Enver Aysever

Siyasal müritlik üstüne!

03 Şubat 2020 Pazartesi

Bizde, Batılı anlamda siyasal parti yoktur. Gelişmiş liberal demokrasilerde partilerin programı olur, insanlar onun çevresinde toplanır, mücadele verirler. Bizim partilerin temsili programları olur; çoğu üyenin, hatta vekilin bile okumadığı metinlerdir bunlar. Lider esastır, onun sözünü bilmek, yakın olmak önemlidir. Diyeceğim, neden o parti değil de şu partide olduğunu doğru dürüst açıklayamayan insanlardan oluşur bu yapılar.

Bu durumu bilen parti lideri, yakın çevresini en iyi dalkavuklardan oluşturur. İsyan eden, itiraz eden ya da haklı tartışma açan kimseyi hızla uzaklaştırır kendinden. Her lider, sanırım bu İslam coğrafyasının yazgısı, kendini Tanrısal yetilerle dolu sanır. Hoş Trump örneğini görünce, aslında tüm demokrasilerin berbat yönetim biçimleri olduğunu anlıyoruz.

Tanrı gücüyle donanmış lider

Liderler nasıl oluyorsa, kitap okumaz, doğru dürüst dünyayı izlemez, bilimi takip etmez, buna karşın her şeyi bilirler. Her gün, hemen her konuda fikir açıklamak zorunda oldukları için, yanlarına, yine pek de nitelikli olmayan danışmanlar alırlar. Gözleri, kulakları bu kişiler olur. Bu kimseler de eğer becerirlerse lideri oynatmaya çalışırlar. Genellikle onların da ömrü kısadır. Partililer liderin ağzına bakar, o ne derse, buna uygun davranırlar.

Sağ siyasal partilerde lider zaten sorgulanamaz. Orada cemaat ilişkisi baştan kabul edilir. Peki, kişi niye siyasete girer öyleyse? Siyasette olmak, her coğrafyada farklı güç demektir. Vekil, belediye başkanı, ilçe başkanı, meclis üyesi olmak, konuma göre güç sağlar kişiye. Sağcılık bu işi rutine bağlar. Açıktır ilişki, partili dedikleri kişiler mürittir gerçekte. Yeterince sabreden her mürit payına düşen armağanı alır. Hani derler ya “bal tutan parmağını yalar” diye, öyledir.

Liberal demokrasilerde solda görünen siyasal partilerde de durum böyledir. Lider, ağzından demokrasi sözcüğünü düşürmez. Oysa yakın çevresi bilir ki asla tartışmaktan hoşlanmaz bu kişiler. Yanlış yaptıklarını söylemek şöyle dursun, herhangi bir konuda fikir söylemek bile olanaksızdır. Göstermelik meclis toplantıları, çalıştaylar yapılır. Hakikat lidere sadık olmaktır. Genellikle vasat kimselerden oluşan, hayli cahil toplam partiyi yönetir. Liderden güç devşirip kendi mahallesine dönen kişi; belediye başkanı, il başkanı, vekil, her kimse; aynı yolu tutar, aynı yöntemi uygular. Burası da bir tür cemaat ilişkisine dayanır.

Siyaset maalesef popüler kültüre yaslanır. Hele sosyal medya çağında, salt görünmek için çırpınır durur siyasetçi. Amaç bolca mürit toplamaktır. Hele kurultay zamanlarında, vekil saptama süreci öncesinde o koca insanların halini görür acırsınız. Zaten o hale düşen birinden toplumun yarar sağlaması mümkün değildir. Kişiliği zedelenmiş insan, topluma karşı da dik duramaz. Elbette siyasetçiden filozof olmasını beklemeyiz ama özellikle bunca cahil olmaları da düşündürücüdür. Sürekli ezberlerini yineler dururlar.

Seçmen neden mürit olur?

Tüm bunlar bilinmeyen gerçekler değil. İşin acı yanı, toplumu ikiye bölen AKP sayesinde, bu olan bitene göz yummak zorunda bırakılan koca bir aydın, sanatçı kesim olması. Ya büyük kalabalıkları karşısına almamak için ya da onlar da küçük çıkarlarından dolayı bu kötü oyuna ortak olurlar. Oysa apolitik tutum takınmak aydına, sanatçıya yakışmaz. Üstelik bu durum da basbayağı ideolojiktir.

Hadi partili olup çeşitli çıkar için bu dalkavukluğu yapanları anladık diyelim. Peki, ya seçmenler neden mürit olur? Bir siyasi partiye güven duymak, oy vermek, orada olup biten her şeye göz yummak, seçilenlere katlanmak mecburiyeti mi getirir kişiye? Şu ya da bu nedenle bir partiye oy verince, onun liderine, vekillerine, belediye başkanlarına iman etmiş olmak mı gerekiyor? Hadi dinciliği, ırkçılığı kendine ilke saymış sağ partiler bunu yapıyor da, az da olsa demokrat sayılan yelpazenin azıcık solunda olan partiler içinde mi bu geçerli?

Eleştiri ortadan kalkınca…

Cemaatleşen parti, müritleşen seçmen son derece tehlikelidir. Artık orada yazan çizen kimseye nefes alma hakkı kalmaz. Eleştiri ortadan kalkınca felaket daha da büyür. Çıkar ilişkilerinden kurulu bu tuhaf cemaatlerde, kibirli önderlere rastlarız her aşamada. Seçim öncesi, adayken davranışlarına bakın şimdinin vekillerinin, belediye başkanlarının; bir de seçildikten sonra ki hallerini gözleyin. Ayrıca, yeniden seçim zamanı tutumlarına bakın…

Toplumun cehaletiyle siyasal konum edinmiş kimseler, siyasi rakipleriyle bu ölçüde mutabakat içindedir. Bu cemaat mürit ilişkisi herkesin işine gelmektedir. Tabanı da öyle organize ederler ki, birinin seçmeni kendini “popo kılı” olarak tarif eder; öteki başkanını eleştiren gazeteciyi, aydını hain ilan eder. Durum budur. Arada incecik çizgi vardır.



Yazarın Son Yazıları

Erbaş’ın kılıcı! 3 Ağustos 2020
Bana Dostunu Söyle... 30 Temmuz 2020
Tıpış tıpış! 23 Temmuz 2020
Günah Keçisi! 13 Temmuz 2020
Tavşan muhalefet 9 Temmuz 2020
HalkTV kapanırsa! 6 Temmuz 2020
Küllenmeyen yangın! 2 Temmuz 2020
Demokrasi için yürümek! 25 Haziran 2020
Bit yavrusu! 18 Haziran 2020