmiş. Videoyu izledim, harika.

Bu kadar hikâye yeter! Timsah derisinden çanta yapmak için yavru timsahları öldürenler, fokların kafasına sopayla vuranlar, astragan kürk elde etmek için gebe koyunu hamileyken öldürüp yavrusunun derisini yüzenler, binlerce zararlı böcek yiyen keklikleri avlayanlar, kısaca hepsi lanetlidirler!

Yetti artık, gene o haber: Ayasofya ibadete açılmış. Peki, Hıristiyan azizlerinin resimleri ne zaman silinecek? Öyle ya, onlara baka baka namaz kılmak bize yakışmaz.


Yazarın Son Yazıları

Koronayla söyleşi (3) 13 Eylül 2020
Alkollüydüm abi! 23 Ağustos 2020
İmdat! Fren patladı! 26 Temmuz 2020
Virüsle söyleşi (2) 19 Temmuz 2020