Bir gün ağaçlar sizden intikam alacak

Bir gün ağaçlar sizden intikam alacak

13.08.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Beyaz kayın sallanarak düşüyordu. Ama o düşerken, McKay tuhaf bir manzarayla karşılaştı: Ağacın yakınında bir köknar büyüyordu. Ve daha ufak olan ağaç, devrilirken sevgilisinin kollarında bayılan bir genç kız gibi, bu köknarın üzerine düştü. Orada öylece yatıp titrerken köknar ağacının geniş dallarından biri beyaz kayının altından kurtulup baltayı tutan adamın kafasına bir kırbaç gibi feci bir darbe vurarak onu yere serdi. McKay gözlerine inanamıyordu. Bütün koru, ormandaki bütün ağaçlar; yalvaran gözler, titreyen seslerle ona sesleniyordu: ‘Bizi yok etmeye ant içtiler. Üstelik çok yakında. Bizi balta ve alevle yok edecekler.’

Bu satırları Tuhaf Öyküler (Çınar Yayınları) kitabından okuyorum. Abraham Merritt’in Ormanın Kadını adlı uzun öyküsünü İdil Bostan çevirmiş. (Kitaptaki her öykü çok ilginç ) Ve her satırda içinde yaşadığımız günlerde doğaya meydan okuyan para babalarının, daha çok çıkar uğruna, halka karşı sürdürdükleri savaşı iliklerimde duyuyordum. Öykünün sonunu söylemeyeceğim. Kitabı alıp kendiniz okuyun. Ama bilin ki her tuhaf öyküde olduğu gibi doğa sonunda kendisine savaş açanlardan mutlak ve mutlak intikam alıyor.

Önceki gün gazetemizin manşeti, Şeyda Öztürk’ün haberini okurken de benzer duygulara kapıldım. Öykü değil, yaşamakta olduğumuz hakikatin ta kendisiydi. Daha Akbelen gündemdeyken Kaz Dağları’nda Cengiz Holding orman kıyımına başlamıştı. Üstelik daha dava süreci sonuçlanmadan. Bakır madeni projesi, neredeyse 150 bin ağacın kesilmesini öngörürken, TEMA Vakfı’nın açıklamasına göre ekosistem büyük zarar görecek, 4 bin dönüm arazi susuzluktan kuruyacak, bu proje 100 binin üzerindeki insanın suyunu tüketecekti. 

Ama artık biliyoruz: Bir gün doğa da kestiğiniz, yaktığınız o ağaçlar da sizden intikamını mutlaka alacak.

HAPİSHANELER-MEKTUPLAR 

Masamın üzeri yine ülkemin hapishaneler coğrafyasından gelen mektuplarla dolu. Bilmez değilim. Bu mektupların bana yollanmasının nedeni, bu köşede onlardan söz etmemi beklemeleri. Ama imkânsız. O kadar çoksunuz ki. Hepsini okuyorum ama hiçbirini tümüyle buraya alamıyorum. Kimi çok naif, kimi öfkeli, kimi slogancı, hepsi içten mektuplar... 

Ancak şunu söyleyebilirim. Bir cezaevinden ötekine öylesine değişen hukuksuzluk var ki! Kimi mahkûm ya da tutuklunun annesinin ve babasının cenazesine gitme izni varken kiminin zinhar yok. Kimi haftada bir kitap alabilirken kimi dilediği kadar kitap alabiliyor. Zulüm, işkence bir cezaevinden ötekine değişiyor. Keyfilik her yere egemen. Yok mudur bunun bir genel uygulaması?

***

Ne ilgisi var demeyin, sık sık şunu düşünüyorum: Belki anımsarsınız, İstanbul ya da Adana depreminden sonraydı. Enkaz altında kalan bir çocuk, yardıma gelen görevlilere “Beni kurtarırsanız, size gazoz ısmarlarım” demişti. Hayatın karşılığında, yaşamanın karşılığında gazoz...

Oysa ülkemde, yağmanın, talanın, hırsızlığın, rüşvetin, yozluğun ve yolsuzluğun, cehaletin, bilgisizliğin, denetimsizliğin, adaletsizliğin karşılığı; çıkar ilişkilerinin, oy depolarının, kabaran banka cüzdanlarının, yurtdışına kaçırılan paraların, satılan topraklarımızın nehirlerimizin, ormanlarımızın labirentlerinde ödeniyor!

***

Dün Sevgili Can Yücel’in ölüm yıldönümüydü (12 Ağustos 1999). Onu sevgiyle saygıyla hasretle anıyorum: 

“Garson dedim, bana biraz sabır ver

- Allah’tan isteyeceğini benden istiyorsunuz paşam, dedi.

Öyleyse bir Allah ver, dedim

Gitti bir daha gelmedi.”

Yazarın Son Yazıları

‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Travmalarla yaşamak...

Nasıl yaşamak bu! Kâh gökyüzünde kanat çırpıyoruz kâh en dipsiz kuyuların derinliğinde kayboluyoruz.

Devamını Oku
02.10.2025
Yaşar Kemal’e adanan bayram

26 Eylül’de Ankara’da 93. Dil Bayramı’nı kutladık. Dil Derneği ve Çankaya Belediyesi’nin ortaklaşa etkinliği Yaşar Kemal’e adanmıştı.

Devamını Oku
28.09.2025
Ellerinde Toprak

“Sömürü bir bütündür. Bütün insan değerlerinin sömürülmesiyle, doğa değerlerinin hoyratça sömürülmesi bir arada gidiyor. Türkiye toprakları yıkıma uğratılıyor, hopur ediliyor. Biz Türkiye üstünde mirasyedileriz. Yıkımımızdan Türkiye’nin hiçbir insanı ve doğa değeri kurtulamıyor.”

Devamını Oku
25.09.2025
‘Üç Ayaklı Kedi’ İstanbul’da

İstanbul dolu dizgin.

Devamını Oku
21.09.2025
Nice yıllara Hrant Dink

15 Eylül, arkadaşımız, yoldaşımız, omuzdaşımız, ülkemin en aydın, en dürüst, en yararlı, en barışçı insanlarından Hrant Dink’in yaş günüydü.

Devamını Oku
18.09.2025
Düşme var düşüş var

Bundan önceki yazım şöyle bitiyordu: “Yeryüzü muhteşemdi. Türkiye’nin asla uygarlıktan, yaratıcılıktan, aydınlıktan ve gelecekten vazgeçmeyeceğine dair umutlarımız tazeleniyordu.”

Devamını Oku
07.09.2025
Büyülü aydınlık bir gece

Elbe Nehri’nin kıyısında görkemli mi görkemli o yapı bir mucize gibi yükseliyor.

Devamını Oku
04.09.2025
Hapishane ve ödül: Vicdan ve haysiyet

Hafta içinde hapisteki iki çok değerli insanımıza yine uluslararası ödüller verildi.

Devamını Oku
31.08.2025
Paramparça ve umut

Bunalıyorsunuz, kahroluyorsunuz, her yerde haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik diyorsunuz...

Devamını Oku
28.08.2025
Dünyanın sesleri İstanbul’daydı

Bu başlığı yazdım. İstanbul’da bir haftadır süren o muhteşem coşkuyu paylaşacağım diye düşünürken birden bir suçluluk duygusuna kapıldım.

Devamını Oku
24.08.2025