ABD’nin Yeni Aşkı

09 Nisan 2012 Pazartesi
\n\n\n

Geçen hafta herkesMüslüman Kardeşlerin (MK) beklenmedik bir biçimde devlet başkanlığı seçimlerine katılmaya karar vererek kendi adaylarını açıklamalarının şaşkınlığını yaşıyordu. Aynı günlerde, Kuzey Afrika ve Ortadoğudan Müslüman Kardeşlerin kardeş örgütleri olarak bilinen partilerden temsilciler Washingtonda ABDli yetkililerle görüşüyorlardı. Perşembe günü ABDnin en etkili dış politika düşünce kuruluşu (think-tank) Council on Foreign Relations Müslüman Kardeşler heyetini ağırlıyordu. \n

\n

‘Pasif Devrim’ denen şey...\n

\n

Ancak, Mısırda Müslüman Kardeşler örgütünün 35 yıllık serüvenini, bizim gibi bir pasif devrim süreci olarak algılayanlar, bu örgütün, bir kez daha kendisinden beklenenlerden, yarattığı izlenimden farklı bir yönde davranmasına şaşırmadılar. \n

\n

Müslüman Kardeşler herkesi ilk önce, Tahrir olayına (devrimci sürece) katılmayarak şaşırtmıştı. Olayın yönü belli olunca MK olaya katıldı ama, denetim altına alarak durdurmak için. O zaman MKyi rejim düşmanı, demokratik bir güç olarak bellemiş olanlar yine çok şaşırdılar. MK orduyla, hatta Mübarekin partisiyle anlaşarak devrimci süreci bitirmek için elinden geleni başarıyla yaptı. MK, Avrupada 1848 devrimlerini satan kapitalist sınıfın refleksini aynen tekrarlayarak eski rejimin kucağına atlamış ve rejime katılmıştı. Aşağıda değineceğim gibi geçen hafta MKnin açıkladığı devlet başkanı adayının sınıfsal özellikleri bu saptamaları doğrulayacaktı.\n

\n

İkinci adımda MK, ordu cuntasıyla ve Mübarekin partisinden geride kalanlarla anlaşarak seçimlerin acilen, başka kimseye örgütlenme zamanı tanımadan yapılmasını sağladı. Seçimlerden büyük bir başarıyla çıkan MK, bu kez mecliste kimseyle özellikle Selefi Nur partisiyle ittifak yapmayacaklarını, anayasayı yapacak olan kurucu mecliste iskemlelerin yüzde 30undan fazlasına talip olmayacaklarını açıkladı. MK, başkanlık seçimlerinde aday göstermeyecekti; korkacak bir şey yoktu; sanıldığı gibi Mısırda siyasi iktidarı tekeline almaya niyeti yoktu. Ancak MK, bu sözü de tutmadı, Nur partisiyle anlaşarak kurucu mecliste siyasal İslamın egemenliğini sağladı.\n

\n

Gözlemcilerin çoğu, MKnin bu tutarsızlığına şaşırıyorlardı, ama pasif devrim perspektifinden bakınca gelişmelerin yönü MKnin iktidarı elinde toplamaya hazırlandığını, ancak pazarlıklar tamamlandıkça, tamamlanan aşamaya uygun adımları atarak ilerlemekte olduğunu gösteriyordu.\n

\n

Geçen hafta yaşanan şaşkınlığınortasında tartışmalar, pazarlıkların ABD ve onun müşterisi Mısır ordusuyla yapılmakta olduğunu gösteriyordu. CFRdeki toplantı bir yana, Foreign Policy Ortadoğu uzmanlarından, Mark Lynchin Muslim Brothers Presidential Gambit (02/04/2012) ve The National Interestte Nathan J. Brownun Egypts Muddy Waters(04/04/2012) başlıklı, MKnin tutumunu anlamaya çalışan yorumlarında değindikleri gibi, bu iki yazar MKnin adayı, MKnin yönetici meclisinin ikinci başkanı (ama kimilerine göre aslında en etkili lideri) Khairet al-Shaterle bir yıldır görüşüyorlarmış. Time dergisinden Tony Karon da geçen hafta blogunda, Shaterin, ABDnin Mısır Büyükelçisi Anne Patersonla düzenli olarak görüştüğünü aktarıyordu (Time World Press, 04/04/2012). Al Hayatta yazan George Semaan da, ABDnin, iktidarın sonunda ordu ve MKnin tekelinde kalacağının ayırdına daha başından vardığını, buna uygun bir pozisyon almaya başladığını vurguluyordu. Semaana göre, ABDden finanse edilen bazı sivil toplum örgütlerinin yöneticilerinin önce tutuklanması, sonra da serbest bırakılarak Mısırdan ayrılmalarına izin verilmesi sürecinde, MK ile ABD arasında yaşanan görüşmeler çok işlevsel olmuş (02/04/2012). Bu pazarlıklar ilerledikçe, MK de ilerledi. \n

\n

Nathan Brown Geçen yıl içinde Shater ile birçok gez görüştüm, devlet başkanlığına aday olmak istemiyorlardı dedikten sonra, MK liderliğinin, Cezayirde FISın başına gelenleri anımsayarak, Batının orduyla birlikte duruma müdahale etmesinden korktuklarını aktarıyordu. Belli ki bu korku giderildi, MKye gereken garantiler verildi, hatta belki de başkan adayı göstermeleri özellikle istendi. Ama neden?\n

\n

‘Aşk üçgeni’\n

\n

Bu, CFR yazarı Ed Husainin yorumunun başlığıydı. Geçen hafta, Tunus, Fas, Ürdün ve Libyadan MKnin kardeş örgütü partiler Washingtonda sevinçle karşılanmış. Ben de MKnin partisi Özgürlük ve Adalet Partisi delegasyonunu CFRde ağırlamaktan son derecede memnun oldum diyor Husain. Husain, Washingtonun, eski düşmanlarının, şimdi gösterdiği dostluktan gözlerinin kamaşmış olmasını” (...) “bölgedeki, liberal ve İslamcı olmayan güçler hayretler içinde izliyorlar diyor.\n

\n

ABDnin ve genel olarak Batının MK aşkının arkasında esas olarak iki etken yatıyor. Birincisi Mısır seçmeninin yüzde 58i İslami hareketten bir başkan isterken özelde Selefi hareketin Nur partisi, onun yoksul kesimler arasında son derecede popüler olduğu anlaşılan başkan adayı Abu İsmaile desteğin yüzde 22 düzeyinde seyrediyor olması. MK aday çıkarmazsa İsmailin kazanma şansının olduğu anlaşılıyor. The Economist,Selefi adayı durdurmanın tek yolu Shaletin aday olmasıydı derken Shaletin bugüne kadar cuntayı hiç eleştirmemiş olmasına dadikkat çekiyor. The New York Times da aynı düşünceyi paylaşıyor; Bir zamanlar MKnin yönetimi ele geçirmesinden korkan ABDli yetkililerin, olağanüstü bir Udönüşüyle, MKyi Selefi harekete karşı vazgeçilmez bir bağlaşık olarak görüyorlar (01/04/2012) diyor.\n

\n

MKnin adayının Shalet gibi biri olması da ABDnin ağzının suyunu akıtıyor. Shalet, Mübarek döneminde 10 kez tutuklanmış olmasına karşılık, mobilyacılık, tekstil, otomotiv ve bankacılık sektörlerinde etkin, servetinin çapı esas olarak bilinmeyen milyarder bir işadamı. Kısacası, Shalet, Mısırda Mubarek yönetiminin, geçen 30 yılda, neoliberal programları uyguladığı dönemde büyük bir servet oluşturmayı başarmış. Shalet tek örnek değil. McClatchy Newspapersın Mısır muhabiri Mohannad Sabrinin bir yazısında işaret ettiği gibi MK seçimlerde muazzam büyüklüklerde para harcıyor. Ama kimse MKnin servetinin kaynağını, çapını bilemiyor. Bu servetin Mübarek döneminde yapılmış olduğundansa kimsenin şüphesi yok (04/04/2012). \n

\n

Nevine Kamelde kurucu mecliste MK egemenliği kurulunca çekilen ekonomistlerden sonra, geride kalan MK üyelerinin, işadamı, bankacı özelliklerine işaret ederek Bir şey kesin, yeni anayasa piyasa dostu olacak diyor (Al Ahram Daily, 04/04/12). Kısacası, ABD bölge ekonomilerinin açık kalmasını sağlama işlevini şimdilik MK - ordu ikilisine devretmiş görünüyor; liberallere, MK ve benzerlerinden demokratlık bekleyenlere de bu durumu yüzlerinde salak bir ifadeyle seyretmek kalıyor.

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Rejim ve realite 29 Ekim 2020
Büyük belirsizlik 12 Ekim 2020
ABD’ye ne oluyor? 5 Ekim 2020
Ya seçimle gitmezse? 24 Eylül 2020