AKP iktidarı için Ortadoğu’da ipin ucu kaçtı. İç siyasete gömülmüş olan Türkiye’nin başını kaldırıp, bölge için yeni ve daha gerçekçi bir bakış açısını ne zaman geliştirebileceği ise meçhul. Ankara’nın bu aşamada tek kaygısı var. Tüm çabası Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt oluşumunu önlemeye dönük. Fakat işi kolay değil zira Suriyeli Kürtlerin artık güçlü müttefikleri var. PYD Eşbaşkanı Salih Müslim’in Rus Sputnik ajansına verdiği ve önceki günkü Radikal’de okuduğumuz mülakatı da bundan kaynaklanan özgüveni yansıtıyordu.
Gün gelecek ve Suriye krizi de bitecek. Sonunda o ülkede yeni bir düzen kurulacak. Akan kanın yarattığı düşmanlıklardan kurtulmak kolay olmayacak. Bu nedenle yeni düzenin gerçek anlamda demokratik olmasına dikkat edilmeyecek. Göreli anlamda istikrarlı olmasına bakılacak. Irak’ta olduğu gibi buna da “arabesk” bir demokrasi kılıfı uydurulacak.
Fakat çoğunlukta olan Sünnilerin demokrasiyi kullanıp, sırf “sandık zaferine” dayanarak, merkezi iktidarı ele geçirmelerine ve din ile mezhep eksenli dünya görüşlerini tüm ülkeye dayatmalarına izin verilmeyecek. AKP’nin bu hayalinin ne denli “ham” olduğu bugün çok daha net görülüyor. Öte yandan, gerçek anlamda demokrasinin gelmesi için, sadece Suriye’nin değil, tüm bölgenin mevcut sosyoekonomik ve kültürel yapısı ile eğitim düzeyi el vermiyor.
Ortamın demokrasi açısından doğru kıvama gelmesi ise çok zaman alacak. Türkiye’de bile aradan geçen onca zamana rağmen doğru dürüst oturtulamamış olan demokrasinin gerilediği bir sırada, Suriye için bu açıdan umutlu olmak zor. Peki, Suriye’de ortaya ne çıkar ve Türkiye’nin bunun karşısındaki konumu ne olur?
Ağaçlardan sıyrılıp ormana baktığımızda görüntü Ankara açısından çok da olumlu değil. Bölgeyi anlamadan İslami temelli varsayımlarla bilinçsizce hareket eden AKP’nin tüm hayalleri suya düştü. Önce “İslamcılık” adına hareket etti, şimdi ise Sünnilik adına hareket ediyor. Fakat istediği gene olmayacak. Suriye’de artık zorunlu görünen siyasi çözümün özünde konfederatif bir yapı olacak.
Ülke bölünmesin diye bu tercih edilecek, zira Suriye’yi merkezden yönetilen bir ülke haline getirmek artık imkânsız. Bu da Türkiye’nin sınırlarının bir bölümünde, laik ve Batı’ya bakan bir Kürt bölgesi, diğer bölümünde ise radikal Sünnilerin hâkim olduğu bir bölge anlamına gelecek. Dışişleri çevrelerine bakılırsa AKP’nin tüm derdi bu bölgelerin, Kürtlerin veya rejimin değil, tümüyle Sünnilerin eline geçmesi. Şu anda da bunun için örtülü bir mücadele veriyor.
Özetle Ankara’nın, yüzeyde IŞİD’e karşı savaşıyormuş görüntüsünü verirken, sırf Kürtleri durdurmak için, perde arkasında El Nusra ve benzeri gruplarla hâlâ temas halinde olduğunu düşünmek hayal gücünü zorlamıyor. Adamları bölgede cirit atan ABD de, Türkiye’nin oralarda kimlerle irtibat halinde olduğunu ve neler yaptığını kuşkusuz çok iyi biliyor.
İncirlik ile diğer bazı Türk üslerinin kullanımını sağladığı bir sırada buna bir yere kadar göz yumuyor. Buna karşın ABD Savunma Bakanı Ashton Carter’ın birkaç gün önce, Türkiye’nin, üslerini ABD’ye açmış olsa bile, IŞİD ile mücadeledeki çabasının yeterli olmadığını söylemesi, son derece manidardı. Suriyeli Kürtler konusunda Ankara ile Washington’un uzlaşamadığı kesin.
Hal böyleyken Ankara’nın istediği sonuçları elde etmesi mümkün görünmüyor. AKP yönetimindeki Türkiye, bölgede birçok konuda olduğu gibi, Suriyeli Kürtler konusunda da akıntıya karşı kürek çekiyor. Durumu fark ettiğinde iş işten geçmiş olacak. Kendi sınırlarında olanlar üzerinde bile söz sahibi olamadığını görecek. O zaman ya ABD ve diğer NATO müttefikleriyle çatışmayı göze alacak ya da susup oturacak…
AKP’nin ‘Suriyeli Kürtler’ açmazı
Yazarın Son Yazıları
Kahraman’ın sözleri yararlı oldu
Gül’ün adı niçin yok?
Dış politikada demagojiye devam...
Çağdaşlık treni kaçıyor
Erdoğan’ın istediği sonucu alması zor görünüyor
Batı'nın tonu giderek sertleşiyor
Türkler Preet Bharara’yı niçin bu kadar çok seviyor?
Akılcı perspektiflerin kaçınılmaz zorunluluğu
Erdoğan’ın ABD ziyareti
Erdoğan’a diplomatik ‘mukabele-i bilmisil’
Erdoğan sevmese de diplomasi kuralları değişmez
Belçika’yı topa tutarken kendi zafiyetlerimizi unutmayalım
Ülkenin gidişatı hiç de parlak değil
Anlaşmayı ciddi zorluklar bekliyor
Liderler ‘yıkım senaryolarından’ medet ummamalı
Gün elbirliği ile çözüm arama günüdür
Mülteci anlaşmasının ‘getirisi’ ve ‘götürüsü’
Davutoğlu’nun İran ziyareti...
PYD’nin durumu sanıldığı kadar sağlam görünmüyor
Gerçek gazetecilere karşı yürütülen algı operasyonu
Yoksa AKP Sünni Araplara güvenmiyor mu?
Etrafımızdaki çember daralıyor
Ortadoğu bataklığına sürüklenmemeliyiz
Umarız ‘büyüklerimiz’ ne yaptıklarını biliyorlar
AKP’nin Türkiye için yarattığı Suriye hezimeti
Suriye gerçeğini ‘Eyli meyli’ çıkışlarla anlamak mümkün değil
Erdoğan'a sitemden başka seçenek kalmadı
Rusya ile çatışma olasılığı yabana atılamaz
Türkiye’nin PYD baş ağrısı bitmiş değil
Türkiye’nin PYD sınavı
Biden ziyareti anlaşmazlıkların altını çizdi
Davutoğlu’nu dinleyen var mı?
Davutoğlu’nun çıktığı Avrupa turunun arka planı
‘Akıllı dış politikanın’ kaçınılmaz önemi
AKP ‘coğrafyanın intikamı’ ile tanışıyor
Türkiye adına kim konuşuyor?
Türkiye Cumhuriyeti’nin içine düşürüldüğü vahim durum
Dış politikada zor bir yıl bekliyor bizi
Bölge yeniden şekillenirken Türkiye’nin rolü ne olacak?
Amerika’daki Donald Trump vakıası