Olaylar Ve Görüşler

Muammer Aksoy: Laikliğe çağrı - Mahmut ASLAN

31 Ocak 2022 Pazartesi

Muammer Aksoy, yetkin bir hukukçu olmanın yanı sıra bir eylem ve mücadele adamıydı. Ömrünü tam bağımsızlık ve laiklik gibi Atatürkçü düşüncenin önemli yapıtaşlarını anlatmakla, korumakla ve güçlendirmekle geçirdi. Bu mücadelesinin ne kadar etkili olduğu görüldüğü için 32 yıl önce bugün katledildi.

Günümüzde laiklik savunusu yapması gereken kesimlerin, muhafazakârlardan oy alamama kaygısıyla laikliğe karşı yapılan birçok eyleme ses çıkarmaması, hatta laikliği ilahiyatçılara bırakması karşısında Muammer Hoca, geçmişten günümüze ders vermeye devam ediyor. Muammer Hoca, Atatürk devrimleri içinde neden tam bağımsızlık ve laikliğe önem verdiğini: “Laiklik Devrimi, Atatürk’ün Türk toplumuna yaptığı hizmetlerin -tam bağımsızlık yanında- en büyüğü, hem devlet ve hukuk alanındaki devrimlerinin, hem de sosyal ve kültürel alandaki devrimlerin gerçek çekirdeğidir. ‘Tam Bağımsızlık’ dışında hiçbir Atatürk ilkesi ya da adımı laiklik ilkesi kadar çok yönlü değildir ve yine -tam bağımsızlık ilkesi dışında- hiçbir konuda Atatürk, laiklik ilkesinde olduğu kadar titiz davranmamış, bıkmadan usanmadan aynı konuyu işlememiştir” diye anlatıyordu hem yazılarında hem de yaptığı konuşmalarda.

‘ÖNCÜ SAVAŞI’

Muammer Aksoy, kaleme aldığı “Laikliğe Çağrı” metninde, çok önemli konulara dikkat çekmiştir. Türkiye için irticadan daha büyük hatta ona yakın hiçbir tehlike söz konusu değildir” diye yazmıştır. Bu metinde dikkat çekilen iki konu türban ve Ayasofya’nın ibadete açılmasıdır. Aksoy’un otuz küsur yıl önce dikkat çektiği konulardan türban konusu, günümüzde konuşulması nerdeyse yasaklanmış bir konudur. Aksoy, Türban için verilen mücadeleyi, şeriat devleti doğrultusunda mücadele edenlerin bir öncü savaşı olarak başlattıklarını vurgulamıştır. 

LAİKLİĞE ATILAN TOKAT

Muammer Aksoy, Ayasofya’nın müzeden camiye çevrilmesini de laikliğe atılan bir tokat olarak nitelemiştir; kaleme aldığı metinde ve şöyle demiştir: “Bunun amacı namaz kılacak yer bulmak değildir. Bugün 70 bin camiye (günümüzde 110 bin civarı) sahip olan Türk toplumunun, Bizans’ın yaptırdığı bir kiliseyi camiye dönüştürme zorunluluğuyla karşı karşıya bulunduğunu, aklı başında hiçbir kişi iddia edemez. Bu eylem yalnızca Atatürk’ün kabul ettirdiği ve Türk halkının dünyanın gözünde layık olduğu yere yükselmesine katkısı bulunan uygarca bir tarihsel jeste, dolayısıyla laiklik ilkesine tokat atmak gibi olumsuz bir amaç gütmektedir.”

Laikliğin olmadığı Müslüman bir toplumda demokrasi ve insan hakları kalmayacağını da belirten Muammer Aksoy, ta o günden bugüne yaşanılan tek adam rejimini görmüş gibi şöyle yazmıştır: “Büyük çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede, laiklik ilkesi yok edildiği, hatta sadece önemli ölçüde zedelendiği zaman, ne halk egemenliği ve demokrasi ne de insan hakları ve hukuk devleti ayakta kalabilir.”

CESARETE DAVET

Laikliğe karşı eylemlerin odağı olmaktan ceza almış bir partinin 20 yıldır yönettiği ülkemiz, ne yazık ki laiklikten çok ama çok uzağa sürüklenmiştir. Muammer Aksoy ve Atatürkçü aydınları katledenler, siyasal İslamcıların önünü açmışlardır.  Aksoy, Laikliğe Çağrı metninin sonunda halkımızı şu sözlerle örgütlenmeye çağırmıştır: “Uygarlıktan yana olanlar da gerilikten yana olanlar kadar yürekli ve özverili olmadıkça, Türkiye’nin aydın ufuklara doğru gidişi sürdürülemez, hatta ortaçağ karanlığına gömülmesi önlenemez.”

MAHMUT ASLAN 

LAİKLİĞE ÇAĞRI BİRLİKTELİĞİ

YÜRÜTME KURULU ÜYESİ



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları