‘Yeni Faşizm’den manzaralar

04 Haziran 2020 Perşembe

ABD’de Covid-19 salgınından ölenlerin sayısı 100 bini geçti; derin bir ekonomik kriz var. Minneapolis’teki ırkçı polis cinayetine karşı protesto gösterileri sekiz gündür polisin biber gazına, copuna, plastik mermisine, sokağa çıkma yasaklarına karşın tüm ülkede yayılarak sürüyor; Avrupa’dan Japonya’ya tüm dünyada yankılanıyor. Trump olayları yatıştırmaya çalışmak yerine, kutuplaşmayı daha da derinleştirerek kasım seçimlerine, din-yasa-düzen temasıyla gitmeye hazırlanıyor. ABD toplumunda, “Yeni Faşizm” süreci giderek sertleşiyor.

‘Hızlandırıcılar’

Hızlandırıcılık”, “beyaz üstünlüğüfantezisine dayalı Yeni Faşizmin” önemli tezlerinden biridir. Bu tezi savunanlar, kaçınılmaz olduğuna inandıkları bir “ırk savaşı”na giden süreci, türlü şiddet eylemleriyle, provokasyonlarla derinleştirerek hızlandırmayı amaçlıyorlar. Böylece toplumsal kutuplaşma derinleşecek, ülke yönetilemez hale gelecek, kararsız beyazlar da saflarını seçecekler. Bu “hareket” yalnızca “azınlıkları yok etmeyi” değil, toplumu beyaz üstünlüğü ilkesine göre yeniden örgütlemeyi amaçlıyor.

Son yıllarda, Yeni Zelanda’da, Amerika’da gerçekleşen terörist saldırılar, mümkün olduğunca çok sayıda “Latino”, siyah, Müslüman ya da Yahudi öldürmeyi amaçlıyor ve bu “Hızlandırıcılık” ideolojisine dayanıyordu.

Hızlandırıcılık” yanlılarının, ABD’de patlak veren son protesto gösterilerinin içine sızarak çatışmaları sertleştirmeye çalıştığına ilişkin gözlemler de var. Kimi araştırmalar polis içinde de “beyaz üstünlüğünü” savunan bir kesimin olduğunu gösteriyor. Kimi zaman bu ırkçı provokasyonlar cep telefonlarıyla kaydedilip sosyal medyada paylaşılıyor.

Bu kayıtlardan ikisi bence ABD’deki “Yeni Faşizm” sürecinin çarpıcı örneklerini sunuyordu. Birincisinde, bir beyaz polis siyah göstericileri, eliyle “beyaz üstünlüğü” hareketlerinin işaretini yaparak kışkırtıyordu.

Sosyal medyada paylaşılan ikinci kayıt, çok tehlikeli bir gelişmeye işaret ediyordu. Bu kayıtta, protesto gösterilerinin tam ortasında, siyah göstericilerin önünde polis, beyaz bir gençle konuşuyordu. Bu beyaz gencin üzerinde kurşun geçirmez yelek, belinde tabanca ve elinde çifte şarjörlü bir AR-15 taarruz tüfeği vardı. İlk bakışta bir görevli olduğunu düşünebilirdiniz ama bu genç adam aslında, beyaz üstünlüğünü savunan milis gruplarının tarzında giyinmiş sıradan bir vatandaştı. Genç adam, polisle bir süre dostça konuştuktan sonra, sallana sallana ve burnu havada, siyahların arasından geçip meydanı terk etti. Şimdi siz, o protesto olayının mekânına aynı şekilde donanmış siyah bir gencin gelebileceğini, polisle konuşabileceğini, hatta konuşabilecek kadar yaklaşabileceğini düşünebiliyor musunuz?

... ve diğer canavarlar

ABD’deki “Yeni Faşizm” sürecinin bir diğer bileşeni de evanjelik Hıristiyanlık. Bu, İncil’e harfi harfine uymayı şart koşan son derecede gerici kesim, Trump’ı destekliyor. Bu kesimin dini liderleri, Trump’ı, tüm ahlaksızlıklarını sineye çekerek bir “Kusurlu Mesih” olarak kabul ediyorlar. Trump da her fırsatta bunların ideolojik fantezilerini besliyor. Örneğin: Beyaz Saray’ın yakınındaki bir kilise olaylar sırasında hasar görünce Trump, Beyaz Saray’dan korumalarının eşliğinde yürüyerek kiliseye geldi ve kilisenin önünde, elinde bir İncil ile fotoğrafçılara poz verdi. Trump gelmeden önce kilisenin önünde barışçı bir gösteri vardı. Polis, Trump’a yer açmak için protestocuları, biber gazı ve copla uzaklaştırdı. Washington Başpiskoposu, “Dua bile etmedi. Kiliseyi dekor gibi kullanması... bu masum insanlara yapılanlar utanç vericidir” diyor.

Sürecin bir diğer önemli bileşeni de ordunun devreye girmesi olasılığıdır. Trump eyaletlerin valilerini protestoculara karşı yumuşak davranmakla suçluyor, gerekirse 1807 tarihli bir yasaya dayanarak orduyu sokağa çıkarabileceğini söylüyor. Wall Street Journal bile “aman sakın yapma” derken Cumhuriyetçi Parti’nin propaganda makinesi “olayları ‘anarşistler’ kışkırtıyor” söylemini üretmeye başladı. Trump da “ben yasanın ve düzenin” güvencesiyim, “Kasım seçimlerini kolaylıkla kazanacağım”, “O güne kadar 300 yeni hâkim atamış olacağım” diyerek Beyaz Sarayı terk etmemeye kararlı olduğunu bir kez daha ilan ediyor.


Yazarın Son Yazıları

Rejim yine duvara çarptı 10 Ağustos 2020
Geri dönüş yok! 6 Ağustos 2020
Ya Trump gitmezse? 20 Temmuz 2020
‘Adam’ gidiyor mu? 29 Haziran 2020
Rüyadan kâbusa Amerika 22 Haziran 2020