Olayların Ardındaki Gerçek

Kıbrıs, Seçimler ve Yeni Dönem

22 Ekim 2020 Perşembe

Geçen pazar günü KKTC’de yapılan ikinci tur cumhurbaşkanlığı seçimlerini Ersin Tatar kazandı. Tatar, beş yıl cumhurbaşkanlığı yapacak. Cumhurbaşkanlığındaki bu değişiklik, Kıbrıs politikasında da değişiklik getirecektir.

Doğu Akdeniz, son yıllarda gerek doğal kaynaklar gerekse stratejik konumu nedeniyle büyük önem kazandı. 

Aslında Doğu Akdeniz bölgesinde süper güçlerin de etkin olarak rol aldığı büyük bir savaş var. Bu savaşın bir yanı ekonomik, öteki yanı stratejiktir.

Suriye sorunu, Doğu Akdeniz’in kapsamı içindedir. Suriye’nin kuzeydoğu bölgesinde ABD’nin parasal, lojistik ve teknik desteğiyle oluşturulan PKK/PYD bir koridor ile Doğu Akdeniz’e açılmayı hedef almıştır.

Rusya’nın Suriye’deki deniz üssü, Doğu Akdeniz’le kıyı statüsündedir.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY)ilan ettiği doğalgaz ve petrol yatakları da bu bölgededir. Yunanistan, kilometrelerce uzaktan gelerek Doğu Akdeniz’de hak iddia ediyor.

Yunanistan, İsrail, Mısır, Fransa ve ABD, Doğu Akdeniz’deki doğal kaynakları paylaşmak için bir araya gelip ortaklıklar oluşturuyor.

ABD, Rusya, AB, Fransa, İtalya ve Almanya, Doğu Akdeniz’deki çıkarları için yoğun uğraş içinde bulunuyor.

Kıbrıs Adası da işte bu karmaşık Doğu Akdeniz’in tam ortasında bulunuyor. 

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin egemen olduğu topraklarda ABD, İngiltere ve Fransa’nın askeri üsleri var. 

Böylesi karmaşık ancak yaşamsal öneme sahip olan bir bölgeyle komşu olan, sınırları olan Türkiye’nin yalnızlıktan kurtulması gerekiyor. O bölgede Türkiye’nin ekonomik, stratejik ve savunma öncelikleri var. Tüm bu nedenlerle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde geçen pazar günü yapılan seçim son derece önemliydi.

Kıbrıs’ta seçimler kuşkusuz, bir referanduma dönüştü. Akıncı’nın siyasal geçmişi biliniyor. Ona göre, “Kıbrıs Türkleri, Güney Kıbrıs Rumları ile uygar koşullar içinde anlaşmalı ve Kıbrıs bir federasyon çatısı altında yönetilmelidir. Türk kesimi, uzlaşma için toprak fedakârlığında bulunmalıdır.”

Akıncı’nın temsil ettiği bu görüş başarılı olamadı. Çünkü Kıbrıs Rum Yönetimi, masada daha fazlasını istedi. Hem daha fazla toprak hem de adanın yönetiminde üstünlük istedi.

Tatar ise “Yarım yüzyıldır süregelen müzakerelerden bir sonuç alınamamıştır, bu konuda umut da kalmamıştır. Kıbrıs Türkleri, artık kendi kaderlerine sahip çıkmalı, kendi yollarını bulmalıdır” diyordu.

Tatar’ın seçilmesiyle açıkçası yıllardır tartışılan federal çözüm seçeneği gündemden düşmüş olmaktadır.

Akıncı’nın kaybetmesi sadece federasyon tezinin değil, AB’nin Kıbrıs’taki etkinlik mücadelesinin de törpülenişidir. “Evet be annem”cilerin güç kaybetmesidir.

Kıbrıs seçimleri, Ankara’nın bölgesel ve özellikle Doğu Akdeniz stratejisinin bir parçası haline gelmiştir. Ankara için Kıbrıs Türklerinin güvenliği ve ekonomik esenliği ne kadar önemliyse, adanın jeopolitik ve stratejik konumu da özellikle bugünlerde çok önemlidir. Ankara Doğu Akdeniz’deki karmaşa nedeniyle Kıbrıs’ta bir deniz üssü kurmayı amaçlıyor. Tüm bu nedenlerle Tatar’ın seçimleri kazanması, Ankara’yı rahatlatmış bulunmaktadır.

Doğu Akdeniz bölgesi, stratejik olarak dünya bloklar arası çatışmalarının merkezindedir. Bu konumunun en az 25 yıl daha süreceği anlaşılıyor. 

Seçim sonuçları, Kıbrıs’ı bir kez daha en üst stratejik düzeye taşımıştır. Sonuçlar bölgede güçlü olmak gerektiğini savunan düşünceyi ve Kıbrıs’taki bu görüşü savunan partileri güçlendirmiştir.

Doğu Akdeniz sorununun tam merkezinde olan Kıbrıs, daha da önem kazanmıştır. Doğu Akdeniz barış girişimleri bir türlü sonuçlanmayan ikili müzakereler yerine artık daha geniş bir yelpazeye doğru açılım yapacaktır. ABD, İngiltere, Rusya, Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs’taki her iki toplum liderinin katılımı ile çözüme ulaşma yolları denenecektir. Kıbrıs Türkleri’nin ve Ankara’nın konumu eskisine göre daha rahattır.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları