İhtiras ve Yetenek

17 Nisan 2015 Cuma

Hem on üç yıldır iktidarda olacaksınız, hem de seçmene yeni umutlar vereceksiniz...
Biraz zor...
İnsana “
Aklın başına yeni mi geldi” diye sorarlar!

***

Hele hele, temel hak ve özgürlükler açısından, demokrasiden diktatörlüğe doğru bir geçiş içindeyseniz...
Ekonominizin dünya konjonktüründen kaynaklanan büyümesi son bulmuşsa...
Elinizde avucunuzda satacak fazla bir tesis ve hizmet kalmamışsa...
Halk gırtlağına kadar borç batağına batmışsa...
İşsizlik zirve yapmışsa...
İç ve dış barış tehlikedeyse...
İşiniz iyice zorlaşır!

***

Ama ihtirasınızın yeteneklerinizi aşmasından dolayı, bu zorluklara bir de beceriksizliklerinizden kaynaklanan çelişkiler eklenir: (Eskiler “Kifayetsiz muhteris” derlerdi.)
Dış politikada “komşularla sıfır sorun” diye yola çıkarsınız, doğru dürüst bir güven ilişkisini sürdürebildiğiniz, sorun yaşamadığınız komşunuz kalmaz...
Esad’ı düşüreceğiz, Şam’da namaz kılacağız” dersiniz, ülkeniz iki milyonu aşkın Suriyeli göçmenin yükü altında ezilir...
Ortadoğu’da oyun kurucu olacağız” dersiniz, konsolosluğunuzu basan katil teröristlerin elinde oyuncak olursunuz.
Ermeni sorununu Çanakkale zaferi ile örtbas etmeye çalışırsınız, Papa bile size karşı tavır alır.
İçerde, “Kürt Açılımı”, “Barış Süreci” dersiniz, ama aynı zamanda seçimlerde milliyetçi söylemlerle MHP oylarına göz diktiğiniz için, “Kürt sorunu yoktur, Kürtlerin sorunları vardır” noktasına gelirsiniz.
Sahte belgelerle ve önyargılı mahkemelerle yüzlerce insanın hayatını karartır, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni çökertirsiniz, sonra dönüp “Bunları paralel yaptı” dersiniz.
Yıllarca devleti peşkeş çektiğiniz insanlara “Ne istediler de vermedik” dersiniz, sonra onları “Paralel”, “Darbeci”, “Haşhaşi” ilan edersiniz.
Tarihin en büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonlarını, “darbecilikle” suçlayıp hasır altı edersiniz.
Bireysel ihtiraslarınızı gemleyemediğiniz için, ülkenin siyasal sistemini değiştirmeye kalkar, gerekçelerini bir türlü açıklayamadığınız ve kimseyi inandıramadığınız bir başkanlık rejimini savunmak durumunda kalırsınız.
En üst düzey yöneticileriniz birbirlerini ülkeyi parsellemekle suçlar, siz erdemli siyasetten söz edersiniz.

***

Bütün bu açmazları ve çelişkileri, içi boş, hiçbir somut anlamı olmayan, hamasi, ağdalı Arapça terimlerle süslediğiniz genel söylemlerle örtemezsiniz!



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları