Cumhurbaşkanlığı oy pusulası ve seçim güvenliği

Cumhurbaşkanlığı oy pusulası ve seçim güvenliği

06.04.2023 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Üst üste bakıyorum, izliyorum benzer anlarda geçmişimi düşünüyorum, genel Türk kültürünü düşünüyorum; siyasi kültürü, şans oyunları kültürünü… Sonra bütün bunlar yetmiyor çocukluk kültürümü, mahalle kültürünü gözden geçiriyorum, kahve kültürünü gözden geçiriyorum, olmuyor, olmuyor, olmuyor hiçbir yere oturmuyor!!!!

Cumhurbaşkanı adaylarının birleşik oy pusulası sıralamasında Erdoğan’ın ilk sırada seçildiği 1 Nisan’da gerçekleşen sözde kura çekiminden bahsediyorum. Siz ömrünüzde kumar kâğıtlarının karıştırılmadan dağıtıldığını gördünüz mü? Ve tavlada zarların çalkalanmadan adeta oturtularak dümdüz atılıverdiğini… Veya dönmeyen rulet masasına topun yerleştirildiğini? Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren dev bir seçimin en hayati anlarından birinde, oy pusulasında adayların yeri saptanırken, fanustaki topları karıştıracak bir insan, bir hostes, bir görevli, bir çocuk, bir hava üfleyecek hortum bulunamadı da, biz o trajikomik sahneyi izlemek durumunda mı kaldık? Kura anının videosunu izlerken yaşadığım şaşkınlığı tarif etmem mümkün değil. Önce yeni YSK Başkanı Ahmet Yener, kırmızı topları çalkalamadan fanusa dikkatlice eğilip, hedefe kilitlenerek gözüne kestirdiği topu eline alıyor ve içinden şansa Recep Tayyip Erdoğan çıkıyor! Sonra sıra onun kaç numaraya oturacağını saptamak üzere sarı toplara geliyor, o toplar da özellikle “insicamı bozulmadan” yavaş hareketlerle başka birinin önüne gidiyor. O zat da aynı sükunetle karıştırmadan bir küçük top seçiyor ve ne çıkıyor topun içinden? Ceeee: 1 numara. Böylece bu sorun en başından, en güzel şekilde hallediliyor ve gerisi fasaryaaa! İnsanlar mesela Milli Piyango çekilişinde olayın böyle yürütüldüğünü görseler yeri göğü inletirler; ama konu seçim olunca “işi şansa bırakmak istemeyenler”(!) süt dökmüş kedi gibiler maşallah.

AKLIMIZLA ALAY EDİLİRKEN BU SÜKUNET NEDEN?!

Böyle bir saçmalık olamaz. Kim kiminle dalga geçiyor? Sözüm aynı zamanda muhalefete! Cumhurbaşkanlarının oy pusulasındaki yerinin seçimi esnasında, o ortamda partilerin temsilcisi yok mu? O anda hepsi uyuyor mu? “Bir dakika yahu kura toplarını karıştırmayı unuttunuz!” diyecek bir yiğit yok mu orada? O anda alay edilen sadece bütün diğer adaylar ve partiler değil, milyonlarca yurttaşımız! Ama benim asıl şaşkınlığım adaylara ve partilerine yönelik! Gözümüzün içinde baka baka yapılan şu tertibi, bu kadar mı umursamıyorsunuz? Niye yeri görü inletmediniz? Bir diğer şaşkınlığımda basına: Özür dilerim sizler neden uyudunuz? Birinci sırada bir adayın gelmesi çok mu önemsiz? Veya bu kurayı çok mu normal buldunuz? Hangi gerekçeyle sekiz sütun manşetler atarak konunun üstüne gitmediniz? Yoksa bunu tek acayip bulan ben miyim? Yoksa bu seçimlerde zaten hiçbir katakulli olmaz diye içiniz çok mu rahat? Mesela, şu hangi akla hizmet rafa kaldırıldığı bilinmeyen(!) seçim mürekkebi uygulaması, neden her defasında bizler köşelerimizden yaygara koparmamıza rağmen ancak iş işten geçtikten sonra gündeme getiriliyor? Yani zaman aktıktan ve olaylar döndürülemez noktaya geldikten sonra! O mürekkepli parmaktan daha iyi bir formül bileniniz var mı mükerrer oyları engellemek için? Benim yok! Aylardır sabah-akşam buluşan muhalif liderlerimiz neden bunu bangır bangır ana konularından biri yapmadılar? Onlar da mı bu kadar total güven içinde yaşıyorlar sandık sürecinin akıbeti hakkında?

Şu noktada hakkaniyetle ve ciddiyetle değerlendirmemiz gereken bir soru var: Muhalefet partileri arasındaki diyalog ne kadar sağlıklı ve işlevsel? Ben yanıtlayayım; olması gereken noktada değil. Hiç değil! Bizler muhalefet olarak bu seçimde sonucun, artık Cumhuriyet’in 100. yılına yakışır şekilde gerçekleşmesini istiyoruz. Bunun için de, seçimden sonra geriye baktığımızda “nerelerde hata yaptık” muhasebesine mecbur kalınmamasını diliyorum. Bu da şu gerekliliği doğuruyor: bugün sürecin içinden geçerken yapılmakta olan hataları veya diyalog kopukluklarını önden deşifre etmek ve acilen bertaraf etmek!

(Burada detaylara girmeyeceğim.)

RİFAT SERDAROĞLU’NUN İKAZLARI

Memleket Partisi’nin, bugünün siyasi gerçekliğine rağmen kendini konumlandırdığı pozisyonu ve yakın geçmişte solun ayrışmasının Türkiye’ye ödettiği faturaları yok sayan tavrını eleştiriyoruz; ama bir de madalyonun diğer yüzü var. Memleket Partisi gerçeğini görüp kaale alarak, hangi yapıcı diyalog, uzlaşma veya işbirliği planlarıyla kendilerine gidildi? Veya diğer muhalefet partileri… Altılı Masa, Emek ve Özgürlük İttifakı dışında aday çıkarmayacağını söyleyen hangi başka partilerle nitelikli bir temas stratejisi gerçekleştirdi? Bunları neden soruyorum. Çünkü oyu 0.3 olan bir partiyi bile hiç kimsenin küçümseme hakkı yok. Peki kim bunun farkında? Erdoğan bunun çok farkında! O nedenle HÜDAPAR’a da gidiyor, başka küçük partilere de… Evet bu hamlelerin altında anketlere baktıklarında yaşadıkları çaresizlik duygusu da var iktidar kanadının. Peki onlar bu matematiklere kafa yorarken, zaten sandık güvenliği konusunda teyakkuz içinde olması gereken diğer muhalefet partileri ne yapıyor?

Bakın mesela bu seçimlerin gidişatı ve sonucu hakkında en duyarlı yazıları yazan, hatta beyin fırtınalarını panik atak seviyesinde toplumla paylaşan en kararlı siyasetçi Rifat Serdaroğlu.

“AKP OY KAYDIRIR MI?” başlıklı son makalesinden bazı bölümleri sizinle paylaşmaya ihtiyacım var:

“AKP, 2002 seçimlerinden sonra  girdiği her yerel ve genel seçimde, referandumda oy aktarması yapmıştır.

DOĞRU Parti olarak biz bu haksızlığı daha önce kanıtlamıştık! 07 Haziran 2015 Genel Seçimleri ile,  başımıza bu günkü ucube sistemi bela eden 16 Nisan 2017 Referandum sonuçlarını karşılaştırdık. Tablo o kadar açıktı ki, muhalefet partileri neden itiraz etmediler, neden Milli İradenin saptırılması karşısında, TBMM’yi terk edip dünyayı ayağa kaldırmadılar, anlayamadık?

Oy aktarması 17 İl ve 104 İlçede yapılmıştı. 17 İlden 4’ü (Diyarbakır-Şanlıurfa-Mardin-Van) Büyükşehir idi. Buradaki her sandığı teker-teker inceledik ve yaklaşık 2 Milyon Oy’un aktarıldığını tespit ettik.

YSK’da, YASAYI çiğneyerek 2,5 Milyon mühürsüz zarfı, oy verme işlemi devam ederken geçerli saydı.

HAYIR çıkan referandum sonucu, haksızlıkla EVET olarak değişmişti.

Erdoğan’ın üçüncü kez CB Adayı olması ve YSK’nın bunu kabul etmesi ise, AKP’nin oy kaydırmasını “Toptan Seçim Kaydırması” seviyesine çıkartmıştır.

Umarım AKP üst yetkilileri bu yazıdan dolayı bize yine dava açarlarda, mahkemede kanıtlayacağımız haksızlıkları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine kesin delil olarak sunarız…

Bu seçimde üç ‘KARA DELİK’ VAR.

Birincisi, Seçime ‘Yeni Seçim Yasası’ ile gitmek. Bu bir Anayasayı İhlal suçu oluşturur ki, bu suçun cezası TCK Md 309’a göre ‘Ömür Boyu Ağırlaştırılmış Hapistir.’

İkincisi, Doğu ve Güneydoğudaki 17 İlde (11 İl’i kapsayan deprem bölgesi dahil), Bahçeli-Soylu işbirliği ile atanan Kayyımların, devlet güçlerini kullanarak, oy devşirmesi yapacaklarıdır.

Üçüncüsü, SECSİS denen seçim sistemi hakkında Bilgisayar Mühendislerinin verdikleri raporda belirttikleri, sistemin güvenilmez olduğu, veri kaydırmasına ve müdahaleye açık olmasıdır.

En büyük felaket ise seçim güvenliğinin, Süleyman Soylu ile Bekir Bozdağ’a emanet edilmesidir.

Bu ikilinin ‘Allah Birdir” demelerine kimse inanmaz.”

Serdaroğlu daha sonra Erdoğan’a şu sözleri söylüyor:

“İnançlarınızın gereklerini yerine getirmek sizi inançlı yapabilir ama asla ahlaklı yapmaz! Ahlaklı olmak için önce adaletli olmalısınız. Ne kadar inançlı olursanız olun, adaletli değilseniz ahlaklı olamazsınız.

İnançlı- Adaletli- Ahlaklı iseniz, partinize oy kaydırmayı, Anayasayı çiğnemeyi, hakkınız olmayan koltuğa oturmayı nasıl kabullenebiliyorsunuz?”

Şimdi muhalefete bir başka sorum var: Rifat Serdaroğlu ile temasta mısınız? Hiç kimsenin kendisini hafife alma hakkı olmadığını herhalde biliyorsunuz. Bu noktada, kaleme aldıklarının da ne kadar kıymetli olduğunu gözardı etmemenizi tavsiye ederim.

DİĞER MANİPÜLASYON TEHLİKELERİ

Bunlar dışında oy güvenliği açısından gündeme getirilen, Afganistan, Belarus, Brezilya, Estonya, Fas, Karadağ, Kore Cumhuriyeti, Libya, Litvanya, Malezya, Nijerya, Pakistan, Portekiz, Slovakya ve Tanzanya olmak üzere toplam 15 ülkede apar topar açılan yeni konsolosluklarda kullanılacak oylar, hangi statüyle vatandaşlığa geçtiği şaibeli ve sayısı kestirilemeyen kimi Suriyelilerin kullanacağı oylar, deprem bölgesindeki kayıtlı seçmenlerin yaşanan belirsizlikler içersinde o bölgede kullanacağı veya kullanamayacağı oylar, insanların sürekli şikayetlerini ortaya döktüğü kağıt üzerinde hanelerine “monte edilen” hayali komşularının, yani esasında orada oturmayan sahte seçmenlerin kullanacağı oylar… Bunların her biri ayrı ayrı seçim sonucunu değiştirebilecek milyonlarca oya tekabül eden, tartışmaya açık gri ve tehlikeli bölgeler.

Şimdi size bir de Ataşehir’de yaşadıklarını panik içinde aktaran bir hanımefendinin ses kaydının deşifresini dinletmek istiyorum:

“Arkadaşlar ben çıldırmak üzereyim. Muhtarlığa gittik, binamızdaki dört tane adamı attıramıyoruz. Çünkü bizim binaya 9909 koduyla sanki kapıcı görevlisiymiş gibi, yani bina görevlisiymiş gibi kayıt yapmışlar bu dört kişiyi. Oysaki bizim binamızda kapıcı dairesi ya da görevlisi yok. Zaten müstakil bina. Şimdi Ataşehirdeki İlçe Seçim Kurulu’na gittik. İlçe Seçim Kurulu da diyor ki ‘Sizin dairenizde olsa ben bu şikayetinizi işleme alırım ama sizin dairenizde olmadığı için alamıyorum.’ E diğer dairelerden kim gelsin dediğimizde diğer dairelerden de alamıyorum çünkü o dairelerde de kayıtlı değil diyorlar. Burada hayali olarak bir 4 kişi üretilmiş ve hayali olarak apartmanda bir kapıcı dairesi yaratılmış. Biz İlçe Seçim Kurulu’ndayken inanın 10 dakikada bir sürü insan geldi akın akın hepsi aynı durumda. Ve hatta bir aile ‘bizi kendi tapulu dairemizden atmışlar, biz yokuz, yerimize bir sürü insan koymuşlar’ diyor. ‘Onlar seçmen olarak görülüyor, hatta tapudan da kayıt silinmiş görünüyor. Çıldırma noktasındayız, aklımızı yitirdik’ diyor. Ataşehir’de sitede oturan biri. Yani sabahtan beri bir sürü insan gelmiş, bu seçimi de böyle alacaklar herhalde.”

Ben burada sözlerimi bir muhalif yazar olarak değil, bir sorumlulu, duyarlı ve kaygı yaşayan bir yurttaş olarak bitirmek istiyorum. Bunlar gibi dört koldan bizi kuşatan reel istihbaratlar üzerinden, içinde bulunduğumuz seçim sürecinde muhtelif katakullilerle sandık güvenliğinin tehlikeye girmesi konusunda muhalefet ne yapıyor? Peki ya iktidar ne yapıyor? Ben iktidar kanadına da sesleniyorum: Bütün bunlar gerçek dışı ve haksız eleştiri veya kaygı ise, o zaman buyrun her şeyin doğrusunu açıklayın, sorumluluk alın! Hakkımızda bunları nasıl düşünebilirler, nasıl söyleyebilirler?” demek yetmez.

2023 yılında seçime koşarken işte ana gündemlerimiz bunlar sevgili okuyucular…

Tabii ki sizlere de Oy ve Ötesi”ne de, kısacası hakkaniyetten yana duran her duyarlı yurttaşa da büyük sorumluluk düşüyor! Tanrı yardımcımız olsun, dürüstlük kazansın!

Yazarın Son Yazıları

İran’da özgürlük arayışı!

İran’da yaşananlar gerçekten korkunç.

Devamını Oku
15.01.2026
Bari BM ve NATO’yu kapatın!

Venezüella haberleri üzerimize yağıyor; dünya gündemini unutulmaz bir şekilde değiştiren günler yaşıyoruz.

Devamını Oku
08.01.2026
İmamoğlu’ndan Özel’e, Brigitte’ten Edip’e 2026!

Yeni yıla günaydın sevgili okurlarım!

Devamını Oku
01.01.2026
Kılıçdaroğlu ve sosyal medya kampanyaları!

Geçen hafta detaylıca yazdığım, Twitter’ın (X demek bana çok anlamsız ve içeriksiz geliyor) siber zorbalarının dev bir ablukası ile karşı karşıyayız.

Devamını Oku
25.12.2025
Twitter’ın utanmaz zorbaları ve Manifest!

Merak ediyorum, özellikle Twitter’da cirit atan bu siber zorbaları kimler yetiştirdi?

Devamını Oku
18.12.2025
Hangi hatalar zinciri bu uçurumu hazırladı?

İnsanlarımız şaşkın.

Devamını Oku
11.12.2025
CHP kurultayı: Kazananlar ve kaybedenler

1970’lerde, İstanbul’da Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü’nde eski şampiyonlarımızdan Fehmi Kızıl vardı.

Devamını Oku
04.12.2025
CHP kurultayı demokrasiyi aydınlatacak!

CHP kurultayı, bu hafta sonu her zamanki gibi büyük bir medya ilgisi altında yaşanacak.

Devamını Oku
27.11.2025
Mustafa Kemal’i hazmedemeyen solcular!

İddianame açıklaması yüzünden geçen hafta yazamadığım konuya hemen giriyorum.

Devamını Oku
20.11.2025
İddianame ve kritik yönlendirme

Pek de sürpriz olmadı.

Devamını Oku
13.11.2025
Sahte dünyalar kuşatması

Paranın sahtesi vardır, kalpazanlar basar.

Devamını Oku
06.11.2025
Cumhuriyet, iki kahraman ve yarınlar

Dün Cumhuriyet Bayramımızı kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
CHP davasına dikkat!

Siyaset, insanların daha iyi yaşaması için yapılır, dünyanın neresinde olursa olsun.

Devamını Oku
23.10.2025
Yok olan Nobeller ve edepler

Trump bozulmuş, “Nasıl olur da Nobel Barış Ödülü bana verilmez?!” “Ben yedi savaş durdurdum, gidip hiçbir şeyi yapamamış birine verecekler o ödülü” deyip duruyordu.

Devamını Oku
16.10.2025
Özel-Bahçeli düellosu, cevapsız sorular

Sinan Ateş cinayetinin dumanı tütmeye devam ederken bu cinayetin bir numaralı sanığı 90’lı yılları anımsatan bir şekilde güpegündüz öldürüldü.

Devamını Oku
09.10.2025
‘Bombalı Nobel’ ve barış!

Bugünlerde, Trump ve Netanyahu’nun anlaşarak Ortadoğu’ya ve Filistin’e dayattıkları yeni düzenin ve “sözde” barışın hangi hızda yaşama geçip geçemeyeceğini öğreneceğiz, tabii yeni sürprizlerle karşılaşmazsak...

Devamını Oku
02.10.2025
Fenerbahçe, Türkiye ve demokrasi dersi!

Fenerbahçe Spor Kulübü’nde nöbet değişimi oldu.

Devamını Oku
25.09.2025
Misyonlarını tamamlayamayan kayyumlar!

Daha iki yıl önce kazanması için elimizden geleni yaptığımız, uğruna 24 saat koşturduğumuz Kılıçdaroğlu’nun, o gece kendisine umut bağlayan milyonların neredeyse tamamını karşısına alacak pasif duruşu ve agresif sessizliğiyle, Vito’larına binip kaybolmasına şahit olmak bize nasipmiş...

Devamını Oku
18.09.2025
Demokrasimizin açık yarası ve vazgeçilmez ikazlar

Türkiye, darbe günlerinde gördüğü sahneleri yaşadı.

Devamını Oku
11.09.2025
Kayyuma karşı halk, partisiyle direniyor!

Bunu da gördük.

Devamını Oku
04.09.2025
Anne Frank bana Gazze hakkında mektup yollamış…

Dün aldığım bu mektubu sizlerle paylaşmak istedim.

Devamını Oku
28.08.2025
Cerahatin içinde yüzüyoruz...

Haftada bir köşe yazısı kaleme alarak gündemi yakalamak için, şapkadan üç değil, beş tavşan çıkarmanız lazım!

Devamını Oku
21.08.2025
Diyanet İşleri Başkanı’na açık mektup

Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Erbaş...

Devamını Oku
14.08.2025
Komisyon başladı: Ufukta neler olabilir?

Cumhuriyet Halk Partisi, tabanından ve partinin ileri gelenlerinden yapılan bütün uyarılara rağmen komisyona katıldı.

Devamını Oku
07.08.2025
CHP komisyona katılmamalıdır, tersine...

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve MYK’sının bu ikazları dikkatle değerlendirmeye alacaklarına inanıyorum.

Devamını Oku
31.07.2025
Bir "Altan Bey" geçti bu topraklardan

Yıl 1955, genç gazeteci Altan Öymen ve iki polis Ankara kışının ortasında…

Devamını Oku
24.07.2025
15 Temmuz’dan terörsüz Türkiye’ye...

Gündem aşırı yoğun. Ekrem İmamoğlu’na açılan en akıl almaz davalardan biri dün karara bağlandı.

Devamını Oku
17.07.2025
Satranç oynarken şahınızı veremezsiniz!

Gündem belli: AKP’nin “muhalefetsiz demokrasi modeli” için yaptığı çalışmalar...

Devamını Oku
10.07.2025
Sivas'tan bugüne... Karanlıklar ve tehditler devam ederken

Dün, 2 Temmuz’du… 32 yıl önce yobazların 35 aydınımızı yakarak katletmesinin yıldönümü...

Devamını Oku
03.07.2025
‘Mutlak butlan’a karşı CHP kararlılığı!

Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu sayesinde CHP’nin birinci parti konumuna yükseldiğini gören AKP, ne yapıp edip bu iki lideri durdurmak için her şeyi yaptı ve yapmaya da devam ediyor.

Devamını Oku
26.06.2025
Cahil ve faşist liderlerin savaşı

Aslında bu köşe yazısını kaleme almanın hiçbir anlamının olmayacağı 36 saatlik süreç yaşıyoruz...

Devamını Oku
19.06.2025
Özgür Özel’in samimi gözyaşları

Her ölüm dayanılmaz bir acıdır. Şayet o ölüm, kalp krizi, trafik kazası, elektrik çarpması, cinayet veya intiharla gelmiş ise insan nefes alamaz hale gelir.

Devamını Oku
12.06.2025
Hiçbir şey, göründüğü gibi değildir

Yaşam akıp giderken, siyasi olaylara karşı yorumlar -tahminlerim bazen çok emin görünseler de- altüst olabiliyor.

Devamını Oku
05.06.2025
Çağdaş Türkiye mutlulukları ve üzüntüleri

Hayat, iyi ve kötü olaylar arasında oluşan düğümler şeklinde akan öznel bir film gibi. Seviniyoruz, üzülüyoruz, kahroluyoruz, âşık oluyoruz, şaşırıyoruz, kâh siyasetçilere kâh en yakınlarımıza kâh tuttuğumuz takıma kızıyoruz.

Devamını Oku
29.05.2025
Hayatınızda kaç tıkanıklık var?

Bazen içiniz tıkanır ya, nefes alamaz gibi olursunuz. Uyumak istersiniz ama uyuyamazsınız. İçiniz isyanlardadır, konuşacak kimseniz yoktur. Bütün bunları yaşarken bir de kapana kısılmış fare gibi trafikte kalmışsınızdır mesela!

Devamını Oku
22.05.2025
Yoksa bu bir savaş bildirisi mi?

Hayatı terör yüzünden kararmış aileler için acaba 12 Mayıs 2025 itibarıyla acılar son bulacak mı, yoksa bu tarih iç ve dış siyasetimizi daha da büyük kargaşaya taşıyacak kritik bir eşik mi olacak?

Devamını Oku
15.05.2025
Sokaktaki kediden lidere kadar her yer şiddet!

Sokaktaki kediden lidere kadar her yer şiddet!

Devamını Oku
08.05.2025
Dünyanın sahte demokrasi parodileri (Trump ve ötesi)

Dünyanın sahte demokrasi parodileri (Trump ve ötesi)

Devamını Oku
01.05.2025
Subianto-Nutuk-Abdullah amcamız!

Subianto-Nutuk-Abdullah amcamız!

Devamını Oku
24.04.2025
Erdoğan’ın, yenilmez bir İmamoğlu’na katkıları

Erdoğan’ın, yenilmez bir İmamoğlu’na katkıları

Devamını Oku
17.04.2025