Bereket tanrıçası Muazzez İlmıye Çığ’dan 107. yaş gününde mesaj var: Hapisteki gazeteciler için acı çekiyorum!

21 Haziran 2020 Pazar

Ona bugüne dek ne çok isimler takıldı: Sümer Kraliçesi, Hitit Kraliçesi, Toprak Ana... Hepsi geçerli. Ama benim ona en çok yakıştırdığım niteleme: “Bereket Tanrıçası.” Anadolu dediğimiz bu bereketli toprakların kültür birikimini biz ölümlülere sunan bir tanrıça...

Akgün Akova’nın çağrısıyla 107 sanatçı, 107 yaşına giren Muazzez İlmiye Çığ için kemanla “Gülnihal” şarkısını seslendirdi.

Öyle ya Sümer, Hitit, Akadver, Asurluların kullandığı çiviyazısının arşivini oluşturanların önde geleni o... Kitapları, sayısız makale, incelemeyle, Sümer ve Hitit uygarlıklarına ışık tutan o... Tabletlerdeki yazıları kitaplara dökerek uluslararası bilim dünyasına sunan o... Muazzez İlmiye Çığ, (doğumu 1914) ülkemizin en verimli bilim kadınlarından.

Kasım 2019’da Mersin’de...

Arkeoloji Müzesi’nden emekli olduktan sonra da çalışmalarını sürdürdü. Bu eşsiz Sümerolog, bilimsel çalışmaları kadar, popüler eserleriyle de bilimle yaşam arasında sımsıkı bir bağ oluşturdu.

“Zaman Tüneliyle Sümer’e Yolculuk”, “Hititler ve Hattuşa - İştar’ın Kaleminden”, “Gılgamış - Tarihte İlk Kral Kahraman”, “Ortadoğu Uygarlık Mirası”, “Sümer Hayvan Masalları”, “Bereket Kültü ve Mabet Fahişeliği”, “Vatandaşlık Tepkilerim”, “Atatürk Düşünüyor”... Onlarca kitabından ilk aklıma gelenler.

Muhteşem yaş günü armağanı

Dün 20 Haziran’dı. 107’nci yaş gününü kutladı Muazzez İlmiye Çığ. Güne muhteşem bir yaş günü armağanı alarak başladı. Yazar, şair Akgün Akova’nın aklından, yüreğinden çıkan çok özel bir armağan. Küçükken keman çalarmış Muazzez Hanım. Sonradan bırakmış. Akgün Akova’nın ona kemanlarla bir armağan verme çağrısını ilk yanıtlayan keman sanatçısı Emel Akçay Özer olmuş. Birkaç değil 107 kemanla “Gülnihal” parçasını çalmayı önermiş... Emre Ünlenen video prodüksiyonunu, Yusuf Yalçın müzik düzenlemesini gerçekleştirmiş. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları kaynak oluşturmuş... YouTube’da yayımlandı. (“107 Kemanla 107 Yaşında” diye ararsanız izleyebilirsiniz.)

İzledim. Muhteşemdi. 107 kemancıya ve emek, destek veren herkese teşekkürler. İzler izlemez Mersin’i, Muazzez Hanım’ı aradım. İzlemişti elbet. Nasıl da mutlu olmuştu! Veeee gözyaşlarını tutamamıştı... “Gülnihal”i gözyaşları içinde dinlemişti.

Aklı ve yüreği hapistekilerde

Yaş gününü kutlamak için aramıştım. Telefonu “Canım benim sana uzun ömürler diliyorum” diye açtı. Sesi cıvıl cıvıldı. Benimkinden çok daha genç ve dinamikti. En son 2019 yılının kasım ayında buluşmuştuk. Mersin’de Kongre ve Sergi Sarayı’nda sahneyi iki ulu çınarla; biri 106, biri 91 yaşındaki iki ulu çınarla Muazzez İlmiye Çığ ve ressam, hattat, Etem Çalışkan’la paylaşmıştım. Harf devrimini , Cumhuriyet devrimlerini, Atatürk sevdasını konuşmuştuk. Muazzez Hanım konuşurken sık sık ellerimi yakalıyordu. Ve hiç unutmuyorum ellerim kuş oluyor, su oluyor, ateş oluyor, bir elim Sümer ve Hitit’e; bir elim Atatürk’ün harf devrimine uzanıyordu...

Dün telefonda yine ortak anılarımızı paylaştıktan sonra bugün söylemek istediğiniz bir şey var mı diye sordum...

Yanıtını dinledim. Bu kez, gözyaşlarını tutamayan ben oldum...

“Suçsuz yere hapse atılan, kilit altına alınan gazeteciler için, gençler için acı çekiyorum. Gazetecilik yaptıkları için, düşünceleri için ceza alıyorlar, hürriyetleri engelleniyor. Çok üzülüyorum, kahroluyorum. Acı çekiyorum.”

107. yaşını kutlamakta olan bilim kadını arkadaşım farkında! Ve acı çekiyor! Ama hâlâ hak, hukuk, adaletin olmadığı bir ülkede yaşadığımızı fark etmeyen milyonlar var. Gözyaşlarım öfkedendi, başka bir şeyden değil!

Hapiste olmayan gençlere öğüdü ise: “Çok okuyun, çok çalışın, çok sevin!”

Aydın bilinci

Muazzez İlmiye Çığ, sadece kitaplarını keyifle okuduğum biri değil, aynı zamanda, evet, arkadaşım. Yıllar boyu izlediğim etkinlikleri tartıştığım; birlikte eylemlere, protestolara katıldığım; soruları arayışları paylaştığım bir arkadaşım. O hem korkusuzdur hem sağduyuludur.

“Vatandaşlık Tepkilerim” adlı kitabında, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” suçuyla yargılanan, bir yıl hapsi istenen ve ilk celsede beraat eden “Cesur Yürek”... O zaman 92 yaşındaydı.

Antalya Altın Portakal’da Birinci Kadın Zirvesi yapılıyor. Laiklik adına arkadaşım orada...

Fazıl Say mahkeme kapılarında süründürülüyor, arkadaşımın sanatçıya yazdığı mektup elden ele dolaşıyor: “Size bir büyükanne olarak ricam, densizce konuşanlara hiç kulak asmayın, sözle ve yazı ile en ufak bir yanıt vermeyin ki çatlasınlar! Onlara en güzel karşılık daha üstün eserler çıkarmaktır. Var olun! Sağ olun!! Bütün duam bu...”

Bodrum Kalesi’nde yaş günü kutlanıyor. Karyalılar, Halikarnaslılar, Bodrumlular, Geziciler, Çapulcular bir araya geldiğimizde “Beni bırakın, Cumhuriyet ilkelerine sahip çıkın” diyor!

Arkadaşım için tek kutsal var. O da YAŞAMAK! Dolu dolu yaşamak. Öğrenerek, öğreterek yaşamak... O nedenle günümüzde cehaletin prim yapmasına hâlâ öfkeleniyor ve isyan ediyor...

Bunları sık sık hatırlatmak gereğini duyuyorum. Neden mi? Bakarsınız yarın öbür gün bir köşe yazarı çıkıp, (tıpkı ustamız, koca değerimiz Yaşar Kemal’e yaptığı gibi) onun için de “şahsına yararı olmayan hiçbir şeyle ilgilenmedi” diye yazıverir. Kimse böyle bir gaflet içinde olmasın diye!

Nice ışıklı yıllara Sevgili Muazzez İlmiye Çığ... Sevgiyle, saygıyla, minnetle!


Yazarın Son Yazıları

Beyrut acısı 13 Ağustos 2020
İnsan sorumluluktur 9 Ağustos 2020
‘Zat’ hastalığı 2 Ağustos 2020
Gençliğe sesleniş 30 Temmuz 2020
Aziz Nesin’i anarken 5 Temmuz 2020
Gazetecilik yargılanırken 25 Haziran 2020