Enver Aysever

Tavşan muhalefet

09 Temmuz 2020 Perşembe

2 Temmuz sebebiyle Aziz Nesin’in TRT ekranlarından da yayımlanan tarihi konuşmasını tekrar izledim. Nasıl bir acıyla haykırdığına tanık oldum. “Aydın kimdir” sorusunun yanıtı, Nesin’in o konuşmasında saklıdır. Geleceği gören, sözünü doğrudan söyleyen, geniş kesimleri karşısına almaktan çekinmeyen kişidir aydın!

2 Temmuz şeriatçı kalkışmasına devletin tümü göz yumdu, bu iyice ortaya çıktı. Öz gözden kaçmamalıdır; bu ülke çok zamandır “karşıdevrim” taraftarları tarafından yönetilmiş; aydın, düşünen insanlar katledilerek, itirazsız toplum yaratılmıştır. Cumhuriyet devrimini yanlış okuyan, kendine Kemalist(!) diyen bir kesim de eklenince, bugüne gelinmesi şaşırtıcı değildir.

***

Ne demek anlatayım. Mustafa Kemal hakiki devrimciydi. Doğal olarak bunun gereğini yapan, ileri görüşlü, cesur eylem adamıydı. Ardından gelen siyasiler bu yürekliliği göstermedi. Belki Mustafa Kemal bir sosyalist değildi ama ödünsüz cumhuriyetçi, laiklikten, aydınlanmadan yana net tavır almış biriydi. Kendi sözü dahil, yaşamın olağan akışında hiçbir fikre sorgusuz yaklaşılmasını istemezdi. Sonradan peşinde olduğunu söyleyen geniş kesim Mustafa Kemal’in pek çok özelliğinden söz açarlar, ancak “devrimci” tarafını hamaset olarak kullanırlar. Oysa en önemli yanıdır bu!

Cumhuriyet erdemli insan arıyordu. Birinin erdemli olması için eğitimli olması tek koşul değildir ama önemlidir. Etik değerlerin oluşması için özgür düşünen, soran, tartışan, boyun eğmeyen kuşaklar gerekiyordu. Köy Enstitüleri çabası budur. Kapatılma nedeni de budur. Piyasacı anlayış bu tür insandan hoşlanmaz. Aklını devretmeyen kişi tehlikelidir. Cumhuriyet, eğer bu başarıyı gösterseydi, doğal olarak eğrisi sola yönelecekti. Nitekim öyle de oldu. Bu çok insanın canını sıktı. Çöküş o gün başladı!

***

Küresel kapitalizm ile işbirliği yapmaya başlayan yönetici kadro, iş çevresi, kimi akademisyenler, yolunu şaşırmış liberaller “teslimiyetçi” kuşaklar yarattı. Bir ülkeyi ele geçirmenin en kolay yolu milliyetçilik, dincilik kışkırtmasıdır. Her iki durumda da akıl firar eder. Vasata razı ülkede aydınlanma kavgası verenler; TSK, TÜSİAD başta olmak üzere hâkim sınıflarca katledildi. Kanaat önderi diye kendini sunan, esasen düzene itirazı olmayan, sahte kabadayılar meydanı boş buldular.

Her iktidar, kendine uygun muhalefet yaratmak ister. Maraton koşularında “tavşan atlet” diye tabir vardır. Öne çıkan, esas yarışmacı atletin takım arkadaşı olan biri, diğerlerini yormak için oyunlar kurar. Bazen hızlanır, bazen yavaşlar, amaç esas yarışanın koşullarını oluşturmaktır. İşte özü kaçıran muhalefet, temel itirazı yapmadığı için “tavşan atlet” konumundadır. Her zaman iktidarın işine yarar tutumu. Bizim ülkede; laiklik, sınıf, emek, örgütlü toplum, aydınlanma demiyorsanız; piyasa ekonomisine itirazınız yoksa, patronlarla kol kolaysanız, adına muhafazakar denen “siyasal İslamcı” dile itirazınız yoksa size “tavşan muhalefet” derler.

***

Somut örnek vereyim. SHP, darbe sonrası geniş kesimleri kucaklayan bir siyasal hareketti. Türkler, Kürtler, Aleviler, sosyalistler, kadınlar, Cumhuriyetçiler bir program ekseninde bulunmuştu. Bu hareket bilerek, isteyerek dağıtıldı. Mikro milliyetçiliğin/ dinciliğin önü devlet eliyle açıldı. Küresel kapitalizme uygun CHP yaratıldı. Baykal bu işin başına kondu. Baykal ne yaptı? Ne kadar sağcı varsa piyasaya sürdü. CHP’yi soldan ve Kürtlerden koparıp, ülkeyi siyasal İslamcılara altın tepside sundu.

Geçen gün İlhan Kesici’yi dinledim. Televizyondan haykırdı: “Aday olana dek ben CHP’ye hiç oy vermedim” dedi. “Sağcı” örneklerle CHP eleştirisi yaptı. Kendi belediyesine vurdu. Saray’a ilk koşan CHP’li de odur. Kendisi yaşayan en güzel “tavşan muhalif” örneğidir. Her yere adaydır da bir türlü olamaz! Eminim tabanda çok seveni de vardır. “Erdoğan düzenine itirazın nedir” diye biri sorsa, dediklerim iyice anlaşılır. Esasen suçu da yoktur Kesici’nin. Davetle gelmiştir CHP’ye.

***

Akşener, Davutoğlu, Babacan, Karamollaoğlu çizgisi ne tür muhalefet yaratır, kestirmek güç değil. Oysa Gezi süreci ile başlayan ve eğer sağlıklı tahlil edilse, belki devrimci çizgiye çekilecek kitle, şimdi “tavşan” tutumla uyuşturuluyor. Artık açıkça 2023’te yeni bir ülkeye geçileceği söyleniyor. Bunun önündeki tüm engeller bir bir kaldırıldı. Şimdi başımızı elimizin arasına koyup, iyice düşünmek gerek. Herkesten Aziz Nesin olmasını beklemiyorum ama konuşmaları dinleyerek işe koyulmak fena olmaz. Hiç değilse tavşan muhalif olmamak için!


Yazarın Son Yazıları

Acı hakikat! 17 Ağustos 2020
Üç maymun 13 Ağustos 2020
Erbaş’ın kılıcı! 3 Ağustos 2020
Bana Dostunu Söyle... 30 Temmuz 2020
Tıpış tıpış! 23 Temmuz 2020
Günah Keçisi! 13 Temmuz 2020