‘Devlet geri geliyor!’
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

‘Devlet geri geliyor!’

18.03.2021 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Finansal krizde kurtarma, Covid’de izleme, ekonomide korumacılık ve sanayi politikası... “Devlet geri geliyor!” Hiçbir zaman bir yere gitmedi ki! Liberaller entelijansiya, “Küreselleşme içinde artık ulus devletler dönemi geride kalıyor” diye sayıklarken, ulus devletler dünya çapında yeni kriz yönetim modelini inşa ediyorlardı. Ulus devletler şimdi başka şeyleri inşa etmekle meşguller. 

‘Küreselleşme biziz’

Eski ABD Harp Akademileri Deniz Stratejileri Başkanı Prof. James Kurth, 11 Eylül olayından on gün önce The National Interest’te yayımlanan “The Next NATO: Building an American Commonwealth of Nations (Yeni NATO: Ulusların ABD -liderliğinde- ortak refah alanını kurmak” - Biden’ın kulakları çınlasın) başlıklı denemesinin “Küreselleşme biziz” bölümünde “Son on yıl boyunca ABD’nin büyük projesi küreselleşmeydi... ABD dünyada o kadar merkeziydi ki... Bu, küreselleşme çağı olarak tanımlandı. Amerikan liderleri küreselleşmeyi, serbest piyasanın yayılması, sınırların açılması, liberal demokrasi ve hukuk düzeni olarak tanımladılar” diyordu.

Başka ülkelerin sınırlarını, piyasalarını, işgale gerek kalmadan açmanın, ekonomik siyasi mekânlarını düzenlemenin bir adı daha var: Modern Kapitalist Emperyalizm (MKE). MKE, ülkelerin ekonomilerini, siyasi-hukuki yapılarını uluslararası sermayenin gereksinimlerine uygun biçimde yeniden düzenlerken o ülkelerin seçkinlerini, siyasi partilerini, lobi gruplarını ve devletlerini, “Küreselleşme engellenemez” (Clinton), “Küreselleşme bir seçenek değil, geri çevrilemez bir süreçtir” (Kofi Annan), “Ulus devletler, sendikalar küresel piyasalara direnemezler, en iyisi uyum sağlamaktır” savlarıyla avutuyordu.

Prof. John Gray’ın Fals Dawn (Sahte Şafak, 1998) başlıklı yapıtında gösterdiği gibi “serbest piyasa düzeni” hem geçmişte (İngiltere hegemonyası) hem de bugün devlet eliyle ve yukarıdan aşağı inşa edildi.

Bu süreçte emperyalist devletlerin gücü arttı. Bağımlı devletlerin (post-colonial states) yönetimlerinin manevra alanları, Kees van der Pijl betimlemesiyle, diktatörlükle liberal demokrasi arasına sıkıştı. Halk, emperyalizmin projesini benimsediği oranda siyasi rejim demokrasiye doğru, benimsemeyip direndikçe de yönetici sınıfın iktidarda kalabilme çabalarına bağlı olarak açık diktatörlüğe doğru kayıyordu.

Üç basınç altında

Ancak tarih, omnia mutantur (her şey değişir) diyor. Niye küreselleşme bir istisna olsun ki? İngiltere hegemonyası altında, Büyük Bunalım’a, İspanyol gribi pandemisine, göç dalgalarına, iki büyük savaşa, faşizme ve devrimlere yol açarak çökmemiş miydi? 

Prof. Williamson, “Küreselleşme ve eşitsizlik” üzerine çalışmalarında (1996-98), dün küreselleşmenin çöküşünde ülkelerin içindeki gelir dağılımındaki bozulmanın, toplumsal muhalefetin baskısıyla üretilen korumacı politikaların rol oynadığını gösteriyordu. Bunlara, Cecil Rhodes’un İngiltere parlamentosunda konuşurkenki “Beyler, devrim istemiyorsanız emperyalist politikaları kabul edeceksiniz” (aktaran S. Amin) sözlerinin değindiği, yeni pazarlara ve ekonomilere ulaşma yarışını ekleyebiliriz. Nihayet sermaye küreselleşirken beraberinde ister istemez yeni birikim noktaları da yaratıyordu. İngiliz hegemonyası altında Amerika’da, Avrupa’da, Asya’da yeni birikim (güç) merkezleri yükseldi. Bunlar dünyanın kaynaklarının paylaşımındaki yerleşik hegemonya düzenini sorgulamaya başladılar. 

İlk iki basınç, teknolojik gelişmeleri, korumacılık eğilimlerini, yabancı düşmanlığını, ırkçılığı üretti, sömürgecilik yarışını hızlandırdı. Üçüncü basınç, emperyalist güçler arası savaşa giden yolu açtı. Güçlü bürokrasileri, planlamacı devlet kapitalizmi, müdahaleci, korumacı ekonomi politikaları, otoriter ve faşist rejimler, emperyalist jeopolitik de bu üç basınç altında şekillendi.

Bugün, son 10 yılın gelişmelerine, ülkelerin içinde ve uluslararası alanda yaşanan kutuplaşmalara, korumacılık eğilimlerine, yabancı düşmanlığı dalgasına, Biden yönetiminin ekonomi paketine, dış politikada “demokrasiler ittifakı” çabasına, Çin’in “Tek Yol Tek Kuşak” projesine dağıttığı kredilere, Afrika’da hızlanan nüfuz alanları rekabetine bakınca, yukarıdaki resme benzer bir resim şekilleniyor diye düşünüyorum. Ulus devletler bu kez neyi inşa etmekle meşguller dersiniz?

Yazarın Son Yazıları

Neoliberalizmden sonra: Yeni model arayışı

Yeni model arayışına IMF ve Dünya Bankası da katılmış.

Devamını Oku
01.01.2026
2026’ya girerken Avrupa

Avrupa Birliği, 2026’ya Trump Amerika’sının ve Putin Rusya’sının basınçları altında “Birliğin bir geleceği var mı” sorusuyla giriyor. Ancak, bu sorunun cevabı öncelikle AB’nin iç çelişkilerinde, yapısal sorunlarında yatıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yeni ‘model’ arayışında bir seçenek

Dünyanın ikinci büyük ekonomisi Çin’in neoliberalizmden farklı modeli, büyük güç rekabetine bakışı, “Çin mi kazanacak ABD mi” sorusunun ötesinde uzun vadeli bir stratejiyi yansıtıyor. 2026’ya girerken Çin modeli yalnızca çevre ülkelerin değil, merkez ülkelerin liderliklerinin de ilgisini çekiyor.

Devamını Oku
25.12.2025
‘Ruh mühendisliği’

Türkiye, yıllardır siyasal İslam rejiminin “toplumsal ruh mühendisliği” projesinin baskısı altında yaşıyor.

Devamını Oku
22.12.2025
‘Erkeklik krizi’!?

Erkek fantezilerini meşrulaştıran faşist ve siyasal İslamcı ideolojilerle hesaplaşmadan algoritmaları suçlamak kolaydır ama asıl nedeni görünmez kılan politik bir kaçıştır.

Devamını Oku
18.12.2025
Birlik yoksa iktidar da yok

Sağın bu birlik refleksi, ideolojik bir tutarlılıktan değil, son derece sade bir siyasal sezgiden besleniyor: İktidarı istiyorsan yan yana duracaksın.

Devamını Oku
15.12.2025
UGS: Emperyalist-faşist moment!

ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi’ne (UGS) bu kez emperyalizm ve faşizm kavramlarının ışığında bakacağım.

Devamını Oku
11.12.2025
2026’ya girerken: Yeni kapitalizm/ faşizm

Önümüzdeki dönem dünya siyasetini yalnızca büyük güç rekabeti değil; milliyetçi, hatta uygarlıkçı reflekslerle donanmış yeni bir “teknolojik kapitalizm” biçiminin, faşist ideolojinin küresel ölçekte (öncelikle de UGS’nin, “göç dalgaları altında kimliğini kaybeden, gerileyen uygarlık” olarak tanımladığı Avrupa’ya), dayatılması belirleyecek.

Devamını Oku
08.12.2025
2026’ya girerken militarizm ve faşizm

Pazartesi günü, 2026’ya girerken ABD ekonomisinin çok kırılgan, küresel ekonominin resesyon eşiğinde olduğunu vurgulamıştım.

Devamını Oku
04.12.2025
2026’ya girerken dünya ekonomisi

Dünya ekonomisi 2026’ya girerken resesyon sınırında (yüzde 3) yavaşlamaya devam ediyor, riskler ve büyüme önündeki engeller artıyor.

Devamını Oku
01.12.2025
‘Süreç’ gerçek değil!

“Komisyon”, hukuki, idari ve anayasal bir zeminden yoksun.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Evrenin yeni efendileri’

The Economist 1990’larda, bir sayısında, finansallaşma başlarken 10 dev ABD bankasını kastederek “evrenin yeni efendileri” diyordu. Bu bankalar dünya borç piyasasında egemendi.

Devamını Oku
24.11.2025
Arjantin’de Milei zaferinin şifreleri

Serbest piyasa Ayetullahları sevindiler...

Devamını Oku
20.11.2025
Küresel Organize Suç Endeksi ve Türkiye

Küresel Organize Suç Endeksi’nin 2025 raporu açıklandı. Türkiye 2020’de 6.9 puanla 12. sıradayken bugün 7.2 ile 10. sıraya yükselmiş. Küresel ortalama 5.08. Bu endeks, sadece mafyanın gücünü ya da kaçakçılık hatlarını ölçmüyor; devlet içi yapılardan finansal suçlara, yargı bağımsızlığından ekonomiye sızmış suç ağlarına kadar geniş bir tabloyu ortaya koyuyor.

Devamını Oku
17.11.2025
COP30: Gel de kötümser olma

Küresel ısınma üzerine “Taraflar Konferansı” (COP30) Brezilya’da toplandı.

Devamını Oku
13.11.2025
Demokrasi ve emperyalizm

Emperyalist sistemin ABD, AB gibi merkezlerinin Türkiye gibi çevre ülkelerle ilişkilerinde demokrasi arzusu hiçbir zaman gerçek bir faktör olmadı. Bu ilişkiler her zaman çevre ülkenin ekonomik, jeopolitik açıdan kullanılabilir olma ilkesine dayandı.

Devamını Oku
10.11.2025
Mamdani, panik ve umut

Trump’ın başkanlığından hoşnut olmayanların oranı yüzde 60’ı geçti.

Devamını Oku
06.11.2025
Busan’da ‘büyük resim’

Busan’daki Trump-Şi zirvesi, yalnızca iki ülke arasındaki ticaret savaşında geçici bir ateşkes anlamına gelmiyor; aynı zamanda, 21. yüzyılın jeopolitik dengelerinde güç, liderlik gibi kavramların yeniden tanımlandığı bir döneme işaret ediyor. Zirvenin sonunda Trump’ın “12 üzerinden 10’luk bir görüşme” sözleri, Şi’nin ise “Dev gemiyi birlikte yönetiyoruz” vurgusu, ”yeni” bir durumu sergiliyor: Amerika artık “tek süper güç” değil.

Devamını Oku
03.11.2025
Noktaları birleştirmek

Gözlerimizi gerçeğe açmamız gerekiyor.

Devamını Oku
30.10.2025
Teknoloji, oligarşisi ve faşizm

Z kuşağının emeğin, doğanın, LGBTQ ve kadın haklarının değersizleştirilmesine, ırkçılığa gözetim kültürüne ve kurumsal otoriterliğe karşı zaman zaman isyana varan direnişi, yalnızca bir kuşak çatışması değil, sermayenin denetim kapasitesini sınırlayan tarihsel bir başkaldırı biçimi. Tam da bu nedenle, işletmelerinde kontrolü yitirme korkusu, teknoloji sermayesini giderek demokrasi düşmanı, hatta faşizan reflekslere sürüklüyor.

Devamını Oku
27.10.2025
İsyan ve kriz çakışmaya başladı

İsyan ve ekonomik kriz dinamikleri tarihte zaman zaman çakışıyor.

Devamını Oku
23.10.2025
Yine bir finansal krizin eşiğinde

Geçtiğimiz günlerde, Altın 4 bin dolara ulaştı, piyasalarda “Borsa aşırı değerli” uyarıları sıklaştı. Jamie Diamond, Warren Buffet gibi ünlü yatırımcılar bu durumun sürdürülemezliğine işaret ediyorlar.

Devamını Oku
20.10.2025
Gazze’de ateşkes

Gazze’de savaşın yerini alan ateşkes, ilk bakışta bir nefes alma imkânı sundu.

Devamını Oku
16.10.2025
‘Yapılamaz’ kültü (The cult of can’t)

Cuma günü, Aurelien adlı bir yazarın “The cult of can’t” başlıklı denemesine rastladım. Perşembe yazımı okumuş olanların ilgisini çekeceğini düşünerek özetliyorum.

Devamını Oku
13.10.2025
‘Aydınlanma’nın alacakaranlığında...

Kapitalizmin merkezlerinde (Anglosakson dünyada) uzun yıllar küreselleşmenin, teknolojinin (özellikle internet ve dijitalleşme) bizi “bugünden daha iyi” (özgür, demokratik, bolluk) günlere taşıyacağı anlatıldı.

Devamını Oku
09.10.2025
Bazen bir fotoğraf bin sözcüğe bedeldir

Bu kez şanslıyım, önümde iki fotoğraf var. Meclis’in açılışında ve akşamında verilen davet sırasında çekilmiş bu fotoğraflar bugünkü siyasi şekillenmenin, “sağını-solunu”, çok güzel betimliyorlar.

Devamını Oku
06.10.2025
‘Gizli (stealth) sömürgecilik’ ve Türkiye

Cumhurbaşkanının ABD ziyareti, MAPEG’in, 33 ilin topraklarını doğrudan madencilik yatırımlarına açması emperyalizm tartışmalarını yeniden canlandırdı.

Devamını Oku
02.10.2025
‘Aynanın’ öte yanında

Bilimde bazen bir sıçrama yalnızca araştırmacıların dar çevresini değil, tüm insanlığın geleceğini etkiler. 2020’de DeepMind’in geliştirdiği AlphaFold sistemi böyle bir andı.

Devamını Oku
29.09.2025
Yapay zekâ dünyayı yutuyor

“YZ dünyayı yutuyor” artık abartılı bir iddia değil.

Devamını Oku
25.09.2025
Güney Avrupa’da demokrasiye geçiş

Tsiridis’in çalışmasının en güçlü yanı, somut tarihsel analizleri belgelerle destekleyerek sivil toplumun (çoğunlukla göz ardı edilen) rolünü vurgulaması.

Devamını Oku
22.09.2025
Üzüm üzüme bakarak...

Dünya siyaseti ve ekonomisi, daha önce hiç görülmemiş bir biçimde birbirine benzeşen güç dinamikleriyle şekilleniyor.

Devamını Oku
18.09.2025
İsrail Gazze’de ne yapıyor?

Gazze’de yaşananlar, uluslararası medyada sıklıkla “çatışma”, giderek soykırım olarak tanımlansa da Prof. Jiang Xueqin olanların arkasında çok daha karanlık bir gerçeğin yattığını söylüyor.

Devamını Oku
15.09.2025
11/9/01: Nereden nereye

ABD yönetimi, yeni savunma stratejisi raporunu, (QDR2001), 11 Eylül 2001 “olayının” tozu yatışmadan açıklamıştı.

Devamını Oku
11.09.2025
Endonezya’da isyan

Endonezya, yaygın protesto gösterileriyle sarsılıyor. Başkent Cakarta’dan ülkenin dört bir yanına yayılan bu olaylar, sadece yerel bir huzursuzluk değil, aynı zamanda küresel kapitalizmin çevre ülkelerde yarattığı derin eşitsizliklerin, devlet şiddetinin bir ürünü. İsyanın temelinde rejimin tüm kilit kurumların, parlamento dahil, içini boşaltmasıyla, demokratik haklarını kaybetmekte olduklarını hisseden geniş kitlelerin tepkisi yatıyor.

Devamını Oku
08.09.2025
Küreselleşmeden sonra, üç fotoğraf

“Küreselleşme” yerini parçalanmaya bırakıyor, bir yeni-jeopolitik şekilleniyor.

Devamını Oku
04.09.2025
ABD’de faşizm ve direniş

Trump, seçim kampanyası boyunca, diktatör olmak dahil tüm arzularını açıkça söyledi. Dahası, Heritage Foundation “Project 2025” başlığı altında 900 sayfalık bir faşist devlete geçiş programı yayımladı. Bu program, devlet bürokrasisindeki özellikle de güvenlik bürokrasisindeki, “kurumsalcıları” ve “anayasalcıları” tasfiye ederek yerlerine başkana sadık olanları atamayı planlıyordu.

Devamını Oku
01.09.2025
Eski olguya yeni kavram

Uluslararası ilişkiler alanında yeni bir kavram var: “Ekonomik zorlama çağı” (Foreign Affaires).

Devamını Oku
28.08.2025
‘Yıllık yüzde 20 büyüme hızı’ ve diğer fanteziler

Peki bu “ekonomik patlama” yaşanırken, insanların yerini YZ ajanları alırken, artan çıktıyı karşılayacak, kârların gerçekleşmesine, alınacak yatırım kararlarına kaynak olacak tüketici talebi nereden gelecek?

Devamını Oku
25.08.2025
Buradan nereye?

Rejim, seçimlerde kaybettiği belediyeleri geri alıyor, CHP’li belediyelerin liderliklerini tutukluyor, CHP’de Özgür Özel liderliğini tasfiye etmeye çalışıyor.

Devamını Oku
21.08.2025
Bir gün, Spinoza sinagoga girer...

Amsterdam’da 1656 yılının temmuz ayında, 23 yaşındaki Baruch Spinoza, Avrupa’nın en güçlü sinagogunun önünde durdu, içeri girmeden derin bir nefes aldı.

Devamını Oku
18.08.2025