Olaylar Ve Görüşler

Hayvancılığın önemi ve veteriner hekimlik - Dr. Gülay ERTÜRK

09 Şubat 2022 Çarşamba

Birleşmiş Milletler 2020 Küresel Gıda Kriz Raporu’na göre; dünyada 135 milyon kişi açlık tehlikesiyle karşı karşıyadır. Türkiye; coğrafyası sayesinde kendi kendine yetebildiği gibi, doğru politikalarla, dünyaya gıda ihracatı yapabilir. Çünkü yüzölçümü açısından büyük, hayvan varlığı açısından, AB ülkeleriyle karşılaştırıldığında birinci, dünyada ilk 10 içerisindedir. Yazık ki, bu hayvan varlığına karşın, hayvan ithal etmektedir. 

Nüfus artışımız, hayvansal gıda üretimimizden fazladır. Hayvan varlığını sayıca artırmaktan çok, verimliliği artırmak gerekir. Dünyada son 40 yılda toplam sığır varlığı sadece yüzde 25 artmış, ancak süt üretimi 2 katına çıkmıştır. Karkas ağırlığı 350 kg’a kadar artmıştır. Ülkemizde verimlilikte yol alınmıştır ancak, istenen düzeyde değildir. 2021 yılı TÜİK verilerine göre; karkas ağırlığı 296 kg’a ulaşsa da bu endüstriyel işletmelerdeki besi hayvanları için geçerlidir. Aile işletmelerinde bu verimi yakalamak olanaksızdır. 

ÜRETİMİ ARTIRMALIYIZ

Nüfusumuz hızla artmaktadır. Nüfus artış hızı AB ülkelerinde yüzde 0.4, ülkemizde yüzde 1.5’tir. Ürettiğimiz et, gereksinimimizi karşılamamaktadır. Kırmızı et açığı, ithalatla kapatılmaya çalışılmakta, bu da zor koşullarda üretim yapan yetiştiriciyi daha da zorlamaktadır. 

Türkiye; 2. Dünya Savaşı’na dek kendi kendine yeten, Gayri Safi Milli Hâsılası’nın (GSMH) önemli bölümünü tarımdan sağlayan bir ülkeyken, bu oran gittikçe azalmıştır. Tarımın GSMH’ye oranı 1970’te yüzde 30’ken, 2020’de yüzde 6.7’ye gerilemiş, tarım içerisindeki hayvancılığın oranı yüzde 25’e düşmüştür. Tarım içerisindeki hayvancılık oranı düşük olduğu halde, 2018 yılı TÜİK verilerine göre; son 10 yılda, tarımsal üretimde, hayvansal ürünlerin üretim değeri yüzde 58 olmuş, bitkisel ürünlerin üretim değerini geçmiştir. Üstelik tarıma ayrılan devlet desteği yurtiçi GSMH’nin yüzde 1’i kadardır. Verilen destek içerisinde hayvancılığın payı, bunun yarısı kadar değildir. 

Türkiye; beslenmenin ve kalkınmanın lokomotifi olan hayvancılığı geliştirmelidir. Hayvancılıkta, ekonomik, yönetsel, siyasal, toplumsal, coğrafi sorunlar iç içe geçmiştir. Sorunların çözümünde üretim artışına yönelik teknik ve yasal düzenlemeler yanında, sistem yeniden gözden geçirilmelidir. 

HAYVANCILIK, VETERİNER HİZMETLERİ MERKEZLİDİR

Atatürk’ün imzasıyla 1937’de kabul edilen Uluslararası Cenevre Sözleşmesi’yle, kamu hayvan sağlığı teşkilatı, yetkili bakanlığa doğrudan bağlanıp, sorumlu bir veteriner hekim idaresinde olması hükmü kabul edildiği halde, günümüzde bağımsız veteriner otoritesi yoktur. Bu durum, hayvancılıkta ve halk sağlığında veteriner hekimi etkisizleştirmiştir. Hayvan sağlığı ve refahı, gıda ve çevre güvenliği, hayvan hakları ve veteriner halk sağlığı konuları, kamu veteriner teşkilatının çalışma alanı içindedir. Hayvan, gıda, çevre, insan ve toplum sağlığında veteriner hekimliği hizmetlerinin aksaması, hayvansal üretimin yeterince sağlanamaması, ekonomimizin gerilemesine yol açmaktadır. 

 Örneğin, buzağı ölümleri bu sonuçlardan sadece biridir. Ülkemizdeki işletmelerde gebelik oranı ortalaması yüzde 60 civarındadır. 100 hayvandan doğacak 60 buzağının yüzde 20-25’i ölmektedir. Yılda binlerce buzağı, erken dönemde, hastalıklardan kaybedilmektedir. Oysa gebelik oranı yüzde 85, buzağı kayıp oranı yüzde 5 olmalıdır. Veteriner hekim olmayan kişilerce bilinçsizce yapılan uygulamalar sonucu, ekonomik kayıplar oluşmaktadır. Veteriner otoritesinin kurulamaması, veteriner hekimlerin görevlerini yapmasındaki zorluklar, hayvan hastalıklarının yayılmasını artırmakta, hayvan hastalıklarıyla mücadeleyi zorlaştırmaktadır. Sorunların çözümü için veteriner hizmetleri, tarımsal hizmetlerden bağımsız bir idari yapılanmaya kavuşturulmalıdır. 

DR. GÜLAY ERTÜRK

VETERİNER HEKİMLER DERNEĞİ GENEL BAŞKANI



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları