Olaylar Ve Görüşler

Türkiye İktisat Kongresi 99 yaşında - E. Prof. Dr. Erdinç TOKGÖZ

17 Şubat 2022 Perşembe

Lozan Barış Görüşmeleri Konferansı, Fransa’nın katı tutumu nedeniyle 4 Şubat 1923’te kesilmişti. İsmet Paşa başkanlığındaki Türk heyeti yurda dönmüştü.

İşte o günlerde Anadolu’nun her il ve ilçesinden seçilen temsilcilerin günler sürecek İzmir yolculuğu başlamıştı. Amaçları 15 Şubat 1923’te başlayacak Türkiye İktisat Kongresi’ne katılmaktı.

Olumsuz iklim ve ulaştırma koşulları nedeniyle kongre, 15 Şubat yerine 17 Şubat’ta açıldı. Salonda seçilip gelen 1135 temsilci, bakan, milletvekili, askeri ve sivil üst düzey görevli vardı. Kongreyi iktisat vekili Mahmut Esat Bozkurt düzenlemişti. 

Kongrenin “açış konuşması”nı onursal başkan sıfatıyla Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın yapacağı il ve ilçelere duyurulmuştu.

KIYMETLİ BİR YER

17 Şubat günü Gazi Mustafa Kemal Paşa, çağını yargılayan, yarı sömürge toplum düzeninden kurtulmanın yolunu gösteren ve evrensel önemini hâlâ koruyan, o eşsiz konuşmasını yaptı. Gazi, kongrenin önemini şöyle tanımlamıştı:

“Efendiler;

Yüce kurulunuzla bugün başlamış olan Türkiye İktisat Kongresi çok önemlidir. Çok tarihidir. Nasıl ki Erzurum Kongresi, felaket noktasına gelmiş olan bu milleti kurtarma konusunda, Misakı Milli’nin ve anayasanın ilk temel taşlarını sağlamada neden olmuş, etken olmuş, öncü olmuş ve bundan dolayı tarihimizde, milli tarihimizde en önemli ve en yüksek hatırayı yaratmış ise kongreniz de milletin ve memleketin yaşantısını sağlayarak, gerçek kurtuluşuna yardımcı olacak kanunun temel taşlarını ve esaslarını ortaya koymak suretiyle tarihte çok büyük bir ad ve çok kıymetli bir yer almış olacaktır.”

TEMEL BİR YER

Gazi Mustafa Kemal Paşa bu tespiti yaptıktan sonra, iktisadi ve siyasi bağımsızlığın günümüzde de evrensel geçerliliği olan temel ilkeleri şöyle sıralamıştı:

1) Bir milletin doğrudan doğruya yaşantısı ile ilgili olan, o milletin ekonomik durumudur. Tarihin ve tecrübenin süzgecinden arta kalan bu hakikat, bizim milli yaşantımızda ve milli tarihimizde, tamamen kendisini göstermiştir.

2) Tarihimizi dolduran zaferler ve başarısızlıkların tümü, ekonomik durumumuzla yakinen ilgilidir. Yeni Türkiyemizi, layık olduğu uygarlık seviyesine eriştirmek için, her ne olursa olsun, ekonomimizi birinci planda tutarken, en çok bu konuya önem vermek zorundayız. 

3) Çağımız tamamen bir ekonomi devrinden başka bir şey değildir. Bir milletin hayat seviyesinin yüksekliğini, refah ve saadetini sağlayan, ekonomiye dayamaması ve buna bağlı saymaması, dikkate değer bir durum gösterir.

4) Kılıçla fetih yapanlar, sabanla fetih yapanlara yenilmeye ve sonunda yerlerini terk etmeye mahkûmdurlar.

5) Kılıç kullanan kol yorulur; fakat saban kullanan kol, her gün daha çok kuvvetlenir ve her gün daha çok toprağa sahip olur.

6) Siyasi ve askeri zaferler, ne kadar büyük olursa olsun, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa kazanılacak başarılar yaşayamaz, az zamanda söner.

7) Tam bağımsızlık için şu prensip vardır: Milli egemenlik, ekonomik egemenlik ile pekiştirilmelidir. Bu kadar büyük amaçlar, bu kadar kutsal ve ulu hedeflere, kâğıtlar üzerinde yazılı genel kurallarla, istek ve hırslara dayanan buyruklarla varılamaz. Bunların bütün olarak gerçekleşmesini sağlamak için, tek kuvvet, en önemli temel ekonomik güçtür.

TERSİNE GİDİŞ

99 yıl önce, 17 Şubat 1923’te toplanan Türkiye İktisat Kongresi, 1920’li yıllarda Cumhuriyet hükümetlerinin uygulamaya koyduğu iktisadi, mali ve sosyal politikaların temel ilkelerini belirlemişti.

Gazi Mustafa Kemal’in belirlediği bu evrensel ilke ve hedefleri önemsemeyen siyasi iktidarların bunun yerine dışa bağımlı ve dış borçla ayakta duran “kayırmacı” bir ekonomik modeli benimsedikleri görülmektedir. Üzülmemek elde değil...

E. PROF. DR. ERDİNÇ TOKGÖZ

TÜRKİYE EKONOMİ KURUMU



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları