‘AB Ölüm Kalım Savaşı Veriyor’ – ‘ABD Yeni Bir Küresel Mali Krize Koşuyor’

18 Temmuz 2011 Pazartesi

Dört yıl (2007yi baz alırsak), toplam 12 trilyon doları bulan kurtarma paketleri... Hâlâ uluslararası gazetelerin yorumcularında, yukarıda aktardığım türden saptamalara rastlıyoruz. Bu kriz bir türlü bitmiyor!

Nasıl bitsin? ABD ve AB borç krizine karşı öyle politikalar uygulamaya çalışıyorlar ki başarırlarsa depresyon, başaramazlarsa yine depresyon...

Çılgın mı bunlar neden böyle yapıyorlar?Evet çılgınlar ama, bu çılgınlığın arkasında bir mantık var: Sınıf savaşı Uluslararası mali sermaye en gerici siyasetçiler üzerinden tüm diğer sınıflara savaş açmış durumda...

Sınıf savaşındanbahsettim diye kimi okuyucular, yine kırmızı damarı tutmuşdiye düşünebilirler. Kesinlikle haklılar, krizle mücadele etmek adına alınan önlemleri düşündükçe... Hiç abartmıyorum. Gelin ABDnin yeni bir küresel mali krize koşmasürecine bakarak başlayalım.

Çöküşe umut bağlamak...

ABDnin federal (merkezi devlet) borçları, mali sermayeyi kurtarma operasyonları sayesinde 14 triyon doları geçti, yasal tavana dayandı. Bu tavan 2 Ağustosa kadar yükseltilemezse, teknik olarak devlet artık yeniden borçlanamayacağı için, kasası boş kalacak, borç servisi aksayacak. Bütün yapılması gereken, Obama yönetimi bütçe açığını azaltacak önlemleri devreye sokarken, Kongrenin tavanı yükselterek sürecin devam etmesine izin vermesi.

Obama, bütçe açığını azaltmak adına, eğitim, sağlık gibi hemen tüm federal harcamalarda tarihte görülmemiş oranlarda kesintileri ve toplumun en zengin kesimini hedef alan, oldukça sınırlı yeni vergileri içeren bir paket hazırladı. Paket yoksulların yaşam koşullarını allak bullak ederken zenginlerden de biraz fedakârlık istiyor.

Ancak, son seçimlerden sonra, en gerici kesimin, Çay Partisinin egemenliği altına giren Cumhuriyetçi Parti, yeni vergilere kesinlikle karşı. Hatta Laffer eğrisi(zenginlerin vergilerini azaltırsanız, devletin gelirleri artar) saçmalığına dayanarak en zengin kesimin vergilerini daha da azaltmak istiyor, borçlanma tavanının yükseltilmesine izin vermiyor.

Böylece en gerici kesimin, kriz olsun, işsizlik artsın, faturası Obamaya çıksın, biz seçimleri kazanalım mantığı ile, en zengin kesimin, altta kalanın canı çıksın”, “ben cebime girene bakarım mantığı birleşerek ABDyi bir iflas olasılığına itiyor. Öyle ki kredi değerlendirme kuruluşu Moodysin ardından Standart & Poors da ABDnin halen AAAolan kredi notunu sorgulamaya başladığını açıkladı.

Eğer federal hükümet temerrüde düşerse (borç servisini aksatırsa) kredi notu düşecek, borçlanma maliyeti (faizler) artacak; daha şimdiden kaygılarını dile getirerek, alacaklıların korunmasını talep eden Çinin yanı sıra Rusya gibi elinde yüksek dolar rezervleri olan ülkelerin dolara güveni daha da sarsılacak. Uzmanlar bu koşullarda 2007/8 mali krizi ve resesyonunu aratacak yeni krizin ve bir depresyonun kaçınılmaz olduğunu düşünüyorlar.

Aslında, Obama, temerrüde düşmeyi önleyebilir. Ancak bunu başarabilmesi için federal harcamaları her ay 100 milyar dolar azaltması gerekecek. Böylece yıl sonuna kadar harcamalardaki toplam daralma 500 milyar doları bulacak. Finans sitesiStreetlightta yazan bir mali analiste göre, harcamalarda bu çapta bir daralmanın yılın ikinci yarısında büyüme hızını yüzde -5 ile -10 arasında bir yere çekmesi kaçınılmaz. 2008-2009 döneminde, ekonomi yüzde 4 daralırken, işsizlik yüzde 10a çıkmıştı. Bu kez yüzde çok daha yüksek düzeylere çıkablilir.

Bu, belki aşırı sert bir senaryo ama, Cumhuriyetçi Partinin başkan adaylığına aday Michele Bachman umudunu bu senaryoya bağlamış görünüyor. Bir televizyon programında Bachmana Bu yüksek işsizlik oranları seçilme şansınızı arttırır mı diye sorduklarında Öyle umuyorum demiş. Bachman, Obamanın temerrüde düşmeden, borçları servis etmesine olanak verecek kaynakları harcamalardan gereken kesintileri yaparak sağlayabileceğine inanıyormuş. Washington Posttan Dana Milbank, Bachmanın, 2012 seçimlerinde şansını arttırabilmek için bir ekonomik çöküşeumut bağladığını, borçlanma tavanının artmasına izin vermeyerek de bu çöküşü hazırladığını söylüyor.

AB'de kıyamete yürüyor

ABde devletlerin mali krizi, temmuzda yeniden derinleşmeye başladı. Birbiri ardına devreye giren kurtarma paketleri, kemer sıkma politikaları İrlanda, Portekiz, Yunanistan ve İspanyada hem borç yükünü arttırdı hem de bu ülkelerde ekonomik durgunluğu derinleştirdi. Geçen hafta Financial Times, AB liderliğinin, Yunanistanın borçlarının yeniden düzenlenmesi (iflasının) gerektiğini nihayet kabul ettiklerini yazıyordu.

Aynı günlerde, kredi kurumları da İrlanda ve Portekiz bonolarının kredi notunu Junk(işe yaramaz) düzeyine düşürüyordu. Gazetelerde, sırada İspanya ve İtalya bonolarının olduğu, bunları da Belçikanın izleyebileceği tartışılıyordu. Bu ortamda İtalya borsası 1-10 Temmuz arasında yüzde 10dan fazla değer kaybetti. Artık kriz İtalyanın kapısına dayanmıştı. The Scotsmanın yorumuna göre Avro için kıyamet günü yaklaşıyordu”. (14/06)

Ancak, ABD ve Japonyadan sonra dünyanın üçüncü büyük bono piyasasına sahip olan, Avro bölgesinin toplam üretiminin yüzde 20sini gerçekleştiren İtalya, ABnin üçüncü büyük ülkesiydi, toplam devlet borçları 2.45 triyon dolara ulaşıyordu (The Guardian, 13/06). Kısacası, İtalya kurtarılamayacak kadar büyüktü; başının çaresine bakmak zorundaydı. Geçen hafta piyasalardan ancak yüzde 4.95 faizle borç alabilmesi, borç stokunun hızla büyümeye devam edeceğini gösteriyordu.

İtalyan hükümeti cuma günü 45 milyar Avroluk bir kemer sıkma paketiyle kendi başının çaresine bakmaya ya da Apulia Bölgesi Valisi, Ekoloji Partisi lideri Nich Vendolaya göre, Yunanistan, İrlanda ve Portekizin atladığı uçuruma atlamaya karar verdi (The Guardian 14/06). Vendola haklı, İtalyanın küçülerek borçlarını ödemesi olanaklı değil.

Amaç, ne pahasına olursa olsun Alman ve Fransız bankaların alacaklarının hiç olmazsa bir kısmını kurtarmak. İtalyanın tüm uluslararası borçlarının yüzde 84ü Fransız ve Alman bankalarına. Fransız bankalarının alacakları 98 milyar dolara, Alman bankalarınınkiler de 51.2 milyar dolara ulaşıyor. Japon bankalarının bile 29 milyar dolar alacağı var İtalyadan (Financial Times 13/06). İtalya, salt Avrupanın değil, dünya mali sisteminin önemli bir parçası.

Bu kriz derinleştikçe, ABDyi etkileyecek. Çünkü, genelde pek dikkat çekmeyen bir konu daha var: Bank of International Settlementsin haziranda yayımlanan bir raporundaki veriler, önde gelen ABD bankalarının CDO (kredi sigortası türevleri) yoluyla AB üyelerinin devlet borçlarını sigorta ederek ciddi risk altına girmiş olduklarını gösteriyor (Streetlights). AB ülkeleri temerrüde düştükçe, CDO satmış olan ABD bankaları ödeme yapmak zorunda kalacaklar. AB mali krizi bu kanaldan ABDye bulaşmak üzere derinleşmeye devam ediyor. Uluslararası piyasalar açısından ilginç bir haftaya giriyoruz.

 


Yazarın Son Yazıları

Fanteziler ve iki tarih 3 Eylül 2020
Adamlar seçimle gitmiyor! 17 Ağustos 2020
Rejim yine duvara çarptı 10 Ağustos 2020
Geri dönüş yok! 6 Ağustos 2020