Bayağılık koalisyonu
Enver Aysever
Son Köşe Yazıları

Bayağılık koalisyonu

08.11.2018 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Okura öğüt vermek, bilgiçlik taslamak yazarlık zaafıdır. Söyleşmek, karşılıklı alışverişte bulunmak hayli lezzetlidir tersine. Bu sütunda kalem oynatmaya başladığımdan beri, öykündüğüm yazarlara layık olmaya çabalayarak yazmaya çalıştım. Ölçüt sorunu üzerine kafa patlatan biri olarak, değerlere bağlı kalmaya özen gösterdim. Lafı uzatmayayım; belki yazının gücü giderek azalıyor, okuryazarlık en ağır saldırıyı aldığı günlerden geçiyor; gerçi tersi de söz konusu, bunca bayağılığa karşı daha çok yazarak, inatla karşı koymak mümkün. Günün birinde, belki elli sene sonra meraklısı bizim döneme baktığında, söylediklerimiz ölçü koysun isterim.
Melih Cevdet hayranı olduğumu tanıyanlar bilir. Herhangi bir meseleyi ele aldığında enine boyuna tartışır, bize düşünme, yaratma olanağı sağlardı. Deneme türünün güzelliği, lezzeti buradan gelir. Gazete sütunlarında eskiden edebiyatçı çokça bulunurdu, böylece okur ölçü görür, değerlendirme yapardı. Burası Cumhuriyet! Oktay Akbal’dan nasıl söz etmeyiz? Saymaya kalksam sütun yetmez, ne ustalarla tanıştı okur. Bizim ödevimiz o geleneği korumaktır. Genç kuşağa ustaları tanıtmak baş görevimiz olmalı, onları okumuş olanlaraysa, çıtayı düşürmediğimizi göstermek zorundayız.
Melih Cevdet “halka inmek” sözüne kızar, denemelerinden okuyoruz. Bunu saygısızlık sayar. Yazarın ölçüyü doğru koyarak, dili özenli kullanarak, sorunsalı derinlemesine irdeleyerek, üslupçu tutumla halka saygısını göstereceğine inanır. Tamamen haklı buluyorum Anday’ı. Bayağılığın geliştirdiği herhangi bir topluma rastlamak mümkün değildir. Her dönem kalabalıklar yaygın kültürün peşine takılır. Önemli olan bu alkış çılgınlığına, sıradanlığa kapılmadan kendi sesini bulmak, izini sürebilmektir. Yazarın görevi budur. İnsanların daha az zamanı var, hızla akan görüntüler baş döndürüyor çağımızda. Buna karşın, okuyan küçük azınlık değiştiren, güzelleştiren oluyor. Aksini düşünürsek edebiyata, sanata ne gerek kalır ki?
Takıntılı biriyim, bugün iki tanesinden söz edeceğim. İlki arabesk güzellemesine karşı olandır! Seksenleri yaşayanlar (ve elbet okuyanlar) bilir, darbe örgütlü, ilerici toplumu kırmak için yapıldı. Liberalizmin önünü açmak için dincilik, milliyetçilik kozu oynandı. Amerikancı gerici ordu, TÜSİAD, çıkarcı burjuvazi kol kola girdi. Gencebay adlı saray görevlisi, önceden köyden kente gelen insanın dramını sezmiş, kaderci, boyun eğmeye teşvik eden, karanlık müziği yaratmıştı. Bu müziğin darbeciler tarafından yasaklanmış olması, tam da dönemin ruhuna uygundu. Nasıl Atatürkçülük adına imam hatipler açılıp, zorunlu din dersleri dayatıldıysa topluma; arabesk için de aynı şeyi söylemek mümkündür. Yasaklanan bu müziğin(!) yeraltına itilmesi sağlandı, muhalefetin tarifi yapılmış, sınırı çizilmiş oldu.
Halkın derdini dile getiriyor gibi görünen bu müziğin(!) neye itirazı vardı peki? Düzeni eleştiriyor muydu mesela? Tersine devleti kutsayan, düzene uyumlu diliyle uyuşturuyordu insanları. 1977’de Taksim’e milyonlarla çıkan işçi sınıfı, yeni kimliğine dönüşüyordu hızla. Artık bencil, boyun eğen, kaderci, ağlayan haldeydi. İtirazını yitirmiş, dayanışma gücünden yoksun haldeydi. AKP’yi o yıllar yarattı. Gencebay’ın memleketin başına kültür, sanat adamı olarak oturtulması boşuna değil. Karşıdevrimin göstergesidir/ simgesidir o!
Elbet Gencebay yalnız değildi. Ferdi Tayfur, Müslüm Gürses ve diğerleri de sayılabilir. Dönemi anlamak isteyenler makamsal müziği (Türk sanat müziği diye bilinir) çoksesli yapıyorum diye ortaya çıkan Yıldırım Gürses’i irdelemelidir. Zeki Müren’in arabesk şarkılarını mutlaka dinlemek gerekir. Bu sürece dair aykırı örnek Ahmet Kaya’dır sadece. Benzer tınıyı kullanmasına karşın, o mahpushane acısını, devrimcilere yapılan işkenceleri anlatıyordu şarkılarında. İtirazın, isyanın, öfkenin damarı vardı müziğinde. Sevmemiz, ayırmamız bundandır.
Kuşkusuz bu salgın edebiyata da hızla egemen oldu. Bayağı benzetmeler, uçuşan imgeler, kalabalık/ağdalı cümlelerle yeni anlatı türleri, şiirimsiler çıktı ortaya. Hem karamsardı söylem, hem de bencil, içe kapanıktı. Üstüne inşa edilen kültürü şimdi kitap fuarlarında görüyoruz. Önümüzde İstanbul fuarı var. Yine falcı, büyücü, aşçı, popçu, yaşam koççucları(!) dolduracak meydanı. Kâğıt tomarları kitap diye sunulacak okura. Aldatılacak kitleler. Seksenlerde zirveye çıkan arabesk salgınının tüm göstergeleriyle fuarları ele geçirdiğine tanık olacağız. İkinci takıntım da budur işte! Pek çok yayınevi edebiyata ihanet eden kitaplarla para kazanmak telaşında! Bunlar AKP’nin ideolojik ortağıdır!
Çağın değişiyor olması, gelişiyor/ilerliyor anlamını içermez her zaman. Teknolojinin dönüşmesi, olanaklarının artması, yaşanılır dünyaya ulaştığımız anlamı taşımaz. Berkes’in deyimiyle “Çağdaşlaşma” salt bunlarla açıklanamaz. Okuduğunu anlamayan çocuklar yetiştiren Milli Eğitim Bakanlığı’na yazdığı okunmaz edebiyatçılar yakışır kuşkusuz!
RTE söylüyor ya her fırsatta “beraber yürüdük biz bu yollarda” diye. Doğru söylüyor…
Not: 10 Kasım Cumartesi günü İstanbul Kitap Fuarı Marmara Salonu’nda saat 13.30’da Altan Öymen’le birlikte sizi bekleriz. Saat 14.30’da 14. Salon’da kitaplarımı imzalayacağım. Gelin, tanışalım.  

Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyet okuruna veda

Ustam Feridun Benden aradı “Altmış yıldır Cumhuriyet okuruyum, gazetenin sahibi sayılırım.

Devamını Oku
05.04.2021
İflas

İflas

Devamını Oku
25.03.2021
İstanbul Sözleşmesi erkekleri de yaşatır!

İstanbul Sözleşmesi erkekleri de yaşatır!

Devamını Oku
22.03.2021
Vicdan terazisine güvenmek

Ahmet Oktay gazeteciliği bırakıp zamanının tamamını edebiyata vermişti; söyleşirken “Günlük meseleler hep yazmaktan çaldı” dedi.

Devamını Oku
18.03.2021
12 Mart’ı doğru okumak

12 Mart’ı doğru okumak

Devamını Oku
15.03.2021
Yeni Türkiye’de makbul vatandaş kimdir?

Yeni Türkiye’de makbul vatandaş kimdir?

Devamını Oku
08.03.2021
‘Ne yapmalı’ sorusuna yanıt!

‘Ne yapmalı’ sorusuna yanıt!

Devamını Oku
04.03.2021
Grev

Grev

Devamını Oku
01.03.2021
İçindeki faşisti sustur!

İçindeki faşisti sustur!

Devamını Oku
18.02.2021
Sürü gururuna kapılmak!

Sürü gururuna kapılmak!

Devamını Oku
15.02.2021
Uzaya gitmek mi zor, anayasa yapmak mı?

Uzaya gitmek mi zor, anayasa yapmak mı?

Devamını Oku
11.02.2021
İstifa istemek demokratik haktır!

12 Eylül faşizminin güler yüzlü kahramanı Özal, ülkenin okuryazarlarını içeri tıkan darbenin ardından meydanı boş bulmuştu.

Devamını Oku
08.02.2021
İnsan olan boyun eğer mi?

İnsan olan boyun eğer mi?

Devamını Oku
04.02.2021
Kılıçdaroğlu haklı mı, haksız mı (!)

Kılıçdaroğlu haklı mı, haksız mı (!)

Devamını Oku
01.02.2021
Yeni Türkiye’nin elçisi!

Yeni Türkiye’nin elçisi!

Devamını Oku
28.01.2021
Hayat damarları kesilmiş ülke

Hayat damarları kesilmiş ülke

Devamını Oku
25.01.2021
Tek kale demokrasi oyunu

Tek kale demokrasi oyunu

Devamını Oku
21.01.2021
Kar, pisliğin üstünü örter mi?

Kar, pisliğin üstünü örter mi?

Devamını Oku
18.01.2021
Her yönüyle düşkünler toplumu!

Her yönüyle düşkünler toplumu!

Devamını Oku
14.01.2021
Kurtarıcılardan kurtulmak lazım!

Kurtarıcılardan kurtulmak lazım!

Devamını Oku
11.01.2021
Boğaziçi rektörsüz de olur!

Boğaziçi rektörsüz de olur!

Devamını Oku
07.01.2021
Neye şaşırdınız ki?

Neye şaşırdınız ki?

Devamını Oku
04.01.2021
Tuz koktuktan sonra!

Tuz koktuktan sonra!

Devamını Oku
31.12.2020
Yobazın duası kabul olur mu?

Yobazın duası kabul olur mu?

Devamını Oku
28.12.2020
Değişim hamaseti!

Değişim hamaseti!

Devamını Oku
24.12.2020
Kullar ve yurttaşlar!

Kullar ve yurttaşlar!

Devamını Oku
21.12.2020
Sınıf bilinci yoksa kuru ekmek bile yok!

Sınıf bilinci yoksa kuru ekmek bile yok!

Devamını Oku
17.12.2020
Modern gericilik!

Modern gericilik!

Devamını Oku
14.12.2020
Paranın dini imanı

Paranın dini imanı

Devamını Oku
03.12.2020
Katar’a devredilen ülke!

Katar’a devredilen ülke!

Devamını Oku
30.11.2020
Cin, cemaat, cehalet!

Cin, cemaat, cehalet!

Devamını Oku
26.11.2020
Ve Arınç yeniden sahnede!

Ve Arınç yeniden sahnede!

Devamını Oku
23.11.2020
Ağzının tadı ne zaman kaçacak kardeşim?

Ağzının tadı ne zaman kaçacak kardeşim?

Devamını Oku
19.11.2020
Saray dalkavuksuz, entrikasız olur mu?

Saray dalkavuksuz, entrikasız olur mu?

Devamını Oku
16.11.2020
Bir kira, bir yuva

Bir kira, bir yuva

Devamını Oku
12.11.2020
Bir ‘ABD’ Doları kaç ‘Türk’ Lirası!

Bir ‘ABD’ Doları kaç ‘Türk’ Lirası!

Devamını Oku
09.11.2020
Kapitalizmin tanrısı!

Kapitalizmin tanrısı!

Devamını Oku
05.11.2020
Enkaz!

İzmir deprem haberi önüme düşünce, pek çok kişi gibi hemen kendi deneyimlerimi anımsadım. İstanbul’da iki kez sallanmıştık, günlerce parkta yatıp, dehşet içinde haberleri gözlemiştik; ilk saatlerin ne denli zor olduğu gün gibi aklımda hâlâ!

Devamını Oku
02.11.2020
Devrimci Cumhuriyet için!

Devrimci Cumhuriyet için!

Devamını Oku
29.10.2020
Popstar dinciler ve Cumhuriyet

Popstar dinciler ve Cumhuriyet

Devamını Oku
26.10.2020