Distopya ile ütopya arasında
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

Distopya ile ütopya arasında

01.03.2021 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Çoktandır, bir “tıkanmadan” söz ediyorduk. Kapitalist uygarlığın, ekonomik, siyasi, jeopolitik, ekolojik çelişkileri sertleşiyor, teknolojik gelişmeler hızlanıyor, “izleme-gözetleme kapitalizmi” derinleşiyor, “Faşizm süreci” yaklaşık 100 yıl sonra yeniden gündeme geliyordu. Şimdi, bunlara pandeminin merceğinden bakınca, uygarlığın bir yol kavşağında olduğu söylenebilir: 

BU KEZ FARKLI…

Youval Harari, Financial Times’da yayımlanan bir denemesinde, Covid-19 salgınının, veba (1346-53) ve İspanyol gribi (1918-21) salgınlarından çok farklı yaşandığına işaret ediyordu. O iki pandemide uygarlık çaresizdi. İspanyol gribi sırasında bilim, aşı üretmek bir yana virüsü bile tespit edememişti. Ekonomileri kapatarak (toptan çöküş ve açlık demekti) bulaşıcılığı önlemek de söz konusu değildi.

Bu kez pandemi başladıktan hemen sonra virüs tespit edildi, bir yıl içinde birden fazla aşı geliştirildi. İzleme, denetleme, veri madenciliği algoritmaları sayesinde salgının gelişme hızını günü gününe izlemek olanaklıydı. İnternet, yeni iletişim teknolojileri gibi gelişmeler sayesinde, insanlar evden çalışabildiler; tüketim, bilimsel çalışmalar hatta eğitim kısmen, “on-line” devam etti. Otomasyon ve GPS sayesinde deniz, demiryolu taşımacılığı da… Ekonomiler daraldı, işsizlik arttı ama ne açlık ne de toplumsal çöküş yaşandı. 

Harari, analizini daha ileri götürmüyor. Halbuki, pandemiyi denetim altına almaya yardımcı olan bilimsel gelişmeler, veri toplama işleme ve iletişim teknolojileri, toplumun piyasa ve kâr ilkelerinin ötesinde, insanların sağlık, beslenme, çalışma, eğitim gereksinimlerine öncelik verecek biçimde, yalnızca bölgesel değil ulusal hatta küresel çapta, rasyonel biçimde yeniden örgütlenebileceğini, planlanabileceğini de gösterdi. Tarihsel olarak “ütopya” tanımı içinde düşünülen toplumsal şekillenmelere gidebilecek yolun teknolojik altyapısı çoktan olgunlaşmıştı. 

MADALYONUN ÖBÜR YÜZÜ

Harari’ye göre, pandemi sırasında yaşanan tüm aksaklıklar, bilimsel ve teknolojik yetersizliklerden değil, politikacıların hatalarından kaynaklandı. Ancak Harari, hataların kaynağına gitmiyor. Halbuki, hatalar rastlantı değil: Politikacılar, virüsle ilgili bilgilileri açıklamakta geciken Çin de dahil, “kapitalist gerçekçiliğin” ekonomik, siyasi ve hatta jeopolitik baskıların, neo-liberalizmin, emperyalist rekabetin önyargılarının etkisiyle tereddüt ettiler, önlem almakta geciktiler, salgının pandemiye dönüşmesine neden oldular. Pandemi başladıktan sonra da izleme-gözetleme, 

denetleme, veri madenciliği süreçlerini hızlandırdılar, yaygınlaştırdılar; hatta aşı üreten ilaç firmalarının tasarrufuna açtılar. Distopya’ya giden yol da bu teknolojik gelişmelerle, “kapitalist gerçekçiliğin”, emperyalist rekabet pratiklerinin çakıştığı noktadan geçiyor.

EPİSTEMİK DARBE

ABD ve dünya basını, 6 Ocak faşist darbe girişimini tartışırken Shoshana Zuboff’un New York Times’da yayımlanan “Konuşmadığımız darbe” başlıklı analizi genelde demokrasiye karşı bir “epistemik” (bilgiyi üretmeye ve denetlemeye ilişkin) darbe ile karşı karşıya olduğumuza dikkat çekiyordu. Bu darbenin arkasında, insanların yaşam pratiklerini, verilere dönüştürülerek mülk edinilecek, bedava hammadde olarak gören Facebook, Google gibi kapitalist işletmeler vardı. 

Zuboff’a göre, bu darbe dört aşamada gerçekleşiyor: Epistemik (insan pratiklerine ücretsiz el koyma) haklar yasalaşıyor. Epistemik eşitsizliklerde (bilgiye ulaşan ya da ulaşamayan arasında) sert artışlar yaşanıyor. Bir epistemik kaos yaratılıyor (“hakikat sonrası” toplum). Nihayet demokratik süreçler üzerinde epistemik (örneğin seçim manipülasyonu) bir egemenlik şekilleniyor. Prof. Z. Tüfekçi de “Her bir tıklamada yapay zekâ ile güçlendirilmiş bir distopyanın inşasına bizzat katılıyoruz” diyor. Ancak bir şey daha diyor: “Felaketler kapıya dayanınca, siyasiler yağma, suç dalgası bekliyor. Gerçekteyse tabanda yaşanan gerçeklik daha çok, toplumsal dayanışma ve paylaşmayla ilgili.”

Distopyaya giden yol da işte bu epistemik darbeyle, “süreç olarak faşizmin” buluşmaya başladığı noktadan geçiyor. Pandemi, insanlığı bu yol ayrımına getirdi ama buradan nereye gidileceğine, sınıf mücadeleleri, “kültür savaşları” içinde yine insanlık karar verecek.

Yazarın Son Yazıları

250 yaşında, hasta adam

Amerika’da başkanlar görevi devralırken hemen her zaman John Winthrop’un ünlü, “Yeni Kudüs”, “istisna ülke”, “aşikâr yazgı” (manifest destiny) vaazını (1630) anarlar.

Devamını Oku
02.07.2026
NATO zirvesi-genel çerçeve denemesi

NATO Ankara Zirvesi, ittifakın stratejik yöneliminde yapısal bir değişimi yansıtıyor.

Devamını Oku
29.06.2026
Caligula, Trump, Musk üzerine spekülatif düşünceler

Amerikan toplumunda Roma İmparatorluğu’nun çürüme, çöküş aşamasını anımsatan bir dönüşüm yaşanıyor.

Devamını Oku
25.06.2026
Versay’dan sonra yeni jeopolitik

7 Haziran 2026’da Versay Sarayı’nda ve Tahran’da eşzamanlı imzalanan 14 maddelik İslamabad Mutabakatı, İran-ABD savaşını resmen durdurdu

Devamını Oku
22.06.2026
Apartheid şimdi küresel

Sonuçta yeni Apartheid, duvarlarla değil, yaşamın dolaşımını düzenleyen görünmez mekanizmalarla kuruluyor. Bir tarafta sermaye, veri, mineraller ve su için sınırsız hareket; diğer tarafta insan için sınırlı hareket, sınırlı hak, sınırlı nefes. Küresel düzenin hakikati şu: Artık-değer çevrede üretiliyor, fakat yaşamın güvenliği merkezde korunuyor. Bu yüzden Apartheid artık küresel; sermayenin düzeni ise hem ekonomik hem biyopolitik hem de biyo-ırkçı.

Devamını Oku
18.06.2026
Buradan nereye?

Tren bu istasyona, Gezi Parkı, gar katliamı, “darbe”, mühürsüz oy pusulaları, İstanbul Belediye seçimleri hezimeti, tutuklamalar, gizli tanıklar, uydurma kanıtlar, büyük kitlesel mitinglerin yarattığı korku duraklarından geçerek geldi.

Devamını Oku
15.06.2026