Enver Aysever

Erbaş’ın kılıcı!

03 Ağustos 2020 Pazartesi

Ali Erbaş’ın sözleri, davranışları öfke uyandırıyor toplumun farklı kesimlerinde. Erbaş memurdur, Ayasofya’yı camiye döndürmek gibi yetkisi yoktur. Atayan her kimse, onun adına konuşur. Erdoğan baştan beri dünya görüşünü gizlemedi; yaptığı atamalarla da tercihini açıkça ortaya koydu, onu arkasında hisseden memurları da gereğini yerine getiriyor. En son “fetret devri” çıkışı Erbaş’ın, bu bağlamda değerlendirilmelidir. Erbaş’ı eleştiren muhalif siyasiler yasak savmaktadır!

Demokrasi, irkilten, rahatsız eden fikirlerin de özgürlüğünü içerir. Cumhuriyet karşıtları fikirlerini söyler, bunda korkacak bir şey yok. Ne derlerse desinler, karşılarında milyonlarca Cumhuriyetçiyi bulurlar. Sorun artık hukuk devleti hüviyetini yitirmiş olmaktır. “Karşıdevrim” taraftarları tuhaf hayallerini tüm topluma mal etmek istemektedirler. Hilafet hayali kuran, Cumhuriyet karşıtı çevrenin bir avuçtan öte olduğunu sanmıyorum. Asıl mesele koca Cumhuriyet birikiminin bu ellere esir düşmesidir. Kurumları ortadan kalktığı için sahipsizdir Cumhuriyet!

***

Dilipak için de aynı durum geçerli. İstanbul Sözleşmesi’ni destekleyen AKP’li kadınlara “fahişe” diyecek kadar ileri gitti. Sonra özür diledi gerçi, nafile. Kadın ve erkek eşitliğini bu çevreye anlatamazsınız. İnancı, ideolojisi budur. Mesele bu denli ileri gidilecek iklimin yaratılmasıdır. Muhalefet, AKP’nin her radikal adımını görmezden gelerek sandığa dek susma yolunu seçti; kendini imha edeceğini düşünüyorlar. Göreceğiz haklılar mı, değiller mi! Bana sorarsanız verilen ödünler, onarılması imkânsız ağır hasar yarattı. Şöyle düşünün, düne dek “Fesli Kadir” sapkın, meczup olarak görülür, ciddiye alınmazdı. Oysa tüm görüşleri bugün hayata geçti. Daha ileri gidilmesinin önünde ne engel var?

***

Cumhuriyet savunusu önemlidir. Bu görevi kim yapacak peki? Eskiden askerler sanırdı ahali. Oysa TSK çok uzun zamandır, belki elli yıldır, gericilerin suç ortağıdır. 12 Mart, 12 Eylül derken bugünlere kadar geldik. Cumhuriyeti halk savunmalıdır; gençler özellikle ve okuryazar kesim. Peki, orada durum nasıl? Geçen gün bir video vardı, pek övülen Z kuşağı çocukları Survivor ünlüsü biriyle fotoğraf çektirmek için upuzun kuyruk oluşturmuştu. Korona morona hak getire, dip dibeydiler. Görünüşe bakılırsa iyi eğitimliler çoğunluklaydı. Zaten sorun da bu ya, iyi eğitim ne demek?

Tüccar üniversitelerle ilgili yeni veriler yayımlandı geçen gün. (Vakıf ya da özel diyorlar ama doğrusu tüccar olacak) Bu mekteplerde reklam harcaması, kütüphaneye yapılanın dört katıymış. Başka söze gerek var mı? Patronları Saraydan emir alan, rektörleri Erdoğan’ın kulu haline gelmiş, öğretim üyeleri işini kaybetmekten korkan bu yapılardan yetişen gençlerden ne olur? Bunlardan birinde iktisat profesörü olanı pek meşhur sosyal medyada, abuk sabuk öğütler veriyor, diyor ki: “Siyasetle ilgilenmeyin, bilim yapın, kendinizi geliştirin” Tiksindirici liberalizm budur işte. “Cehalet, vasatlık, bayağılıkta herkes uzlaştı” deyince kızıyorlar. Gençlik fetişizmi de yanılgıdır. Bir an önce kapağı yurtdışına atmak isteyen milyonlar var, peki ülkeyi kim savunacak?

***

İlkin sorun doğru saptanmalıdır. Neoliberal alçaklık tüm dünyayı esir aldı, en çok bizim gibi geri kalmış ülkelerde etkili oldu. Buralarda milliyetçilik, dincilik kolay pazarlanır. Gerçi Trump’ın ülkesinde de işler pek iç açıcı değil. Küçük ABD biziz ve artık pis koku her yana yayıldı, hakiki ABD de sorunlar örtülemez halde. Kapitalizmin krizi derin. Bu süreç ürkütücü etik sorunlar doğurdu. Bencil insanlar dünyayı kendi mutluluklarından, çıkarlarından ibaret sayıyor. Gençlerin ideolojisi bu! Erdoğan ideolojisi kapitalizmle yüzde yüz uyumludur!

***

Erbaş’ın kılıçlı müsameresi hafife alınır türden değildir. Bu süreç Cumhuriyetin tüm kurumlarıyla ortadan kaldırılmak istenmesine varacaktır. Kimse kendini kandırmasın. Göğsünde Atatürk fotoğrafı taşıyarak, arabaya Mustafa Kemal imzası yaptırarak muhalefet etmiş olunmaz. “Konforundan vazgeçmeye cesaretin var mı, yok mu?” Bu sorunun yanıtı verilmelidir. Örgütlenmek için mücadele gücü gerekir. Değerleri anlatmak için sıfırdan başlama iradesi lazımdır. Yoksa içi boş “Gardırop Atatürkçülüğü” ile bu işler yürümez…

***

Yeni bir Cumhuriyet için önce gerçeği görmeliyiz, sonra da dava arkadaşlarını iyi seçmek gerekir.

Kapitalizmle hesaplaşma olmadan yol almak mümkün değildir.

Erbaş’ı değil Erdoğan’ı izleyin!


Yazarın Son Yazıları

Acı hakikat! 17 Ağustos 2020
Üç maymun 13 Ağustos 2020
Erbaş’ın kılıcı! 3 Ağustos 2020
Bana Dostunu Söyle... 30 Temmuz 2020
Tıpış tıpış! 23 Temmuz 2020
Günah Keçisi! 13 Temmuz 2020