Enver Aysever

Demokrasi için yürümek!

25 Haziran 2020 Perşembe

Hukuka güvenin neredeyse sıfırlandığı şu günlerde, avukatlar mesleğin haysiyetini korumak için yürüdüler. Bir kez daha gördük ki hak aramak için meşru yollardan biridir sokak. Sıkışan özgürlüklerin, demokrasinin önünü açmak adına önemli bir yoldur. Barış içinde gerçekleşen eylem, taleplerin dile gelmesi ve Anıtkabir ziyaretiyle son buldu. Süreci izleyeceğiz, belli ki savunma hakkını korumak adına mücadele sürecek, eğer bir ülkede avukatlar seslerini duyurmak için yürümek zorunda kalıyorsa, demokrasi için tehlike çanları çalıyor demektir.

***

Siyasetçiler farklı kaygılardan/hesaplardan ötürü ortalama söylemlerde bulunabilir. Ancak avukatlık/hekimlik türü meslekleri yapanlar böyle davranamaz. Yerine göre, toplumu irkilten, rahatsız eden cümleler kurmak, eylemler yapmak zorundadırlar. Geniş kalabalıklar günlük olayların içinde kaybolur. Düşünsel zemin sağlıklı kurulmazsa, özgürlük kanalları tıkanırsa boğulur, ölür toplum. Diyeceğim; avukatlar tarihi görevlerini yerine getirmiştir. Bu eylemin amacı demokrasinin yeniden inşa edilmesidir. Baro başkanı hemen istifa etse, belki ilk kez hayırlı bir iş yaparak eyleme katkı verir. Savcı ve hâkimler de ne derece önemli görev yürüttüklerini anımsar umarım.

***

Gazeteciliğin yargılanması yeni değil. Baskıcı düzenler her zaman düşman görür bu mesleği. Oysa bellek yoklanınca, her siyasetçinin basına gereksinim duyduğunu görürüz. Bülent Arınç çaptan düşüp kenara itilince bağırmıştı: “Beni sosyal medyada bile konuşturmuyorlar” diye. Oysa bir dönemin kibirli muktediriydi o, TRT elindeydi örneğin.

Aynı şekilde Davutoğlu ve Babacan da konuşacak mecra arıyor. Oysa ikisi de en üst düzeyde görev yaptılar ve demokrasi daralırken sessiz kaldılar. Şimdi belki o günleri anımsarlar da özeleştiri verirler. Bir kanal diyor ki: “Terörle arasına mesafe koymayan kimseyi ekrana çıkarmayız.” Diyelim bu tez doğru, o halde Babacan ve Davutoğlu da mı terörist? Onları niye yayına çıkarmıyorsunuz? Demem o ki gelinen noktada birbirine hiç benzemeyen isimler bile, aynı dertten mustarip halde.

Bir dönem AA başkanlığı yapan Kemal Öztürk, başbakan sözcüsü Akif Beki keşke konuşsalar, özeleştiri yapsalar. Belki bu yolla özgürlüklere katkı yaparlar. Eğer sadece “kandırıldık” ya da “AKP’nin ilk yılları böyle değildi” türünde bir savunma ile işi geçiştirmek istiyorlarsa, kimseyi buna ikna edemezler. Kaldı ki hâlâ Kabataş yalancısı Elif Çakır gazetecilik oynamaya devam ediyor. İnsan hata yapar yapmasına, ancak gerçeği eğip bükmek, ölümlere neden olmak affedilir değildir. O günleri açıklamaları en büyük katkı olur topluma.

***

Bekçilerin yeni yetkilerle sahaya sürülmesi önümüzdeki dönemin nasıl geçeceğini gösteriyor. Kaba kuvvetin artık sözün yerini alacağı açıkça ortada! Yalnız kadınların evlerini gözlemek, yoldan geçene kimlik sormak, bunların tümü iktidarın her yerde varlığını sert biçimde hissettirme çabası. Amaç; herkesin kendini suçlu gibi hissetmesini sağlamak, tüm direnç noktalarını kırmak! Eğer bekçiler bu türden davranışlara başvurur, bunu bir tür ıslah yöntemi olarak kullanırlarsa, günlük yaşamın ne denli çekilmez olacağına tanık olacağız. İşte yine hukuk ve basın gereksinimi doğacak!

***

Kaftancıoğlu yargılaması işte böyle süreçte yeni boyut kazandı. Suçu İstanbul’u kazanan il başkanı olmaktır Canan Kaftancıoğlu’nun. Yani? AKP iktidarının kurulduğu yeri çatırdatmış, üstelik kadın başıyla (!) büyük işlere kalkışmıştır. Bu türden gözdağı vermenin amacı siyaseti riskli alan göstermek, sıradan insanı uzak tutmak istemektir.

Yıllar önce yazdığı sosyal medya iletileriyle yargılanan Kaftancıoğlu için tek cümle kurmak yeter; eğer herkes “dün” söylediklerinin hesabını verecekse “günahsız olan ilk taşı atsın!” AKP çevresinin FETÖ sözleri, iletileri, videoları olduğu gibi ortada. Yargılanmalara oradan başlansa pek hayırlı olur!

***

Basına yönelik baskılar artarken gerçekçi, adil yayın yapan kurumlara saldırı sürüyor. Son örnek Halk TV oldu. AKP’nin tüm yayın organlarından fazla izleniyor, etkisi büyük oluyor. Hal böyle olunca da hedefe oturuyor. Nasıl Cumhuriyet “en güvenilir gazete” ise Halk TV de en çok izlenen, güvenilen televizyon. AKP seçmeni bile doğru haberi bu mecralardan alıyor.

Diyeceğim; herkes üzerine düşeni yapmak zorunda, aksi halde kimsenin sızlanma hakkı yoktur. Günlük çıkarlar için olan bitene göz yuman herkes, yarın utanır. Öyle bir süreç yaşıyoruz ki artık güneş balçıkla sıvanmıyor. Sınav günlerindeyiz, karnemizi tarih verecek.


Yazarın Son Yazıları

Üç maymun 13 Ağustos 2020
Erbaş’ın kılıcı! 3 Ağustos 2020
Bana Dostunu Söyle... 30 Temmuz 2020
Tıpış tıpış! 23 Temmuz 2020
Günah Keçisi! 13 Temmuz 2020
Tavşan muhalefet 9 Temmuz 2020
HalkTV kapanırsa! 6 Temmuz 2020
Küllenmeyen yangın! 2 Temmuz 2020
Demokrasi için yürümek! 25 Haziran 2020