Barış Doster

Arap dünyası, İsrail ve Türkiye

06 Ocak 2021 Çarşamba

Beklenen oldu. Katar ve Suudi Arabistan, ilişkilerini normalleştirmek için anlaştı. Sınırlar açıldı. Bu karardan saatler sonra, Katar Emiri, 41. Körfez İşbirliği Konseyi Zirvesi’ne katılmak için Suudi Arabistan’a gitti. Katar Emiri’ni, Suudi Arabistan Veliaht Prensi, apronda karşıladı. Kucaklaştılar. Bu kararın ülkemiz ve Ortadoğu açısından önemli sonuçları olacak. Sıralayalım...

Birincisi, 2017 Haziran ayından bu yana gergin olan Katar ve Suudi Arabistan ilişkilerinin normalleşmesi için arabuluculuğu Kuveyt ve ABD yapıyordu. İsrail de her aşamada bilgilendiriliyordu. Bu durum, Arap dünyası üzerindeki ABD-İsrail etkisini göstermesi açısından önemli. ABD Başkanı Donald Trump ve damadı, danışmanı Jared Kushner’in arabuluculuk çabaları, unutulmamalı.

İkincisi, Katar’a uygulanan ambargonun başını Suudi Arabistan çekiyordu. Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Bahreyn destek veriyordu. Ambargonun seyahat boyutu yanında, diplomatik ve ticari boyutu vardı. Lakin ABD, hem ambargo uygulayan ülkelerle hem de Katar’la ilişkilerini sürdürdü. Araplar arasındaki gerilime taraf olmadı.

Üçüncüsü, Katar’a uygulanan ambargonun nedeni, bu ülkenin teröre destek vermesi olarak açıklanmıştı. Burada asıl kastedilen, Katar’ın Müslüman Kardeşler örgütüne (İhvan) verdiği destek. Ayrıca, Katar’ın İran’la olan yakınlığı da Suudi Arabistan ve müttefiklerini öfkelendiriyor.

SIRADA KATAR-İSRAİL ANLAŞMASI MI VAR?

Bu anlaşmadan sonra, muhtemel gelişmeleri şöyle sıralamak mümkün.

Birincisi, Katar da İsrail’le ilişkilerini normalleştiren Arap ülkeleri arasına katılacak.

İkincisi, İran’la yakın ilişkisi olan Katar’ın bu adımıyla, İran karşısında, Suudi Arabistan’ın öncülük ettiği Arap ülkelerinin oluşturduğu cephe genişledi.

Üçüncüsü, İsrail, gelişmelerden memnun. Arap ülkelerinin İsrail üzerinde zaten cılız olan baskısı tamamen kalkıyor. Arap dünyası, İran’a karşı, İsrail’i destekliyor.

Dördüncüsü, Katar ve Suudi Arabistan, Joe Biden, başkanlık koltuğuna oturmadan 15 gün önce barışarak, Araplar adına Biden’a uyum ve işbirliği mesajı verdiler.

Beşincisi, Katar’ın bu kararı Türkiye’yi etkileyecek. Çünkü Türkiye ile güçlü siyasi, iktisadi, askeri ilişkileri, Türkiye’de büyük yatırımları, Türkiye’nin Katar’da askeri üssü var.

Altıncısı, Katar, bu kararını, İran’a anlatmakta güçlük çekecek. Çünkü Tahran, İsrail’le barışan Arap ülkelerinin, arkalarına ABD ve İsrail’i alarak, İran’a baskıyı artıracağını biliyor.

Yedincisi, bu karar, Suudi Arabistan’ın Yunanistan’a, Türkiye karşısında destek vermek için savaş uçaklarını Girit’teki Suda Üssü’ne yolladığı gün açıklandı. Zamanlama manidar. Suudi Arabistan’ın, öncülük ettiği Arap ülkelerle birlikte Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Libya, Irak konularında Türkiye karşıtı tutumu, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne verdiği destek biliniyor. Keza FETÖ ve PKK-PYD-YPG terör örgütleri de bu Arap ülkelerinden destek görüyorlar.

Sekizincisi, Filistin halkı, bir kez daha Arap kardeşleri tarafından yarı yolda bırakıldı. Bir kez daha, Filistin davasının, Arap liderlerinin umurunda olmadığı görüldü.

Dokuzuncusu, Türkiye’nin Arap dünyasının lideri, Ortadoğu’nun öncüsü, İslam âleminin sözcüsü olma yönündeki iddiaların ne kadar temelsiz olduğu bir kez daha anlaşıldı.

Unutmayalım: Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Cumhuriyeti kuranlar, İslam dinini de İslam âlemini de, Ortadoğu’yu da Arap dünyasını da ülkemizdeki siyasal İslamcı gelenekten, muhafazakâr çevrelerden çok daha iyi biliyor, tanıyorlardı. Türkiye’nin dış politikasını da bu zengin bilgi, engin deneyim, güçlü ve gerçekçi temeller üzerine oturttular. O nedenle Türkiye’nin Arap dünyasının sözcüsü, lideri olduğunu öne sürmek, Yunanistan’ın Türk dünyasının lideri olabileceğini düşünmekten farksızdır. Acı olan şudur: ABD’nin ve iki stratejik müttefiki İngiltere ve İsrail’in Ortadoğu’daki, Arap dünyası üzerindeki nüfuzu, Türkiye’ninkinden çok daha yüksektir.


Yazarın Son Yazıları

Anayasa yasa mıdır? 6 Şubat 2021