Meriç Velidedeoğlu

‘Birlik-Beraberlik’ Çağrıları

25 Mart 2016 Cuma

Kısa süre önce bir bakan -yanılmıyorsam Numan Kurtulmuş- basın açıklaması yaparken, öyle bir tümce döktürmüş ki, konuşmayı izleyen bir gazeteci, ertesi günkü yazısında: Bu kadar bozuk bir cümle kurmayı nasıl başarıyorsunuz? diye sormaktan kendini alamamıştı.
Geçen cumartesi, İstanbul’un İstiklal Caddesi’nde dehşet saçan “terör” dolaysiyle, pazar günkü “Cumhuriyet”in -yoğun tepki çeken- manşeti için de gazetemize benzer bir soru sorulabilirdi; sanırım soruldu da...
Bu terör olayına ülkemizin bütün “TV” kanalları pazar günü geniş yer verdi; kimisi de bu saldırıyı lanetlemeyi, iki saatlik bir program boyunca -çoğu kez- bu manşet üzerinden Cumhuriyet’e yüklenerek yapmayı yeğledi!..
Ne var ki, bu “tür” eleştirilerin, “birlik-beraberlik” çağrılarının “anlamsızlaşması”na olan katkıları yadsınamaz sanırım.
Bizim İstiklal Caddesi’nde “19 Mart” günü yaşadıklarımızı “22 Mart” sabahı, “Belçikalılar” da yaşadı; havaalanı ve metrodaki terör saldırılarıyla.
O gün öğle üzeri, “Belçika Başbakanı”, “TV”de yalnız yurttaşlarına değil tüm “Avrupa”ya teröre karşı “birlik-beraberlik” çağrısı yaptı; ardından da Belçika’nın sınır komşusu olan Fransa’nın Cumhurbaşkanı “F. Hollande” aynı çağrıyı yaptı; bu terörü “Demokratik Avrupa’ya saldırı” vurgusuyla kınadı.
“AB”ye üye öteki ülkelerin, üye olmayanların yetkilileri de teröre karşı Belçika’nın yanında ve birlikte olduklarını “TV” kanallarından, “doyurucu”, “inandırıcı” konuşmalarıyla belirttiler.
Avrupa TV kanalı “Euronews” de, bu konuşmaları izlerken altı gün önce Ankara Kızılay’da, üç gün önce de İstanbul İstiklal’de yaşadığımız kanlı terör saldırılarını düşündüm; sınır komşularımızın hangisinden -beylik, kanıksanmış konuşmaların dışında- bu denli içtenlikli kınamalar, özellikle de teröre karşı savaşımda bu boyutta “birliktelik” içeren öneriler aldık, vurgulamalar duyduk?
Kuşkusuz bu soruya verilecek olumsuz yanıtın nedenleri arasında, dün “Başbakan” bugün “Cumhurbaşkanı” olan “R.T. Erdoğan”ın, komşularıyla ilgili demeçlerinin, söylemlerinin, dış politikada gerekli ve kaçınılmaz olan “üslub”un dışına çıkmasının ilk sırayı alacağı açıkça bellidir.
Üstelik yalnız komşularımızla değil, pek çok ülkeyle sorunlar yaşamamızda, dolaysiyle gitgide yalnızlaşmamızda Erdoğan’ın tutumunun payı olduğu da bilinir.
Böylece siyasetin her bağlamında, ama özellikle “dış” siyasette söz sahipliğinde belirli bir “eğitim”, dahası belirli bir “kültür” aşamasına ulaşmış olmanın, gözardı edilemeyeceği de yadsınamaz bir biçimde ortalarda; bilmem anlatabildim mi?
Öte yandan, “Erdoğan”ın toplumumuza seslenişlerinin de kimi konularda yer yer “iç burkan” bir boyuta ulaşmasına gereken tepkinin verilmesi de şöyle dursun, alkışlarla iyice coşturulmakta.
Bilmem anımsanır mı, daha önce de şehitlerimize “kelle” seslenişi? Kısa sürede sindirildiği için olacak yine şu günlerde terör örgütü “PKK”ya yapılan -kaçınılmaz- operasyonlarda verdiğimiz “şehitler”i de bir “kazanç” olarak değerlendirdi...
Ayrıca bir konuya da değinmeli diyorum, değerli dostlar!
“Terör”ün -ister istemez- gündemi doldurması, ülkemizde kimi olan bitenden söz edilmesini önlediği gibi, kimi haberlere de gereken tepkiye fırsat verilmeden, gündemden çıkarılmaları sağlanıyor, aşağıdaki haberde de öyle oldu.
“Diyanet İşleri Başkanlığı”nın, Bodrum’un en turistik bir koyunda yaptıracağı “İslami Tesis”te(!), din bilginlerimiz turistlere İslamı tanıtıp öğreteceklermiş... İnsan, bu bilgilendirmenin, o koylarda kuma sere serpe yatıp güneşlenen turist hanımlara da geçerli mi diye sormaktan kendini alamıyor...



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Erasmus 19 Mart 2021
‘12 Mart 1921’ 12 Mart 2021
‘Manifesto!’ 5 Mart 2021

Günün Köşe Yazıları