Statik ve dinamik
Tayfun Atay
Son Köşe Yazıları

Statik ve dinamik

27.12.2017 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Henri Saint-Simon’la birlikte sosyolojinin kurucu babalarından sayılan Auguste Comte nasıl toplumların hem bir statiği hem de dinamiği olduğunu söylemişse bizim mahkemenin de hem bir statiği hem de dinamiği var.
Sonuçta mahkeme ortamı da bir toplumsallık üretiyor. İlkin turnikede karşımıza çıkan, sarı basın kartımız olmadığı için salona girişimize önce hayır diyen, bir müddet sonra geçiş yaptıran güvenlik görevlileri... Onlarla sürtüşme-didişme eksik olmasa da sohbet eder, hal-hatır sorar da olduk.
Sonra salondaki muazzam avukat ordusuyla her yeni buluşmada (duruşmada yani!) tazelenen sohbet; o yazı şöyleydi, bu yazı böyleydi, vb. (En son azar da işittim, “Senin yüzünden dizi seyreder oldum” diye!)
Ve tabii basından, parlamentodan, sanat-edebiyat dünyasından dostlarımız, arkadaşlarımız. Ayrıca dava günleri salon önünde olmayı mutat hale getirmiş okurlarımız.
Elbette bunlara arkadaşlarımızı getiren- götüren jandarmaları, nihayet savcısıyla, başkanıyla, üyeleriyle mahkeme heyetini eklemek durumundayız.
Bu artık bir toplumsal grup, çünkü sürekliliği var; bununla bağlantılı olarak kendine has bir “kültür”ü de oluştu!..
Ve bunun, tüm insan toplumsallıkları gibi bir statiği, bir de dinamiği var.
Statik, adı üstünde düzen, durağanlık, kararlılık, tekrar ve değişmezlik durumlarına vurgu yapar. Dinamik de hareket, değişme ve haliyle çatışma, sorun demek…
Her toplumda birbiriyle ilişkili, geçişli şekilde hem süreklilik ve değişmezlik arayışı, hem de hareket, değişme, çatışmanın kaçınılmazlığı var. Her toplumda bu ikisinden birine yakın, yatkın, yönelimli olup diğerine uzak, ürkek, soğuk olanlar var. Siyasi-ideolojik karşılığı da olur bunun: Sol-sağ, ilerici-muhafazakâr, devrimci-statükocu ayrımları da özünde bu “statik ve dinamik” ikiliğine yakınlık-uzaklıkla bağlantılı denilebilir.
İşte bizim mahkemenin de bir statiği, bir de dinamiği var.
Mahkeme heyeti statiği temsil ediyor; alıştık, kanıksadık ve en önemlisi bıktık: Bir türlü tamamlanamamış bilirkişi raporları, tamamlanamamış deliller, dinlenememiş tanıklar!..
Öyle ki artık mahkeme başkanı “Bismillah” der demez söze bunlarla giriyor ve dakika bir-gol bir, maçın bittiğini anlıyoruz: Tahliye yok, ileri tarihe erteleme kesin ve tek bilinmeyen, acaba bir ay mı, iki ay mı, yoksa daha fazla mı ileri atılacak duruşma, ondan ibaret…
Elbette finali de savcı bey yapacaktır! Deliller toplanamadığından… Kuvvetli suç şüphesi ve delilleri karartma ihtimali bulunduğundan… Yakalama müzekkeresinin dönmesi beklendiğinden… Tutukluluğun devamına ilişkin gerekçeler ortadan kalkmadığından… Dan den dan den…
E, olmaz ki ama, hayatın statiği kadar dinamiği de var kardeşim!.. Kuruduk, bittik. Bir hareket, bir canlılık, bir dinamik lâzım!..
İşte her zaman olduğu gibi Ahmet, gayet “şık” şekilde imdada yetişti!
Mahkemenin statiğini dağıttı attı. Ortama dinamizm saçtı.
Başkanın açılış, savcının da kapanış cümlelerinin hepimizce malûm statiğini işaret eden girizgâhın ardından Ahmet, ortada ne olup bittiğine dair “damardan” bir konuşmaya başladıysa da sadece birkaç dakika konuşabildi. Ama bu bile yetti, kendimize geldik, içimiz açıldı, canlandık:
“Tamamen zalimliğe adanmış ve kötülüğü şiddetle besleyen bir dikta rejiminde doğal olarak, özgürlüğünün sınırlarını genişleten de sadece kötülük oluyor. Gücü elinde tutmanın kibri ve pervasızlığıyla hayata geçirilen sıradan ve organize bir kötülük... Bu karanlık iklimi yaratanlar, kendileriyle ve kötülükleriyle yüzleşmenin ağır sonuçlarını geciktirmek için de kendilerinden olmayanları, kendileri gibi olmayanları, suçlarını ifşa edenleri suçluyorlar.”


Birkaç satır başı böyle olan konuşmayı kaldıramayıp susturdular ama olan da oldu. Sadece salon değil, Yeryüzü duydu, kıpırdadı, kıpırdandı, kıpırdandık.
Ahmet “dinamik”ledi statiğe boğulmuş mahkeme ortamımızı!..
Elbette “statik” de tekrar hükmünü icra etme yolunda yapacağını yaptı, öğleden sonra biz salona hiç alınmadık.
Ama kantinde oturup Mine’yle (Söğüt) muhabbetin de dibini bulduk!
Yani şerden hayır çıkarmasını bildik.
Yaşasın dinamik!..
Arkadaşlarımıza Silivri zindanlarını ev yaptılar.
Biz de mahkemeyi ev yaptık kendimize!.. “Kültür” yaptık. Hayat yaptık.
Ve bu hayat işte öyle kuru kuru, yave yave bir statikle geçmiyor. Elbette dinamiği var ve hep olacak.
O yüzden iki buçuk ay sonra, 9 Mart’ta devam!..

Yazarın Son Yazıları

Kalacak bir türkü söyler gideriz

Kalacak bir türkü söyler gideriz

Devamını Oku
10.09.2018
Kovboylar yetmez, kotu da yasaklayın!

Kovboylar yetmez, kotu da yasaklayın!

Devamını Oku
05.09.2018
Betona tapanların mabedi yapıldı

Betona tapanların mabedi yapıldı

Devamını Oku
03.09.2018
Bir insanlık ibadeti: Cumartesi Anneleri

Bir insanlık ibadeti: Cumartesi Anneleri

Devamını Oku
20.08.2018
‘Eşkıya’nın namusu Deniz’den soruldu!

‘Eşkıya’nın namusu Deniz’den soruldu!

Devamını Oku
15.08.2018
Doların da Allah’ı var!

Doların da Allah’ı var!

Devamını Oku
13.08.2018
‘Üniversite pazarı’nın düşündürdükleri

‘Üniversite pazarı’nın düşündürdükleri

Devamını Oku
08.08.2018
Üniversite pazarı

Üniversite pazarı

Devamını Oku
06.08.2018
Diyanet, sayende gidiyor din elden, dikkat et!

Diyanet, sayende gidiyor din elden, dikkat et!

Devamını Oku
01.08.2018
‘Topluma karşı devlet’ ve polisi

‘Topluma karşı devlet’ ve polisi

Devamını Oku
30.07.2018
‘En doğru, en hakiki tarikat’ hangisi?

‘En doğru, en hakiki tarikat’ hangisi?

Devamını Oku
25.07.2018
Bikinili Müslümanlık, tesettürlü münafıklık

Bikinili Müslümanlık, tesettürlü münafıklık

Devamını Oku
23.07.2018
Meşihat makamı

Meşihat makamı

Devamını Oku
18.07.2018
‘Adnan Hoca’ya da ne istediyse verdiler!

‘Adnan Hoca’ya da ne istediyse verdiler!

Devamını Oku
16.07.2018
Ters köşe (10.07.2018)

‘Cülus töreni’

Devamını Oku
10.07.2018
Düzyatan Gazi’nin ABD seferi

Düzyatan Gazi’nin ABD seferi

Devamını Oku
08.07.2018
Matbaa kapitalizmi ya da ‘Gutenberg Galaksisi’nin sonu

Matbaa kapitalizmi ya da ‘Gutenberg Galaksisi’nin sonu

Devamını Oku
04.07.2018
Şehit cenazesinde ‘protokol’ olur mu?

Şehit cenazesinde ‘protokol’ olur mu?

Devamını Oku
02.07.2018
‘Yüzde yedi’yi kim yedi?

‘Yüzde yedi’yi kim yedi?

Devamını Oku
26.06.2018
Bitmiş iktidarın uzun ölümü sürüyor

Bitmiş iktidarın uzun ölümü sürüyor

Devamını Oku
25.06.2018
‘Yüzde yedi'yi kim yedi?

‘Yüzde yedi'yi kim yedi?

Devamını Oku
25.06.2018
‘Antroposen’, ama umudu kesme Doğa’dan!

‘Antroposen’, ama umudu kesme Doğa’dan!

Devamını Oku
11.06.2018
Uçtuğunu zanneden şeyh: Aziz Yıldırım

Uçtuğunu zanneden şeyh: Aziz Yıldırım

Devamını Oku
06.06.2018
Kıyametin jeolojik adı: ‘Antroposen’

Kıyametin jeolojik adı: ‘Antroposen’

Devamını Oku
04.06.2018
Başkanın değil babanın Ali’sisin Ali Koç!

Başkanın değil babanın Ali’sisin Ali Koç!

Devamını Oku
30.05.2018
Markalaşıp ‘makara’laşan tarikatlar

Markalaşıp ‘makara’laşan tarikatlar

Devamını Oku
28.05.2018
İmam-hatipten kaçanlar Galatasaray kuyruğunda

İmam-hatipten kaçanlar Galatasaray kuyruğunda

Devamını Oku
23.05.2018
‘Allah ruhumu diğer bedene koymuş Hocam!’

‘Allah ruhumu diğer bedene koymuş Hocam!’

Devamını Oku
21.05.2018
Eğlenceli ciddiyet: İnce

Muharrem İnce’nin mevcut iktidar ağzı karşısında en büyük avantajı, yerli ve milli “mizah duyusu”na sahip olması. Sanki Erdoğan, hiç beklemediği bir “lügat”le karşı karşıya kalmış gibi geliyor bana. Öyle hissediyorum.

Devamını Oku
17.05.2018
İnanç borsası nefslere açılırken…

İnanç borsası nefslere açılırken…

Devamını Oku
16.05.2018
‘Rabia gösterdikçe adalet görünmez oldu’

‘Rabia gösterdikçe adalet görünmez oldu’

Devamını Oku
13.05.2018
‘Afrin Türküsü’nde kim başrolde?

‘Afrin Türküsü’nde kim başrolde?

Devamını Oku
09.05.2018
Eşeğe kurban olun!

Eşeğe kurban olun!

Devamını Oku
07.05.2018
Fenerbahçe ‘Türk takımı’ mı?

Fenerbahçe ‘Türk takımı’ mı?

Devamını Oku
02.05.2018
Hitler’i anıyoruz (!)

Hitler’i anıyoruz (!)

Devamını Oku
30.04.2018
Biz tarihin yüzüne bu fotoğrafla bakacağız

Eve dönüş yolunda...

Devamını Oku
25.04.2018
‘Çocukluğun ilanı’dır 23 Nisan!

‘Çocukluğun ilanı’dır 23 Nisan!

Devamını Oku
23.04.2018
Geçmişimizdeki yarın: Köy Enstitüleri

Geçmişimizdeki yarın: Köy Enstitüleri

Devamını Oku
18.04.2018
ABD ‘simülasyon’a dönüşürken…

ABD ‘simülasyon’a dönüşürken…

Devamını Oku
16.04.2018
Dört duvar arasında havadır sudur kâğıt kokusu!

Dört duvar arasında havadır sudur kâğıt kokusu!

Devamını Oku
11.04.2018