Hükümet, seçim öncesinde halk için tam anlamıyla seferber oldu. (!)
O kadar ki sadece sebze meyve fiyatlarını değil, her türlü ihtiyaç malzemesinin fiyatını indirmeye çalışıyor.
Mesela son olarak ham kürkler, tabaklanmış ve aprelenmiş kürklerde Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) sıfıra düşürüldü! Böylece vatandaşlar, 20 tilki ya da 30 tavşan katledilerek üretilen bir kürk mantoyu alıp sırtına daha kolay geçirebilecek.
Hayvanların kürkleri parlak olsun, derilerinden bütün halinde yüzülebilsin diye kafalarına vurularak ya da zehirlenerek öldürüldüğünü kimse konuşmuyor ya da konuşmak istemiyor ama gerçek bu.
Tüm dünyada en ünlü moda firmaları bile, hayvan hakları savunucularının protestoları sonucunda, kürkü koleksiyonlarından çıkarıyor.
Ama Türkiye gibi halkın önemli bir bölümünün açlık sınırında yaşadığı bir ülkede hükümet, bu lüks vahşeti teşvik ediyor. Ama iktidarın lüks tüketime yönelik teşviği bununla sınırlı değil. AKP, daha önce de elmas, pırlanta, yat ve teknede de uygulanan ÖTV oranlarını sıfıra indirmişti.
Ekmek pahalanmış kimin umurunda? Ekmek bulamıyorlarsa pasta da yiyebilirler!
Ekmek buğday unundan yapılırsa ve katkı maddesi yüzde 5’i geçmezse vergi oranı yüzde 1. Ama başka bir üründen yapılırsa veya katkı maddesi yüzde 5’i geçerse vergi oranı yüzde 8.
Buğday, arpa, çavdar, mahlut, yulaf, mısır çeşitleri, pirinç, kuş yemi, bütün makarna çeşitleri ve bebek mamalarında vergi oranı da yüzde 8.
Temel ihtiyaçlar mı dediniz? Örneğin doğalgaz, elektrik ve internette durum nasıl?
Su kullanımında 5 çeşit, elektrik ve internet kullanımında 7 çeşit, doğalgaz kullanımında 6 çeşit ekstra bedel veya vergi ödeniyor.
Elektrikte işin içinde yine oyun var. 2018 yılında vergi/fon/paylar dahil elektrik fiyatlarına yüzde 33.3 zam yapıldı. 2019’da konut kullanıcılarının faturalarında yüzde 10 indirim olacağı söylendi.
Ardından Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu, dağıtım bedelleri artırılarak şirketlerin kârını koruyacak düzenleme yapıldığını açıkladı. Anlaşılan elektrik inmiş, dağıtım yükselmiş, yüzde 10 hikâye olmuş...
2018 yılında doğalgaza ise (KDV dahil) yüzde 29.3 oranında zam yapıldı. Elektrikte olduğu gibi, 2019 yılı başından itibaren doğalgazda yüzde 10 indirim yapıldığı açıklandı. Ancak faturalar incelenince, indirim oranının yüzde 8’de kaldığı görüldü.
İnternet derseniz, BTK’nin dünyada eşi olmayan internette Adil Kullanım Kotası uygulamasına son vermek için aldığı karar 1 Ocak’ta yürürlüğe girdi.
İnternet sınırsız olacak sanılırken, neredeyse fiyatlar sınırsız oldu. Aynı paraya aldığımız internetin megabit hızı yere çakıldı. Hızı düşürmek istemeyenler artık fahiş paralar ödemek zorunda.
ÖTV’de dönen oyunlara bakınca, sanırım hükümet halka şu mesajı veriyor:
Giyin kanlı kürkleri, takın elmas ve pırlanta takıları, atlayın yata, dolaşın kıyılarda! Arada sahile çıkar, tanzim satıştan patates, soğan alırsınız. Duşunuzu deniz suyuyla alın; interneti de boş verin. Ne yapacaksınız haberleri okuyup? Cahillik mutluluktur!
Zaten her şey çalışanlar için, emekçiler için!
Daha ne yapsın bu iktidar, kürk ve yat için de tanzim satış mı yapsın?
Her şey halk için!
Yazarın Son Yazıları
Trump ikinci kez ABD başkanı seçildiğinde, Amerikalı yazar Susan Jacoby’nin kitabına (The Age of American Unreason) atıfla, George W. Bush iktidarına benzer bir dönemin başladığını ve Trump’la birlikte Mantıksızlık Çağı’nın zafer çanlarının yeniden çaldığını yazmıştım.
Ekrem İmamoğlu, T24 portalından Cansu Çamlıbel’in sorularını yanıtlamış.
Başından beri uyardığımız oldu.
CHP listelerinden milletvekili seçilen üç milletvekilinin AKP’ye geçmesi, artık bir seriye dönüşen İLKESİZ SİYASET yazılarımın dördüncüsünü yazmamı gerektirdi.
Dünya siyasi tarihi “demokrasi” yalanıyla yapılan darbelerle dolu.
Tahmin ederim; başlığı görünce çoğu kişinin aklına insanların tutsak edilmesi gelmiştir.
Okurlarım bilir, köşe yazılarımda özel yaşantımdan söz etmem.
2025’in son yazısı daha farklı olsun isterdim ama bir gazetecinin halka sorumlu olduğu gerçeğini hiç unutmadığım için, ülkemizin içinde bulunduğu koşullarda yine endişe duyduğum bir konuda yazıyorum.
1970’lerin sonunda “Marksist-Leninist” bir örgüt iddiasıyla PKK terör örgütünü kuran terörist başı Öcalan, son dönemde tam bir açılım içinde!
Asgari ücret tespit komisyonundan işçi sınıfı için İDAM FERMANI çıktı!
Günlerdir sosyal medyada ve geleneksel medyada birtakım tanınmış kişilerin yazışmaları ve görüntüleri paylaşılıyor, hatta “gazeteci” denen bazı kişiler, bunları köşelerine taşıyor.
“Açılım süreci” adı altında kapalı kapılar ardında dönen pazarlıkları yaklaşık bir buçuk yıldır bu köşede yazıyorum.
Çarşamba günü medyaya yansıyan bir haber vardı.
Özgür Özel, 12 Aralık’ta İlke TV’de bazı sorular sorulmasını gerektiren değerlendirmelerde bulundu.
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, gerici açıklamalarına bir yenisini daha ekledi.
Kürdistan Demokrat Partisi Başkanı Mesud Barzani’nin 29 Kasım’da bir sempozyuma katılma bahanesiyle uzun namlulu silahlı korumalarıyla Cizre’ye gelmesi, aklıma Uğur Mumcu’nun 7 Ocak 1993 tarihli gazetemizdeki yazısını getirdi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Cumhuriyet ilan edilmiş ama eksik bırakılmıştır” diyerek yine Cumhuriyeti hedefe koydu, anayasa değişikliği isteyerek yine 1921 Anayasası’nı övdü ve Bahçeli tarafından alkışlandı.
Öcalan açılımı için kurulan TBMM komisyonunda basına kapalı oturumlar yapılmasından sonra, AKP milletvekili Hüseyin Yayman Öcalan’ın ayağına İmralı’ya giden heyette yer aldığını halktan gizlemeye çalıştı.
Yıl 1934...
Hani bazen hayatınızı adadığınız bir mücadelede öyle bir an gelir ve yıllarca yalnızca duvarlara bağırdığınızı düşünürsünüz..
Yaklaşık bir yıldır birçok yazımda uyardığım bir tehlike, DEM Partisi çevresinden ilk kez açık açık dile getirildi.
İçinde yaşadığımız dönemin en berbat özelliklerinden birisi, kavramlara farklı anlamlar yükleyerek insanları kolayca kandırmanın çok yaygınlaşmış olması.
Sonunda bu da oldu.
Cuma günü TBMM’de yapılan İmralı oylamasından sonra bir TV kanalında bir siyasal iletişimcinin konuşmasına rastladım.
Dün gazetemizde Aytunç Ürkmez imzasıyla yayımlanan bir haber...
Tarih 31 Temmuz 2025.
Geçen hafta Uluslararası Hayvan Politikaları Konferansı’na katılmak için ilk kez Marakeş’e gittim.
AKP-MHP koalisyonunun CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na karşı yürüttüğü operasyon...
Yazımın başlığına güzel Türkçemizde birçok düşünce ve duyguyu aynı anda iki sözcükle anlatabilen işlevsel bir deyimi koydum.
Kendisini “demokratik sosyalist ve Müslüman” olarak niteleyen Uganda asıllı 34 yaşındaki Zohran Mamdani’nin New York Belediye başkanlığına seçilmesi hakkındaki bazı yorumlar, birkaç yılda bir yinelemem gereken gerçekleri hatırlattı.
1923 Cumhuriyet Devrimi’ni hedefe koyanlar, 102. yıldönümünde de boş durmadı.
22 Aralık 2024’te Nijerya’dan Tayland’a kaçak olarak götürülmek istenirken İstanbul Havalimanı’nın kargo biriminde travma halinde yavru bir goril bulundu.
Geçen hafta hayatımıza bir casusluk davası girdi ve beş gün önce de Ekrem İmamoğlu, İmamoğlu’nun seçim kampanyası direktörü Necati Özkan ile Tele1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ hakkında tutuklama kararı verildi.
“En hafif rüzgârdan bile korunması lazım gelen yeni doğmuş yavrunun, onu beslediğini söyleyenler tarafından böyle hırpalanması caiz miydi?”
İsrail’in büyük dostu ABD Başkanı Trump, bir süredir kameralar önünde Erdoğan’a övgüler yağdırıyor, buluşurken Beyaz Saray’ın kapısında ayakta bekliyor, “iyi dostuz” diyor, rahat otursun diye sandalyesini tutuyor ve ayrılırken kapıya kadar uğurluyor.
2025 yılında, Cumhuriyet Devrimi’nin 102. yıldönümünde Türkiye’de cumhuriyetçilere düşen önemli görevler var.
Geçen hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaşanan rezalet, ülkenin içine sokulduğu durumun vahametini tam olarak gözler önüne serdi.
Başlıktaki soruyu sormak zorunda kalmamın sayısız nedeni var.
ABD Başkanı Trump, 13 Ekim’de İsrail Parlamentosu’unda ayakta alkışlandığı bir konuşma yaptı.
“Sayın Öcalan, bu son görüşmede çok rahatsız olduğu bir mesele üzerinde durdu.