Ayasofya açılımının 4 nedeni...

07 Temmuz 2020 Salı

1483 yıldır ayakta duran Ayasofya’nın AKP iktidarı döneminde gündeme geliş mevsimlerden birini daha yaşıyoruz. 

Öncekilerde AKP tabanını selamlayan demeçler verilir, sonra bir şey olmamış gibi devam edilirdi. Biraz ileri istemler olursa en son 16 Mart 2019’da olduğu gibi Erdoğan tarafından nizam verilirdi:

“Hele bir Sultanahmet’i doldurun, ötesine bakarız... Biz bu oyunlara gelmeyiz...”

Erdoğan o zamanlar Ayasofya’nın ibadete açılması için bastırmayı “oyuna gelmek” olarak da algılıyordu!

Cuma namazı dışında camilerimizdeki doluluğun yüzde 2 civarında olduğu dikkate alınırsa, Erdoğan’ın “önce Sultanahmet’i doldurun” demesinde de haklılık payı vardı.

AKP iktidarında Ayasofya için Danıştay’a giden başlıca kurum Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği’ydi. Danıştay bu başvuruları reddetti.

En son başvuru da 2 Temmuz’da karara bağlandı. Danıştay 10. Daire, 30 dakika süren duruşmada kararı 15 gün sonra açıklama kararı aldı. Doğrusu Erdoğan’dan şöyle bir demeç bekledik:

“Eyy Danıştay, milletimizin dört gözle beklediği bu kararı niye açıklamıyorsun? Sen ne işe yararsın be! Memleket ne çektiyse bu kararsız karar vericilerden çekti...”

Öğrendik ki duruşmada Danıştay Savcısı şu derin görüşü ortaya koymuş:

“Cumhurbaşkanının takdiridir!”

Cumhurbaşkanlığı avukatları da şu beyanda bulunmuş:

“Mahkemenin takdiridir!”

***

Türkiye’nin ve dünyanın koronavirüs salgını ile mücadele içinde olduğu bu dönemde Ayasofya neden öne çıkarıldı?

Soruyu AKP’nin icraat yöntemiyle sormak gerekirse, Ayasofya açılımının nedeni ne?

Yukarıda özetlediğimiz süreç çok net... Yakın geçmişte bu açılım istenmedi. Şimdi de gerçekten istenen bir açılımsa bir kararnameye bakar. 

Bunun yerine bir aydır köpürtülüyor.

Bize göre bunun nedenleri şunlar:

1- AKP, önümüzdeki bir yıldan daha kısa süreçte seçim planı yapıyor, onun araçlarından biri olarak görüyor. 

2- Koronavirüs üzerinden karşıtlık üretilemedi. CHP, Millet İttifakı ile kutuplaşma yaratılamadı. Buna zemin aranıyor. Ama bu da tutmadı. Herkes, “açacaksan aç” deyince kutup uçları elinde kaldı. İçeride karşıt bulamayınca dışarıdan aranıyor!

3- AKP, tabanındaki muhafazakâr kaymayı bununla durdurmaya çalışıyor. İstanbul Sözleşmesi tartışmaları da bunun eseri.

4- Üçüncü maddenin devamı olarak DEVA ve Gelecek Partisi’ne geçişleri durdurup bu iki partinin büyümesini engellemeye çalışıyor!

Altını çizelim, gerekçe eğer bunlar değil de ibadet olsaydı, bunun günde beş vakit ortamı oluşurdu, yaratılırdı!

***

Konuya biraz daha geniş ölçekten bakalım. Ayasofya, 1985’te Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim, Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından dünya kültür mirası listesine alındı. Türkiye, 1946’da UNESCO’nun kuruluşuna imza koyan 10. ülke. AKP iktidara geldiğinde UNESCO kültür mirasında Türkiye’den 9 eser grubu vardı. AKP’den sonra 2011’de Edirne Selimiye Camisi, 2014’te Bursa-Cumalıkızık Osmanlı eserleri bu mirasa dahil edildi. AKP, döneminde mirasa dahil edilen eser sayısı 9. Toplam 18.

Bir eser UNESCO kültür mirasına dahil olunca, korunması ve restorasyonu da o şemsiye altında oluyor. Ayasofya halen bu kapsamda.

Bakış açısını biraz daha genişletirsek; Türkiye de önemli dilimi Balkanlar’da olmak üzere ülke dışındaki pek çok Osmanlı eserini restore etti, yeniden yaptı.

Cezayir’deki Keçiova Camisi, Mostar Köprüsü, Mostar Karagöz Bey Medresesi, Arnavutluk Berat’taki Kurşunlu Cami bunlar arasında. 

Bunlar o ülkelerin hükümranlık haklarına karışmak değil, dostluk ve kardeşliği paylaşmaktı.

Biz de Balkan gezilerimizde Osmanlı izlerini Anadolu’dan daha çok gördük. Girit’in Hanya şehrini tepeden izlerken 15 yarı yıkık minare, 14 çan kulesi saydık!

Kültürel mirası insanlığın ortak birikimi görebilirsek tarihten kin ve nefret değil, kardeşlik ve barış üretebiliriz...


Yazarın Son Yazıları

Umutlu olma suçu! 28 Temmuz 2020
Düş politika… 21 Temmuz 2020