Olaylar Ve Görüşler

Gaz lambası - Salih ÖZBARAN

11 Şubat 2022 Cuma

1940’ların ikinci yarısı.1920, 1930 ve 1940’lı yılların bahşettiği aydınlanma, ulaşım ve sağlıkta, sosyal ve ekonomik alanlarda yakalanmaya çalışılan çağdaşlığın tam bir kararlılıkla peşine düşülmüştü. Elektrik evimize girdi, lamba duvardan indi, içme suyu avlumuza ulaştı. İlçem, karayollarıyla çevre kent ve köylere bağlandı; bataklığa batmadan bağına, bahçesine ulaştırdı halkımı. 19. yüzyılın ortalarında inşasına başlanan demiryollarıysa Cumhuriyet hükümetiyle Anadolu’nun dört bir yanına götürdü yolcularını. 

Başta kuru üzüm olmak üzere üretilen mahsulün getirileriyle, artık dikilip toplanamayan pamuğun ve ekilemeyen tütünün halkın bayındırlığına sağladığı destekle, kurulan kooperatiflerin yeşerttiği birliktelikle, imrenilesi bir inançla, uygarlığın peşine düştü kasabalılar. İlçem, Cumhuriyeti hep coşkuyla kutladı; on binler meydanlara döküldü; caddeler saatlerce öğrencilerin, sanatkârların coşkulu geçişine tanıklık etti ulusal bayramlarda. Mustafa Kemal’i istasyonda karşılayan öğrencilerin ve kadınların heyecanı geleceğin tapu senetleri oldu; Ata’larının güvencesi.   

CUMHURİYET’LE KÜLLERİNDEN DOĞDU

Manzara içler acısıydı. Açılan yolların, kurumların ve konutların aydınlatılması hiç de kolay olmayacaktı. Resmi tutanaklardan, yerel gazetelerden ve görgü tanıklarının anılarından anlaşılmıştır ki her taraf yanmıştı, yıkılmıştı 1922 yılında... Başı sargılı, kolu askılı, koltuk değneklilere, beyaz sakallılara, siyah bıyıklı yiğit delikanlılara rast gelen Halide Edip şu manzarayı gözlemiş ve anımsatmıştı: “Pencereden bütün bir şehir cesedi, bütün kasabanın yersiz yurtsuz halkının evleriyle, çarşı pazarlarıyla, taş yığınları üstünde yeniden hayatlarını kurmak için kaynaştığını görüyordum.” 

Ve izleyen yıllarda, bayındırlığın doludizgin geliştiği zaman dilimi içinde, kasabayla ilgili gazetelerinden ve vilayetteki tutanaklardan elde ettiğim birkaç haberle bağlayayım şu kısa yazımı; gaz lambasının bahşettiği ışığa sığındığımız günlerden Cumhuriyet’in nice özverileriyle elektriğe kavuşturduğu günleri, yılları anımsatayım:

İlçeyi aydınlatma imtiyazı 1930 yılında verilmiş kasaba belediyesine; “fenni şeraiti haiz (modern koşulları taşıyan) elektrik projesi yapılması” işine belediye el atmış, 1931 yılında da kapalı zarf usulüyle eksiltmeye (münakasaya) konmuş. 

BÖYLESİNE RASTLANMADI

Bu arada, 1932 yılında, bir çırçır fabrikasında üretilen elektrik bazı kurum ve evleri ışıklandırmış, 300 gaz lambası da soruna çare olmaya başlamıştır. 6 Temmuz 1937 tarihli Anadolu gazetesiyse “Işık meselesi hallediliyor” müjdesini vermiştir:

“Burada yapılacak elektrik santralı için bir mühendisimiz proje ve planları tanzim ile meşguldür. Elektrik fabrikası belediye fidanlığı civarında tesis edilecek, 250 beygir gücünde olacaktır. Ceryan şehrin iki merkezine yeraltı kablosu ile verilecek, buradan demir direklerle mahallelere tevzi olunacak, şehrin cadde ve sokakları şimdilik bin lamba ile tenvir edilecektir (aydınlatılacaktır). Fabrikada Zonguldak ve diğer yerli kömürler yakılacak, tesisat sekiz ay zarfında bitirilecektir.” 

İşte böyle bir planlama ve çaba sayesindedir ki ben, Cumhuriyetin mirasına kondum, bahşettiği ışıkla yolumu buldum; gaz lambasından elektriğe terfi ettim; okudum, tarihçi oldum ve şu anda, son yıllarda tanık olduğum merkezi tarih büyüsü telkin edenler ve Cumhuriyet değerlerini yok sayanlar kadar tarihçiliği tahrif edenlere rastlamadım. Şüphesiz, herkes kendi çapında tarihçilik oynayabilir; isterse yorum yapar; amatörce de olsa bir şeyler yazar, söyler; yetkisini ve sorumluluğunu bilmek kaydıyla.

SALİH ÖZBARAN

EMEKLİ TARİH PROFESÖRÜ



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları