Teknoloji ‘büyük resmin’ merkezinde mi?
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

Teknoloji ‘büyük resmin’ merkezinde mi?

08.03.2021 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Geçen haftaki yazımda, “büyük resmin” içinde teknolojik gelişmeler hızlanırken, Covid sonrası döneme ilişkin umutları ve riskleri yansıtan iki yaklaşıma değinmiştim. Bir haftada yayımlanan kapsamlı bir araştırma, iki önemli rapor, Çin Halk Cumhuriyeti Ulusal Halk Kongresi’nin onaylayacağı 14. “5 Yıllık Plan”a ilişkin tartışmalar teknolojik gelişmelerin ve ilgili sorunların “büyük resmin” merkezine oturmaya başladığını düşündürüyor. 

DAHA FAZLA BAĞIMLILIK...

Elon Üniversitesi ve Pew Araştırma Şirketi teknoloji alanında önde gelen 915 uzmanın, Covid-19 sonrası döneme ilişkin görüşlerini alarak hazırladıkları 195 sayfalık bir raporu geçen hafta yayımladı. Raporun bulgularının alt başlıkları şöyle: Eşitsizlik ve adaletsizlik büyüyecek; Riskler artacak, özel yaşamın mahremiyeti alanı daralırken otoriter eğilimler yükselecek; çalışma yaşamında otomasyonun, yapay zekânın, robotların ve küreselleşmenin olumsuz etkileri artacak, işsizlik sorunu büyüyecek; yanlış bilgilendirme, dijital propaganda hızlanacak, kanıt temelli düşünceye ve politikaya yönelik tehditler daha da artacak; dijital ortamda yaşayan kişilerin akıl sağlığına yönelik, pandemiden önceki yıllarda belirmeye başlayan baskılar, bireyler arasında fiziki doğrudan temasların azalmasına paralel daha da artacak. 

Bunlara karşılık, kimi uzmanlara göre pandemi döneminde görüldüğü gibi teknolojik gelişmeler, özellikle yapay zekâ, sağlık alanında büyük katkılar yapabiliyor. Bu bağlamda gereken sosyal dengeler kurulabilirse, toplumsal adalet öncelik kazanabilir, sağlık kaygısı kâr dürtüsünün önüne geçebilir, yaşam kalitesi iyileştirilebilir, her düzeyde yönetişim alanında daha akıllı sistemler geliştirilebilir. Sonuç olarak uzmanların çoğu olumsuz etkileri vurguluyor, hemen hepsi toplumsal ve kişisel yaşamın, teknolojik gelişmelerin hızına giderek daha bağımlı olacağını düşünüyor.

TEKNOLOJİ VE JEOPOLİTİK

Teknolojik gelişmeler hızlanırken bu gelişmeleri temsil eden araçların yapımında kullanılan, kıymetli minerallere, mıknatıslara, silikon mikro çip devreler gibi ara girdilere talep daha da artacak. Birbiriyle rekabet halinde olan şirketler, ekonomiler ve devletler açısından da bunların çıkarıldığı alanların, imal edildiği, taşındığı tedarik zincirlerinin ve üretim bilgilerinin korunması yaşamsal önem kazanacak. Bu bağlamda, Batı merkezli dünyanın lideri olma iddiasındaki ABD ile hızla yükselen bir güç olarak Çin arasındaki ekonomik ve askeri rekabet özellikle teknoloji alanında hızlanacak. 

ABD’de Joe Biden imzasıyla yayımlanan “Ulusal Güvenlik Stratejisi Ara Dönem Rehberi” (UGSADR) başlıklı, 24 sayfalık belge ve Yapay Zekâ Üzerine Ulusal Komisyon’un 756 sayfalık “Nihai Raporu” ABD’nin birinci rakibi olarak Çin’i tespit ediyor, teknolojik gelişmeleri özellikle yapay zekâ alanında Çin’in hızla ilerlediğini saptıyorlar; ABD’nin liderliği kaybediyor olmasına ilişkin korkuları dile getiriyorlar. 

UGSADR, esas tehdit olarak Çin’e ikinci derecede Rusya’ya, “otoriter rejimlere” işaret ediyor, klasik sosyal demokrat, eşitlikçi eğilimleri vurguluyor, hızla kesişmekte olan, ekolojik, ekonomik sağlık krizleri içinde bu eğilimleri koruyabilmek için ABD ve demokratik müttefiklerinin birlikte davranmasının zorunlu olduğunu vurguluyordu. Ancak bence UGSADR’nin ruhunu, önsözdeki “Yaşam tarzımızın tarihin bir kalıntısı olmadığını kanıtlamalıyız” ifadeleri yansıtıyordu. Bunlar bir gerileme korkusunu, bir “antebellum” (savaş öncesi dönem) tedirginliğini yansıtıyordu. 

Yapay Zekâ Üzerine Ulusal Komisyon’un ayrıntılı raporu, “yapay zekâ” kavramını ve uygulama alanlarını, tanımlayarak başlıyor; savunma alanında yapay zekânın önemini “En yetenekli ve gelişmiş insan kullanıcı, saniyede binlerce işlem manevra yapabilen, potansiyel olarak süpersonik hızla hareket eden ve birçok alanda Aİ tarafından yönetilen çok sayıda makineye karşı savunamaz. İnsanlar her yerde, aynı anda var olamazlar ancak ‘yazılımlar’ (YZ) olabilir” sözleriyle vurguluyor. Rapor, risk alanlarını, yükselen tehditleri ve gereken devlet politikalarını tartışarak devam ediyor.

Ben de perşembeye bu, yeni bir ekonomik model arayışına işaret eden noktadan devam edeceğim.

Yazarın Son Yazıları

250 yaşında, hasta adam

Amerika’da başkanlar görevi devralırken hemen her zaman John Winthrop’un ünlü, “Yeni Kudüs”, “istisna ülke”, “aşikâr yazgı” (manifest destiny) vaazını (1630) anarlar.

Devamını Oku
02.07.2026
NATO zirvesi-genel çerçeve denemesi

NATO Ankara Zirvesi, ittifakın stratejik yöneliminde yapısal bir değişimi yansıtıyor.

Devamını Oku
29.06.2026
Caligula, Trump, Musk üzerine spekülatif düşünceler

Amerikan toplumunda Roma İmparatorluğu’nun çürüme, çöküş aşamasını anımsatan bir dönüşüm yaşanıyor.

Devamını Oku
25.06.2026
Versay’dan sonra yeni jeopolitik

7 Haziran 2026’da Versay Sarayı’nda ve Tahran’da eşzamanlı imzalanan 14 maddelik İslamabad Mutabakatı, İran-ABD savaşını resmen durdurdu

Devamını Oku
22.06.2026
Apartheid şimdi küresel

Sonuçta yeni Apartheid, duvarlarla değil, yaşamın dolaşımını düzenleyen görünmez mekanizmalarla kuruluyor. Bir tarafta sermaye, veri, mineraller ve su için sınırsız hareket; diğer tarafta insan için sınırlı hareket, sınırlı hak, sınırlı nefes. Küresel düzenin hakikati şu: Artık-değer çevrede üretiliyor, fakat yaşamın güvenliği merkezde korunuyor. Bu yüzden Apartheid artık küresel; sermayenin düzeni ise hem ekonomik hem biyopolitik hem de biyo-ırkçı.

Devamını Oku
18.06.2026
Buradan nereye?

Tren bu istasyona, Gezi Parkı, gar katliamı, “darbe”, mühürsüz oy pusulaları, İstanbul Belediye seçimleri hezimeti, tutuklamalar, gizli tanıklar, uydurma kanıtlar, büyük kitlesel mitinglerin yarattığı korku duraklarından geçerek geldi.

Devamını Oku
15.06.2026