‘90 yıllık enkaz’ ve ‘90 yıllık arıza’ bütünleşmesi

29 Şubat 2016 Pazartesi

Bayan Erdoğan’ın, yani Emine Hanım’ın Türkiye Cumhuriyeti için kullandığı “90 yıllık enkaz” sözleri, benzeri bir başka “90 yıllık arıza” söylemiyle bütünleşerek gündeme denk geldi, iki gün arayla...
Türkiye’ye iki siyasi kamp aynı gözle bakıyor: Yıkılması, çöktürülmesi, değiştirilmesi, ortadan kaldırılması; yerine ya yenisinin kurulması veya parçalanması gereken bir yapı.
Önce Haberdar’da yayımlanan yorumunda Celal Başlangıç, Nusaybin’de Vali’nin bir “teknik arıza” lafını, “Türkiye Cumhuriyeti’nin 90 yıllık teknik arızası”na dönüştürmeyi başarmış. Kürt meselesini kastederek tabii.
Emine Erdoğan da “Türkiye’nin 90 yıllık enkazını kaldırdık” dedi.
Bakın ayrıntısına: “Artık yeni bir kavşaktayız. Türkiye’nin 90 yıllık enkazını kaldırdık. Fakat enkazın altından büyük meseleler çıktı. Nitekim, bugün bu sorunlarla yüzleşiyoruz...”

Bu büyük tutku gerçekleşir mi?..
Bayan Erdoğan’ın metnini kim yazdı bilemem. Ama Türkiye Cumhuriyeti’nin varoluşuna karşı bu sözler, AKP’de sık dile getirilen kesin görüşüdür. “90 yıllık parantezi kapadık”tan tutun, “90’yıllık reklam arası bitti”ye kadar. Emine Hanım şimdi bunu 90 yıllık enkaza dönüştürdü. Hepsi aynı kapıya çıkar. Cumhuriyet öncesi şeriatçı, hilafetçi, güçlü dini siyasi damarın iktidar mücadelesinde reddedici tavrı.
Bu sözler, aynı zamanda RTE’nin bakışıdır.
“Başkanlık Rejimi”ne olan korkunç tutkusu, Cumhuriyeti tam değiştirme isteğinin bir parçasıdır. Bunu salt “en büyük kişisel güç sahibi” olmak için istediğini sanmayın. Bu aynı zamanda tarihsel ideolojik bir mücadelenin kesin bayrağını sahanın ortasına dikme isteğidir.
Bir dönemi kapatacak ve yeni bir dönem açacaktır. Kendi adıyla ve ideolojisiyle...

Büyük kin ve reddiye
İlk dönem, bilim ve akıl üzerinde bir toplum, bir cumhuriyet, bir demokrasi, bir devlet ve ülke inşa etme fikrine ve mücadelesine dayanıyordu.
Erdoğanlar ise bunu bir enkaz olarak nitelendiriyor.
“Temizleyemedikleri” ve “asla temizleyemeyecekleri” bir dönem olduğunun farkındalar. Bu nedenle bu büyük kin ve tarihin en büyük inkârcılığı.
Bu siyasal-ideolojik bir saldırıdır.
Demokratik bir cumhuriyet inşasını sürdürmek yerine, hukuk ve yasa tanımayan, Anayasa Mahkemesi’nin bile kararlarını yerden yere vuran, bir Sultanlık rejimi inşasına yöneliyorlar. Bu mümkün değil.
Hiç unutmam, Kanada’da yaşayan iki türbanlı kıza tv’lere çıkartılıp “Keşke İngiliz egemenliği içinde yaşasaydık” dedirtilmişti.
Siyasal İslamın bugünkü iktidar pratiği, söylediklerinin tersine, ülkeyi bir enkaz yığınına dönüştürme eşiğine getirdi.

Başkanlığa altın işlemeli halı
Diğeri, Kürt ulusçuluğu etnik temelli “90 yıllık arıza” tanımı da, kurulan Cumhuriyeti reddetme konusunda, siyasal İslami ideolojik saldırıyla bütünleşiyor. Tarihsel olarak da zaten bu görüşlerini “Lozan’a reddiye, Sevr’e methiye” sloganı ile net dile getiriyorlar.
90 yıllık arızacılar” da terörle, cinayetle, bomba ve katliam yöntemleriyle, karşılıklı kıyımı ve acıları dayatarak, Kürt meselesini içinden çıkılmaz bir hale getirirken, başka bir enkaz yaratıyorlar.
“Seni başkan yaptırmayacağız” dediklerinin başkanlık yoluna altın işlemeli halılar seriyorlar.
Kürt meselesini, birlik içinde ve Anadolu’yu yeniden kavimlerin azap kapılarına dönüştürmeden, siyasal ve toplumsal diyalogla çözümünden gitgide uzaklaştırıyor ve “silahla çözeceğiz, öleceğiz, öldüreceğiz” siyah beyaz ikilemi-mengenesi içine tüm toplumu sıkıştırıyorlar.
Mengene içinden ne çıkar?
Hangi çözüm, hangi insanlık, hangi barış, hangi duygu?..

***

Evet “90 yıllık” Cumhuriyetin, her iki cenahın büyük ve her türlü saldırısıyla geldiği, getirildiği nokta, hali pürmelâli budur.  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları