Gazze’de katledilen, işyerlerinde ezilen insanlar
Mehmet Basutçu
Son Köşe Yazıları

Gazze’de katledilen, işyerlerinde ezilen insanlar

12.09.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Image

'NAZA'

Mostra'nın sonuna geldik. Hem yorgunuz, hem de çok heyecanlı; hem öfkeli, hem de umutluyuz...

Katıksız insan sevgisiyle, tepkisel ya da soğukkanlı nefretin yan yana olması; devlet politikası düzeyinde planlanan soykırımın ya da iş dünyasında hüküm süren psikolojik baskıların benzer soğuk mantığı... Hepsi, içerdikleri sert şiddet eşliğinde, perdelere peş peşe yansıdı.  

Venedik Festivali, yine sinema sanatının ötelerinde, temel sorgulamara giden yolları açıyordu. Sinema sanatı angaje sinemayla yine kol kolaydı. Birliktelikleri, bu kez sanki daha fazla sarmaş dolaştı. 

İşte, son günlerde izlenen, adlarını bu gece ödül listesinde bulabileceğimiz, birbirinden çok farklı iki önemli politik sinema örneği:

Yuval Abraham ve Rachel Szor'un, üç yıl süren yoğun bir çalışma sonunda kotardıkları ciddi ve son derece önemli belgesel bomba sayılabilecek nitelikteki  "NAZA" ile, Fransız yönetmen Stéphane Brizé'nin, iş dünyasında yaşanan baskı ve psikolojik şiddete yeni bir bakış daha getiren "İyi Bir Küçük Asker" (Un bon petit soldat) adlı filmi.

SİVİLLERİ ÖLDÜRMEYİ KABUL EDEN SAVAŞ MANTIĞI...

"NAZA", yalnızca politik cesaretiyle değil, sinema ile araştırmacı gazeteciliği buluşturma biçimiyle de dikkat çeken, ciddi, önemli bir çalışma. 

"No Other Land” (2024) belgeseli ile Oscar kazanan İsrailli yönetmenler Abraham ve Szor'un bu son çalışması, 2023-2025 yılları arasında medya kuruluşları "+972 Magazine", "Local Call" ve "The Guardian" tarafından yürütülen araştırmaların üzerine kurulmuş. The Guardian, aynı zamanda filmin yapımcıları arasında yer alıyor.

Yönetmenler, kimlikleri gizlenen 24 İsrailli asker ve istihbarat görevlisinin tanıklıklarını, üç yıl boyunca yaptıkları gizli çekimlerde kayda aldıkları görüntülerle harmanlayarak filme aktarmışlar.

"NAZA"nın asıl çarpıcılığı, Gazze'deki yıkımı ve soykırımı anlatırken, savaşın nasıl planlandığını, hedeflerin nasıl belirlendiğini, yapay zekâ ve gözetim sistemlerinin nasıl kullanıldığını apaçık anlatan, mesafeli bir dille yapmasında.

Duygu sömürüsüne yer yok, gerek de yok burada. Adeta klinik bir çalışma söz konusu. Tüm bu dehşetin, devlet terörünün arkasındaki askeri ve bürokratik mekanizma, sistemin içinde doğrudan görev almış olanların sözleriyle belirginleşiyor... Üstelik, duygusal manipülasyona başvurmadan, soğuk ve neredeyse akademik bir titizlikle yapıyor bunu.

Bu noktada, gazetecilik ile belgesel sinema arasındaki sınırlardan da söz etmemiz gerekiyor. Çünkü, filmde anlatılanların büyük bölümü, daha önce yayımlanan araştırma yazılarının da konusu olmuştu. Ancak, tanıklık edenleri, yani bu katliamları gerçekleştiren insanları, sesleri değiştirilmiş yüzleri gizlenmiş de olsa, bedensel varlıklarını görerek dinlemek, izleyici üzerinde çok daha sert bir etki yaratıyor. "NAZA", sadece "Ne oldu" sorusunu değil, "Bu nasıl mümkün oldu" sorusunu da beraberinde getiren çarpıcı bir film ve "Altın Aslan" ödülü için en güçlü adaylardan biri olarak görülmesi, bu nedenle hiç de şaşırtıcı değil.

SUS, BAŞINI EĞ VE YÜRÜ!...

Fransız sinemasının, toplumsal ve politik kaygıları olan yönetmenlerinin başında gelen Stéphane Brizé'nin (1966) filmi "Un bon petit soldat", başka bir cephedeki şiddete, iş dünyasında verimlilik adına yaşanan baskılara ve psikolojik şiddete eğiliyor. 

İnsanın ve insani değerlerin nasıl ezildiğini anlatıyor. "La Loi du marché", "En guerre" ve "Un autre monde" gibi önceki filmleriyle çalışma hayatında gözlemlenen iktidar ilişkilerine el atan yönetmen, bu kez büyük bir sigorta şirketinin içine taşıdığı kamerasıyla, çağdaş kapitalizmin işleyiş biçimini gözler önüne seriyor.

Alba Rohrwacher'ın canlandırdığı Carla karakteri, son derece başarılı, hırslı ve çalışkan bir insan kaynakları yöneticisidir. Görevi, kâğıt üzerinde, çalışanların "mutluluğu" ile şirketin performans hedeflerini bağdaştırmak olarak tanımlanmıştır. Ancak, Carla'nın önüne gelen belgelenmiş bir mobbing vakası, bu iki kavramın aslında ne kadar birbirine zıt olduğunu ortaya çıkarıverecektir. Carla, sorunu çok iyi görmekte; ahlaki ve hukuksal bir meseleye dönüştürmeden, olabildiğince adil davranarak çözmeye bile çalışmaktadır. Ancak, kendisi de hiyerarşik düzenin bir parçasıdır. Üstlerine itaat etmekle, vicdanı arasında sıkışıp kalır...

Brizé'nin en büyük başarısı, Carla'yı sisteme karşı kahraman bir muhalif olarak gösterme tuzağına düşmemiş olmasında. Temelde, Carla da o sistemin bir parçasıdır; belki karşı koymak ister ama, karşı koyacak gücü yoktur; kendisi de sistemin esiridir...

Şirketin kullandığı dil -performans, verimlilik, uyum, mutluluk, insan kaynakları- giderek insanı kendisinden soyutlayan bir dile dönüşür. İnsanlar orada, gözlerimizin önündedirler ama, insanın kendisi yoktur; o denli şeffaflaşmıştır...

Üstelik, Stéphane Brizé bu ağır eleştiriyi kuru bir ideolojik bildirgeye de dönüştürmemiş. Tam tersine, içerdiği kara mizah, grotesk durumlar ve neredeyse absürdleşen şirket ritüelleri, getirdiği eleştirinin etki gücünü daha da artırıyor. Rohrwacher'ın kırılgan ve karmaşık Carla karakterini çok iyi canlandıran incelikli performansı da, filmin bu gece ödül  sahnesinde yer alabileceğine işaret etmekte

PEKİ ALTIN ASLAN KİME VERİLECEK?

Festival boyunca bizim için öne çıkan filmler arasında, Martin McDonagh'ın "Wild Horse Nine"ı, Shinya Tsukamoto'nun "Mr. Nelson, Did You Kill People?"ı, Cédric Kahn'ın "15/18"i, Nanni Moretti'nin "Succederà questa notte"si ve Lee Chang-dong'un "Possible Love"ı da vardı. Bunlara şimdi "NAZA" ile "Un bon petit soldat"yı da eklemek gerekiyor. Her biri başka bir sinema anlayışını temsil eden filmler: siyasal taşlama, tarihsel hesaplaşma, psikolojik dram, aşkın ütopyası, sınıf ve iktidar ilişkileri, kurumsal kapitalizmin eleştirisi ve nihayet savaşın içinden gelen kahredici tanıklıklar...

Eğer jüri, sinemanın yalnızca biçimsel yeniliğini değil, bugün dünyaya söyleyebileceği, hatta söylemesi gerekli sözleri de ödüllendirmek isterse, Altın Aslan'ın "NAZA"ya gitmesi hiç şaşırtıcı olmaz.

Bu durumda, Stéphane Brizé, Alba Rohrwacher'ın oyunculuk ödülüyle yetinmek zorunda da kalabilir. Çünkü, Carla önemli bir simge karakter aslında; sadece büyük bir şirketin çalışanı değil; itaat, hırs, korku ve vicdan arasında gidip gelmekten bunalan çağdaş insan tiplemesinin, çok katmanlı bir portresi...

Sonuçta, 83. Mostra’nın en anlamlı taraflarından biri de belki burada yatıyor: Bir tarafta Gazze'de insan hayatını sayılara indirgeyen savaş makinesi gerisindeki insanlık suçları, öte tarafta da, şirket içinde insanı "kaynak"a dönüştüren kapitalist düzen. "NAZA" ile "Un bon petit soldat", birbirinden çok uzak görünen iki dünyada aynı soruyu soruyor aslında: İnsan, bir sistemin işleyişi uğruna nasıl feda edilir? Ne zaman insan olmaktan çıkıp, sistemin tıkır tıkır işleyen çarklarından birine dönüşüveriyor?

O devasa dişlilerin ezip öğütemediği Charlie Chaplin ustaya, Venedik'ten selam olsun!

Yazarın Son Yazıları

Hem sanatsal hem de politik

Festival seçkilerinin yüksek düzeyi, içeriksel ve biçimsel zenginliğin bir arada olmasıyla daha da önem kazanmıştı.

Devamını Oku
14.09.2026
Gazze’de katledilen, işyerlerinde ezilen insanlar

Mostra’nın sonuna geldik.

Devamını Oku
12.09.2026
83. Venedik Film Festivali’nden notlar: Gerçeğin içinde ve sınırların ötesinde...

Ana seçkinin en çarpıcı filmlerinden biri olan “Dau”, Rus asıllı yönetmen İlya Khrzhanovsky’nin (1975) yirmi yıldan bu yana üzerinde çalıştığı devasa bir projenin son noktası.

Devamını Oku
11.09.2026
Aşkın dayanılmaz hafifliği ve ağırlığı...

“Mostra” perdelerinde bu hafta sonu, hiç beklemediğimiz kadar hafif ama derinlikli, ummadığımız kadar da hoş ve eğlendirici, üstelik çok boyutlu ve düşündürücü filmlerden oluşan güzel bir “aşk” parantezi yaşadık.

Devamını Oku
09.09.2026
83. Venedik Film Festivali’nden notlar - Kanayan yaralar mozaiği

Son iki gün içinde izlediğimiz beş ilginç film, anlamlı bir bütün oluşturdu.

Devamını Oku
06.09.2026
83. Venedik Film Festivali’nden notlar - Söylemler klişeye dönüşürken...

Daha ilk günden, Altın Aslan adayı politik içerikli filmler henüz izlenmeden sinemanın içinde bulunduğu siyasal ve kurumsal ortamla ilgili polemik söylemler ön plana çıktı.

Devamını Oku
05.09.2026
83. Venedik Film Festivali’nden notlar - Dünden bugüne...

Venedik Film Festivali’nde dün akşam yapılan resmi açılış töreninden önce, 1 Eylül gecesi ön açılış vardı.

Devamını Oku
03.09.2026
83'üncü Venedik Film Festivali bu akşam başlıyor - Sinemanın değişen yüzü...

Bu akşam, İngiliz yönetmen Danny Boyle’un (1956) “Ink” adlı filmiyle başlamadan önce yapılacak açılış töreninde, Georges Clooney’in oyuncu, yönetmen ve yapımcı kimlikleriyle, mesleki yaşamının tümü için “Onur Altın Aslanı” alacağı 83’üncü Venedik Film Festivali, her zamanki gibi, sadece bir film yarışması değil, sinemanın hangi yöne evrildiğini, “auteur” kavramının bugün ne anlama geldiğini ve sinema salonu ile dijital platform arasındaki sınırların ne ölçüde eridiğini görmek için de önemli bir barometre olmayı sürdürecek.

Devamını Oku
02.09.2026
‘Kurtuluş’ filmi gösterime giriyor, Demirkubuz’un DVD paketi piyasaya sürülüyor: Fransa’da Türk sineması sonbaharı...

Fransa’da uzun zamandan beri, Türk sineması için bu denli zengin bir mevsim açılışı yaşamamıştık...

Devamını Oku
01.09.2026
79. Cannes Film Festivali bu akşam son buluyor: Kişisel özgürlükler, küresel savaşlar ve direniş...

Kişisel özgürlüklerin önemli bir parçası olan cinsel tercihler konusunu işleyenler yanında (Koji Fukada, Charline BourgeoisTacquet), küresel ölçekli, geçmiş ya da güncel savaş gerçeklerine el atan yönetmenlerin (Pawel Pawlikowski, Laszlo Nemes, Andreï Zviaguintsev...) filmleriyle başlamıştık festivale.

Devamını Oku
23.05.2026
82. Venedik Film Festivali Ardından: ‘Önce estetik mi, politik içerik mi?’

İşte, ödül listeleriyle birlikte durmadan ısıtılıp önümüze sürülen dilemma. Sanatsal etkinliklerde yarışma düzenlemenin temelindeki anlamsızlığı yeniden vurgulama olanağı getirmesi dışında, ne yararı olabilir ki bu sorunun?

Devamını Oku
08.09.2025
Oyun Atölyesi, Avrupa turnesinin ilk adımını Paris’te Gymnase Marie Bell tiyatrosunda attı

Oyun Atölyesi, Avrupa turnesinin ilk adımını Paris’te Gymnase Marie Bell tiyatrosunda attı

Devamını Oku
24.09.2024
81. Venedik Festivali son buldu, yönetmen Pedro Almodovar filmiyle Altın Aslan’ı kazandı: Geniş yelpaze...

81. Venedik Festivali son buldu, yönetmen Pedro Almodovar filmiyle Altın Aslan’ı kazandı: Geniş yelpaze...

Devamını Oku
09.09.2024
81 Venedik Festivali bu gece son buluyor: Memleketimizden insan manzaraları...

Memleketimizden insan manzaraları...

Devamını Oku
07.09.2024
Alt, üst ve çift kimlikler...

Alt, üst ve çift kimlikler...

Devamını Oku
06.09.2024
Tarih hesap sorar...

Tarih hesap sorar...

Devamını Oku
04.09.2024
Aşk ve yalanlar

Aşk, seks ve gerçek yalanlar...

Devamını Oku
02.09.2024
Sanatçının yalnızlığı

Sanatçının yalnızlığı

Devamını Oku
31.08.2024
Hepimiz yoğun bakımda mıyız?

Hepimiz yoğun bakımda mıyız?

Devamını Oku
29.08.2024
Kabuk değiştiren sinema ve savaş...

Kabuk değiştiren sinema ve savaş...

Devamını Oku
28.08.2024
Genç Türk sineması yine Venedik’te!

Genç Türk sineması yine Venedik’te!

Devamını Oku
24.07.2024
Cansu Baydar kısa filmiyle Venedik’te

Cansu Baydar kısa filmiyle Venedik’te

Devamını Oku
15.07.2024
Başa güreşmek... Bu yıl 77. kez düzenlenecek Cannes Film Festivali’nin seçkileri açıklandı

Başa güreşmek...

Devamını Oku
13.04.2024
Sorumlu ve yaratıcı sinema

80. Venedik Film Festivali sonuçlandı: Dengeli, çok odaklı ödül listesinde Türk sinemasına yer bulunamadı: Sorumlu ve yaratıcı sinema

Devamını Oku
11.09.2023
80. Venedik Film Festivali’nden notlar: Genç Türk sinemasının olgunluğu

80. Venedik Film Festivali’nden notlar: Genç Türk sinemasının olgunluğu

Devamını Oku
07.09.2023
80. Venedik Film Festivali’nden notlar: Yapay zekâ şaşkın insanlar

80. Venedik Film Festivali’nden notlar: Yapay zekâ şaşkın insanlar

Devamını Oku
05.09.2023
Venedik’te sinema tarihi

Venedik’te sinema tarihi

Devamını Oku
30.08.2023
Türk sinemasının Mostra’lıkları

Türk sinemasının Mostra’lıkları

Devamını Oku
27.07.2023
Evrim mi, devrim mi?

Evrim mi, devrim mi?

Devamını Oku
16.05.2023
Yenilikçi, genç jüri!

Yenilikçi, genç jüri!

Devamını Oku
09.05.2023