Enver Aysever

Entelektüel

28 Eylül 2020 Pazartesi

Edward Sait yaşamöyküsünün adını “Yersiz Yurtsuz” koydu. O, adanmış bir entelektüel/aydındı. Elinde taşla, Filistin’e saldıran İsrail ordusuna karşı dövüşmekten kaçınmamıştı. Kafasını kuma gömen, kâğıt kalem içinde kaybolarak aslında sorumluluktan kaçan geveze okuryazarlara isyan halindeydi. “Entelektüel” adlı başyapıtında şöyle diyor: “Nabza göre şerbet vermek, konuşulması gereken yerde susmak, şovenist kabadayılıklara, tantanalı dönekliklere ve günah çıkarma törenlerine rağbet etmek bir entelektüelin kamusal rolüne en çok gölge düşüren tavırlardır.

Hele de adına vatanseverlik dedikleri, zerre kadar hakikate dayanmayan, yapay, popülist söylemlerle kafa karıştıranlara şöyle sesleniyor: “Düzenin adamları belli çıkarları gözetirler, oysa entelektüeller şovenist milliyetçiliği, şirketleşmiş düşünce müsveddelerini ve sınıf, ırk, toplumsal cinsiyet imtiyazlarını sorgulayan kişiler olmalıdırlar.

***

Ergenekon, Balyoz günleriydi. FETÖ saldırıyordu herkese. Ali Tatar intihar etti, aşağılık iftiralar karşısında onuru zedelendi. Arkasında kimler, nasıl durdu(!) gördük. Ağabeyi Ahmet Tatar’ı yayına almıştım. Kimselerden çıt çıkmıyordu, korkudan kafalar kuma gömülmüştü. Anlattı ne varsa yüreğinden geçen.

Bir gün telefonum çaldı, arayan Mehmet Ali Çelebi’nin babasıydı. “Enver Bey artık gücüm kalmadı. Elimde emekli maaşımdan başka bir şey yoktu, o da tükendi” dedi. Artık evladını görmeye gelemeyecekti: “Mehmet Ali sizlere emanet” dedi. BirGün’de “Genelkurmay başkanı Çelebi olmalı” diye yazmıştım.

Ordunun başında duranlardan biri Dolmabahçe’de teslim olmuştu, verdiği muhtıra da siyasal İslamcılara hayat öpücüğüydü. Biri silah arkadaşlarını ziyarete bile gidemiyordu: “Kasaptaki ete soğan doğramam” demişti. Sonrasında “Kozmik Oda”yı açanları da gördük. Çelebi mahkemede “Mustafa Kemalin askeriyim” diyordu, hakkıdır. Ben boyun eğmeyene saygı duyarım.

***

Yine muhbir vatandaş günlerindeyiz. İktidarın arkasına yurtseverleri dizmek için her numara çekiliyor. Kitaplar yazılıp fişleme yapılıyor; yetmiyor, sosyal medyadan ihbarlar ediliyor. Şaşırmıyorum, fikri, vicdanı olmayan, yalnız başına kalmayı göze almayan, sanal şöhret için deliren, iktidardan pay kapmak isteyenler bunu hep yapar.

Zor günlerde ekranda oldum, Berkin Elvan öldüğü gün babası Sami Ağabey yayına gelmişti, elinde ekmek vardı. Masaya koymuştu, ne soracaksın ki! Gözyaşlarımı tutamamıştım, evladını toprağa koyup yayına gelmişti. Bir kere aşağılık olmaya alışınca insanlar, kolayca iftira atar, dediler ki: “Reytinge babayı alet ettin.” Oysa yayına çıkmak isteyen Sami Elvan’dı, “Evladımın katillerine seslenmek istiyorum, esirgeme bunu benden” demişti.

Köşeler, ekranlar babamızın malı değil. Burada kalem oynatacaksak, ekranda söz söyleyeceksek “hakikat” olmalıdır bu. Suya sabuna bulaşmadan emekli olunacak meslek değildir yaptığımız.

***

Entelektüel kendini “yertsiz, yurtsuz” sayar; dünyanın neresine giderse gitsin vicdanı onunladır!

Yığınların alkışını almak için kalemini kirletmez entelektüel, ırkçı hezeyanlara pabuç bırakmaz, memleketi de tanrısı da vicdanıdır.

Aynı gün hem faşistler saldırır hem liberaller, mesela buna şaşırmaz. Güçtür görevi, bunu bilir de itiraz etmez!

Türk, Kürt, Suriyeli çocuktan birinin gözyaşını tercih etmez entelektüel! O yaşın akmasına neden olan düzeni sorgular, nefesi de tükenmez! Son ana dek görünen/ pusuya yatan düşmanla mücadele eder.


Yazarın Son Yazıları

Loris Teyze! 12 Ekim 2020
Kendine adalet! 8 Ekim 2020
Kayyım cumhuriyeti 5 Ekim 2020
Hakikat! 1 Ekim 2020
Entelektüel 28 Eylül 2020
Acı hakikat! 17 Ağustos 2020
Üç maymun 13 Ağustos 2020