Olaylar Ve Görüşler

Sayılarla ‘milli’ eğitim gerçeği - Artun DAYIOĞLU

01 Şubat 2022 Salı

Ekonomik koşulların ağırlaşması, özgürce düşünmenin ve bilim yapmanın üzerindeki baskıların artması gibi bireyin kontrolü dışında gelişen sosyal sorunların fazlalığı gençlerin ülkelerine olan inançlarını giderek azaltıyor. Bu noktada gençlerin gelmiş olduğu son durumu, AKP’nin eğitim üzerindeki çok sorunlu yaklaşımlarının sonuçları üzerinden inceleyeceğiz.

Cumhuriyetin ilk yılları, Atatürk önderliğinde büyük bir kültür devrimine sahne olmuştur. Türk Eğitim Devrimi de kültür devriminin kapsayıcılığı içerisinde kendi paradigma değişimini yaratmış ve Türkiye’deki dönüşümün gerçekleşmesini sağlamıştır. Buna rağmen AKP, iktidara geldiği günden beri daha önceki iktidarlar tarafından tahrip edilmiş olan laik eğitim sistemimizi yok etmek için uğraşmış ve büyük ölçüde başarılı olmuştur. 

KAYGI YARATAN VERİLER

Türkiye’de, istatistiksel verilerin değerlendirilmesinde ciddi sorunlar var. AKP, eğitim istatistiklerini de çarpıtarak başarı algısı yaratmaya çalışıyor. Bu çabanın ekonomik büyümeyi reel olarak değil, nominal olarak yorumlamaktan farkı yok. Bir ülkede eğitimin herkes için eşit ulaşılabilirlikte olması en önemli ve en temel haktır. Fırsat eşitliğinin yorumlandığı, en yüksek başarıya sahip öğrencilerin, sosyoekonomik durumunun incelendiği verilerde Türkiye, endeks hesabında 0.56 puan ile birinci sırada yer alıyor. Bu verinin 1’e yaklaşması fırsat eşitliğinin ortadan kalkması anlamına geliyor. OECD ülkeleri ortalaması 0.42. Yani Türkiye, bu ülkeler içerisinde eğitimde eşitsizliğin en çok olduğu ülke konumunda bulunuyor. 

Türkiye’de ilköğretimden yükseköğretime kadar olan süreçte öğrenci başına yapılan harcama 29 bin 783 dolar. OECD ülkelerinde ise bu ortalama 60 bin 976 dolar. Eğitim harcamalarının kişi başına GSYH’ye oranı OECD ülkelerinde yüzde 26, Türkiye’de ise yüzde 20’dir. Bu veriler yorumlanırken Türkiye’de, eğitimde fırsat eşitliğinin olmadığı, eğitim kurumlarının fiziksel koşullarının oldukça yetersiz olduğu ve karşılaştırma yapılan birçok ülkenin bu tip durumları önceki yıllarda en aza indirmek için yatırımlar yaptığı unutulmamalıdır. Ayrıca Türkiye ilköğretimden yükseköğretime kadar, öğrenci başına eğitim kurumları harcamaları sırasında Meksika’dan sonra en az harcama yapan ülke konumundadır. 

DÜŞÜK ORAN

OECD verilerinden son olarak 25-34 yaş aralığındaki genç yetişkinlerin eğitim düzeyi ortalamasına bakılacak olursa Türkiye’de bu kişilerin yüzde 41’inin ortaöğretim mezunu dahi olmadığı görülecektir. Bu yaş aralığında OECD ülkelerindeki oran sadece yüzde 15’tir.

Bu verinin ışığında MEB’in yayımladığı raporda bulunan okullaşma oranlarına bakarsak, ilkokul düzeyinde okullaşma yüzde 93, ortaokul düzeyinde yüzde 89, ortaöğretim düzeyinde ise yüzde 88’dir. Eğitimin, lise son sınıfa kadar zorunlu olduğu ülkemizde okullaşma oranının yüzde 100’e yaklaşması gerekirken gelinen durum ortadadır.

KÖKLÜ DEĞİŞİM ŞART

Okullarda verilen eğitimin kalitesi şimdiye kadar belirtilen verilerden de sorumludur. 2021 yılı üniversiteye giriş sınavlarının, ilk aşaması olan TYT’de katılımcıların yüzde 38’i, 150 puan barajını geçemedi. YKS sonucunda barajı geçenlerin sadece yüzde 25’i yani 2 milyon 592 bin adaydan, sadece 650 bini dört yıllık bir fakülteye girebilmek için tercih yapma hakkı kazandı.

Evet, tek adamcı AKP iktidarı bir gün demokratik şekilde son bulacak. Köklü yapısal reform çalışmalarını iktidara geldikten sonra başlatmak, AKP’nin yıkıcı eğitim politikalarının enkazı altında kalmaya yol açacaktır. 

Muhalefet, daha fazla geç kalmadan ülkenin eğitim konusunda söz sahibi olan tüm ilerici unsurlarıyla, geniş katılımlı ve gerçek anlamda kapsayıcı, çağdaş ve laik eğitimin temellerinin atılacağı, “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” gençler yetiştirmek için kendi milli eğitim şûrasını toplamalı ve geleceğin aydınlık Türkiyesi’ni nasıl oluşturacağını tüm Türkiye’ye açıklamalıdır.

ARTUN DAYIOĞLU

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları