Doç. Dr. Berk Esen iktidarın amacının ‘kontrollü muhalefet’ olduğunu söyledi: 'Planı Özel, İmamoğlu ve Yavaş ittifakı bozar'

Doç. Dr. Berk Esen iktidarın amacının ‘kontrollü muhalefet’ olduğunu söyledi: 'Planı Özel, İmamoğlu ve Yavaş ittifakı bozar'

6.07.2026 04:00:00
Güncellenme:
İklim Öngel
Takip Et:
Doç. Dr. Berk Esen iktidarın amacının ‘kontrollü muhalefet’ olduğunu söyledi: 'Planı Özel, İmamoğlu ve Yavaş ittifakı bozar'

Siyaset Bilimci Doç. Dr. Berk Esen, iktidarın muhalefeti lidersiz ve örgütsüz bırakmak için toplumsal grupları farklı siyasi kanallara bölerek kutuplaştırdığına dikkat çekti; muhalefetin iktidarı değiştirme yolunun ise Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş arasındaki stratejik ittifaktan geçtiğini vurguladı.

İktidarı değiştirmenin yolu Özel, İmamoğlu ve Yavaş ittifakından geçiyor. İktidarın planı muhalefeti lidersiz, örgütsüz ve adaysız bırakmak. Muhalif siyasetçilere düşen sorumluluk muhalif seçmeni lidersiz, örgütsüz ve adaysız bırakmamak. 

Muhalefetin bir araya gelmesini zorlaştırmak için farklı toplumsal gruplar, farklı partilere bölünür. İktidar, Kürt seçmen için Öcalan’ı, Aleviler için Kılıçdaroğlu’nu öne çıkarıyor, milliyetçi seçmenin Kürt meselesinde daha sert pozisyon alacağını öngörüyorlar. 

Siyaset Bilimci Doç Dr Berk Esen Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı. 

- İBB davasında mahkeme başkanı 9 Temmuz’u son gün olarak belirledi. Aynı gün Ekrem İmamoğlu’nun diğer davalarda da savunması var. Hem savunma süresinin kısıtlanması hem de NATO Zirvesi’nin tarihi kesiştiği için gündem de 9 Temmuz’a kilitlendi. Bu çerçevede muhalefete yönelik  yeni hamleler bekliyor musunuz? 

Belli ki iktidarın zirveden beklediği olumlu adımlar var. Bu kadar devlet başkanının Ankara’ya gelmesi Erdoğan’ın rejimini de meşrulaştıracak bir gelişme olacak. Kamuoyuna kendini dünya liderlerini ayağına getiren, bir biçimde NATO’ya yön veren lider olarak gösterecek. 

‘DAVANIN SEYRİ İSTENİLDİĞİ GİBİ DEĞİL’

Zirve sonrası hem İBB davasında hem de Özgür Özel’ye yönelik “Sert bir hamle gelmez” diyemem. Bu dava 3.5 aydır devam ediyor, yargılananlar güçlü savunmalar yaptı, itirafçılardan geri alanlar oldu. O nedenle dava iktidarın istediği seyirde ilerlemiyor. İmamoğlu’nun moralini bozma, savunma hakkını kısıtlama isteğinden kaynaklanıyor olabilir. 9 Temmuz’dan sonra Özel’e, muhalefete dönük yargı baskısının artmasına yönelik adımlar atılabilir.    

- Butlan kararından sonra CHP’de başlayan kriz yönetimini nasıl buluyorsunuz, hatalar ve olumlu yanları sıralasanız ne dersiniz?

Özel yönetiminin mutlak butlan konusunda adım atmakta geciktiğini düşünüyorum. Çünkü bu riski Mayıs 2025’ten beri konuşuyoruz. Bu süreçte mutlak butlan kararının çıkacağına yönelik emareler vardı. Böyle bir risk varken gelişmelerin kamuoyu önünde daha çok tartışılması, Kılıçdaroğlu ve ekibinin bu konuda yaptığı çalışmaların afişe edilmesi gerekirdi. Bu konularda bence yetersiz kalındı. En azından karar çıktığı gün atılacak adımlar da net değildi. Planlar yavaş yavaş yürürlüğe girdi. 

‘SÜRECİ TOLUM SÜRÜKLEDİ’

Karar, toplumda infial yarattı. Özel yönetimi ne adım atarsa atsın toplumsal tepki bu süreci sürükledi. Özel ve ekibi sahada büyük destek ile karşılanıyor. 26 Temmuz’a kadar kurultaya gidilmezse  seçime girme hakkı kaybedilebilir. Bu, Kılıçdaroğlu CHP’sine karşı kullanılmaz ama Özel’in partiyi geri aldığı bir senaryoda yürürlüğe konur. 

- Partide kalma ve partiyi bırakma arasında sıkışmışlık olduğu yönünde yorumlar var. Yeni parti bir an önce kurulmalı mı?

Özgür Bey üç aşamalı bir plan takip etmeli. Bir; CHP’ye yakın ama daha kapsayıcı, genç ve kadınları siyasete dahil edecek kadrolarla yeni siyasi parti kurulmalı. İki; baskın seçim ihtimali nedeniyle bir yedek parti olmalı. Hali hazırda seçime girme hakkı olan bir veya birkaç parti ile hazırlık yapılmalı. Üç; Özel ve ekibi ile birlikte hareket eden bir grubun kurultay sürecine müdahil olup partiyi Kılıçdaroğlu’ndan kurtarmaları gerek. 

- Bugüne kadar CHP’den koparak parti kuranlardan başarılı olan bir örnek yok. Özel bir parti kurarsa farklı mı olur, neden?

Daha öncekiler kendilerini yeterince CHP’den ayrıştırmadı ve iktidar karşısında CHP’den daha güçlü mücadele edeceklerini gösteremediler. Seçim barajı yüzde 10 idi. Birçok seçmen “Oylar bölünmesin” diye de diğer partiyi tercih etmedi. Özel açısından çok farklı bir tablo var. Öncelikle iktidar yargısının CHP genel başkanlığına oturttuğu bir Kılıçdaroğlu var. Seçmenin önemli bölümü Kılıçdaroğlu’nun CHP’sini gerçek CHP olarak görmüyor. O nedenle bugün CHP’den ayrılan ekibin önü açık. Özel 19 Mart’tan sonraki performansı ile büyük destek topladı. 2024 seçimlerinde CHP’yi birinci parti yaparak ciddi bir meşruiyet kazandı. 

-  Kritik zamanlarda parti içinde ve kamuoyunda yankı odaları vardır ve çok yanıltır, böyle bir risk görüyor musunuz? 

Muhalif seçmen etrafında kendisi gibileri gördüğü için iktidarın kesin kaybedeceğini düşünüyor. Biz bu sorunu 2023 seçiminde de gördük. Bu risk her zaman var ama ben Kılıçdaroğlu’na dönük ortaya çıkan tepkinin samimi olduğunu düşünüyorum. 13 yıl başarısız olan, 2023 fırsatını heba eden, yine de kurultaya girip kaybeden, ona rağmen çekilmeyen Kılıçdaroğlu’nun toplumda meşruiyeti kalmadı. Anketlerde görülen 3,4 puan ötesine geçeceğini düşünmüyorum. O nedenle yeni parti noktasında yankı odası sorunu görmüyorum. Bence asıl zorluk, böyle bir iktidara bayrak açarken karşılaşacakları engeller. 

- Öngördüğünüz engeller neler?

Yeni parti için İçişleri Bakanlığı’na dilekçe veriliyor. Bunun dahi kabul edilip edilmeyeceği, edilirse ne zaman edileceği belirsiz. Yeni parti kurulduğunda istifa edip partiye katılacaklardan dokunulmazlıkları olmayanlar, yargı operasyonlarına hedef olabilir. Özel dahil bazı milletvekillerinin dokunulmazlıkları kalkabilir. Kampanya başladığında örgütlenmede zorluklar çıkarılacaktır. Finansmanda da zorlanacaklar. 

- Yeni partiyi bu engeller mi geciktiriyor?

Bu engeller bir faktör ama tek faktör değil. Daha önemlisi Özel ekibinde olanlar yeni partide yönetici olacaklar mı konusu var. Yeni parti kurulursa yeni kadrolar da olmalı. Dışarıda kalabilecek isimler var, siyasetçilerde bu soru işareti yaratabilir. CHP en köklü parti, bunun sağladığı bir konfor alanı ve aidiyet var. Diğer yandan siyaseti günü birlik takip edenler açısından gelişmeler bariz ama uzaktan takip eden seçmen için gelişmeleri anlamak için zaman gerek. Yeni parti kurulacaksa bu süreçte parti tabanına anlatılmalı. Ben bugün için geç kalındığını düşünmüyorum ama 26 Temmuz nedeniyle temmuz ortası son tarih. 

Image

‘YAVAŞ’IN ROLÜ KRİTİK’

- Mansur Yavaş’ın tavrının ne olacağı merak ediliyor, sizin öngörünüz nedir, CHP’de mi devam eder, ayrılır mı?

Yavaş’ın bu süreçteki rolü çok kritik. Çünkü tipik bir CHP’li değil ama onun gerek operasyonlar gerek butlan kararında attığı adımlar çok belirleyici. Bence Kılıçdaroğlu yönetimi Yavaş’a ilişkin şöyle bir plan öngörüyordu: Butlan kararı alındıktan sonra Yavaş’ı aday olarak açıklayacaklardı. Yavaş da partide kalacaktı ve Kılıçdaroğlu kendisini belli bir seçmen kitlesinde meşrulaştıracaktı. Ama Yavaş’ın Kılıçdaroğlu ile görüşmemesi, onun atayacağı bir aday olmayacağı, süreçte Özel ile hareket etmesi Kılıçdaroğlu’nu boşa düşürdü. Kılıçdaroğlu’nun bu saatten sonra, işbirlikçi, toplumun hedefi olmuş  pozisyonundan kurtulabileceğini düşünmüyorum. 

- Yavaş, yeni partiye katılırsa sonuç ne olur, katılmazsa yeni parti nasıl etkilenir? 

Yeni partiye Yavaş’ın girmemesi, o partiyi ölü doğurmaz ama ciddi anlamda zayıflatma riski olur. Muhalefet sandık yoluyla iktidarı değiştirecekse bunun tek yolu Özel, İmamoğlu ve Yavaş ittifakından geçiyor. Bugüne kadar hep partiler arası ittifaktan söz ediyorduk. 2023 seçimi sonrasında o tarz bir ittifakın kurulması zor. 2024 bize gösterdi ki bu üç isim aynı siyasi hatta hizzalanırsa tek bir parti olarak bile çok ciddi seçmen desteğine ulaşır. Bu isimler önümüzdeki seçime kadar ve sonrasında birlikte hareket etmeli. 

- Özel de “Ekrem İmamoğlu’nu bırakmam Mansur Yavaş olmadan da yol yürümem, bu üçlü Türkiye'nin kaderini değiştirecek” dedi...

Evet, bu çok önemli bir strateji. Çünkü bu isimler çok farklı seçmen gruplarını temsil ediyor. Yavaş milliyetçi seçmeni belli açılardan diğer milliyetçi partilere göre daha iyi temsil ediyor. Onlardan daha popüler. Özel, CHP tabanını çok iyi temsil ediyor. İmamoğlu hem CHP tabanına hem Kürt seçmene hem Yavaş kadar olmasa da birçok milliyetçi seçmene hitap ediyor. 

- Nasıl bir birliktelikten söz ediyorsunuz?

Bir; önemli siyasi meselelerde yani aday, program, yürütülecek stratejide üç ismin konsensüsü olmalı. İki; şu noktada aday tartışması açılmamalı. İmamoğlu ön seçimle adaylaştı, yeni parti kurulursa da yargı süreci netleşmeden aday tartışmasına girilmemeli. Diploma iptalinin kesinleşmesi durumunda bu üç ismin ortak kararı ile aday belirlenmeli. O noktada da siyasi konjonktüre göre kalan iki kişi arasında kimin kazanma ihtimalinin yüksek olduğuna bakılmalı ve üçü de belirlenen isme destek vermeli.  

- Özgür Bey net aday olmayacağını söyledi ama siyasette belli olmaz. Siz de konjonktürden söz ettiniz, zamanı geldiğinde rüzgar Özel’den yana eser mi?

Esebilir tabi, bunun bir nedeni şu an yürüten yargı süreçleri. İmamoğlu’nun adaylığının önü tamamen kesilebilir, Yavaş ile ilgili soruşturmalar var. Özel güçlü ve başarılı bir siyasetçi. Yargı operasyonları da Özel’in süper gücünü, müthiş enerjisini, belagatini ortaya çıkardı. O da güçlü tarafını kullanarak seçmenin moralini yükseltti. Zayıf tarafı ise strateji. Tabi olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. Böyle bir dönemde gelecek saldırılara karşı an be an ne adımlar atılmalı konusunda gecikildi. Bu noktada da takım güçlendirilmeli. Özel çok güçlü bir siyasi figür ama takım zaman zaman yanlış taktikle sahaya çıkıyor. 

‘MUHALEFETİN TABAN SORUNU YOK’

- Bu arada belediye başkanları ve milletvekilleri transferleri de gerçekleşiyor. Bu, seçmeni etkiliyor mu?

CHP, 2024 seçiminde her kesimden oy almıştı ama tavanda değilde tabanda oluşan muhalefet ittifakı bugün darmadağın oldu. Bölünen muhalefet tabanını Özel, İmamoğlu ve Yavaş bir arada kalarak toparlayabilir. Çünkü muhalefetin taban sorunu yok. Yüzde 50’nin üzerinde geniş bir kitle iktidar karşısındaki adaya oy vermeye hazır. Bunu toparlayacak isimlerin ortaya çıkmasıyla birlikte iktidar değişikliği gerçekçi bir seçenek. Sorun siyasi kadro ve örgüt. Çünkü şu an iktidar muhalif tabanı yanına çekecek politikalar takip etmiyor, muhalif seçmeni ikna etmeye çalışmıyor, bilakis baskı politikasını artırarak sindirmeye çalışıyor. Bu kadar geniş kitleler sinmeyecek, zinde kalacaktır. İktidarın yürüttüğü plan muhalefeti lidersiz, örgütsüz ve adaysız bırakmak. Muhalif siyasetçilere düşen sorumluluk muhalif seçmeni lidersiz örgütsüz ve adaysız bırakmamak. 

- İktidar hem belediyeler hem de partinin kurumsal kimliği üzerinden CHP’ye yönelik operasyonlarını sürdürürken DEM Parti yönetimi “muhalefet yapmadığı” gerekçesiyle eleştiriliyor. Bu eleştirilere katılır mısınız?

Süreçle ilgili ilerleme yok ama muhalefete baskı iyice arttı ve DEM Parti hala topluma sürecin sonunda olumlu sonuç çıkacağı mesajını veriyor. Önce kendi tabanlarına açıklama yapmaları gerek. Demirtaş hapiste unutturulurken, terör örgütü lideri Öcalan siyasi aktör yapıldı. 

‘ÖCALAN KABUL GÖRMEZ’

- DEM Parti yönetimi de “Umut hakkı olmadan barış olmaz” diyerek Öcalan’a özgürlüğü önceleyen bir strateji yürütüyor. Bunun toplumda siyasi karşılığı ne olur?

Böyle bir pozisyonun toplumda geniş ölçekli karşılık bulmasını geçiyorum, yüzde 10’luk bir destek dahi bulamaz. Toplumu temsil eden, seçim kazanan siyasetçiler hapisteyken bir terör örgütü liderinin siyasi aktör olarak ön plana çıkarılması, üzerine bir de affedilmesi toplum vicdanını sızlatır, kabul görmez. İktidarın da bu yönde bir planı olduğunu düşünmüyorum.  

- Tam bu noktada Erdoğan “Örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak bir yasal çerçeve üzerinde çalışıyoruz. Tekrar bir Yenikapı ruhu aranıyorsa bunun vücut bulması gereken zemin, Terörsüz Türkiye sürecidir” dedi. Demirtaş da “Az kaldı” diye bir mektup yazdı. CHP’nin bölünmesi konuşulurken, DEM Parti de yeni bir başka parti daha kurmaya hazırlanıyor. Tümünü birlikte değerlendirdiğinizde siyaset yeniden mi şekilleniyor?

Siyaset Mart 2024’ten beri yeniden şekillendirilmeye çalışılıyor. Takip edilen ekonomik program nedeniyle iktidarın tabanı eridi. Özel yönetiminin CHP’si birinci parti oldu, belediyelerle topluma hizmet sağlıyor. AKP’nin sağında Yeniden Refah büyüyor. Bunun sonucu seçimin kaybedilmesi ve rejimin sona ermesidir. İktidar bunu durdurmak için hamleler yapıyor. Bu hamlelerde normalleşme, İmralı süreci ve yargı operasyonları var. İktidarın normalleşme hamlesi tutmayınca yargı operasyonları ve İmralı süreci başlatıldı. İktidarın amacı muhalefet partilerini “kontrollü muhalefet” haline getirmek, yönetimlerini iktidar bloğuna entegre edecek bir yapı kurumak. Bu süreç sonunda DEM Parti’nin veya Kılıçdaroğlu CHP’sinin iktidar bloğuna gireceğini düşünmüyorum ama iktidarla örtük ilişkiye girerek kendi partilerinde yönetimlerini koruma imkanı kazanacaklar. Karşılığında da iktidarı zorlamayacak siyasi bir çizgiyi takip ederek kontrollü muhalefet olacaklar. 

- Cumhurbaşkanı Erdoğan kabine sonrası yaptığı açıklamada CHP’deki tartışmalar bağlamında “Alevi vatandaşlarımızın hassasiyeti üzerinden kimse siyaset yapmamalı” dedi. Bu da aynı plana mı bağlı?

Aleviler muhafazakarlaşan bir siyasi tabloda dışlanma riski ile karşı karşıya. Çok ciddi sorunları var ama şu an bir Alevi tartışması yok. Ben bunu daha çok iktidarın kurgulamak istediği muhalefet yapısı üzerinden okuyorum. İktidarın varlığını sürdürmesi için muhalefeti bölmesi gerek. Muhalefet partilerinin bir araya gelmesini zorlaştırmak için farklı toplumsal gruplar, farklı partilere bölünür. Toplumsal gruplar arasındaki mesafe artırılır. Seçmen Aleviyse bu partiye, Kürtse şu partiye, milliyetçiyse başka partiye oy versin ve bu partilerin ortak noktası olmasın istenir. Erdoğan Yenikapı ruhu ile tam da bunu yapmak istiyor. Kürt seçmen için Öcalan’ı, Aleviler için Kılıçdaroğlu’nu öne çıkarıyorlar. Böyle bir ortamda milliyetçi seçmenin Kürt meselesinde daha sert pozisyon alacağını öngörüyorlar. 

‘BAŞKA BİR ADAY TEKLİF DAHİ EDİLEMEZ’

- Bülent Arınç, cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda “Cumhurbaşkanımız 'Kardeşim filan' diyemez mi, diyebilir mi, ‘Diyemez’ diyenler olursa, görürler’’ dedi. Siz Arınç’ın siyasi tarihini ve çıkışlarını göz önüne alarak düşündüğünüzde nasıl bir tercüme yaptınız?

Sistemi Cumhurbaşkanı Erdoğan inşa etti. Partisinin oyu düşmesine karşın kendisi için bu sistemi getirdi. AKP oylarını ve Meclis’te çoğunluğunu kaybetmesine rağmen bu sistem ile bugüne kadar hükümet krizi yaşanmadı. Bu sistem Erdoğan ülkeyi stabil biçimde yönetsin diye geldi. Bu nedenle başka bir adayın düşünülmesini, düşünülmesinin teklif dahi edilemeyeceğini düşünüyorum. “Erdoğan aday olmayacak, başka biri çıkabilir, sistem değişecek” gibi açıklamaların karşılığı yok. Arınç, özgül ağırlığı olduğunu iddia eden bir siyasetçiydi. Bu tarz açıklamalarla kendisinin hala siyasette bir ağırlığının olduğunu gösterme çabası içinde. 

Image

PORTRE

1982’de İstanbul’da doğdu. Lise eğitimini Robert Kolej’de, lisans eğitimini Vanderbilt Üniversitesi’nde tamamladı. Doktorasını Cornell Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü’nde yaptı. 2015-2020 döneminde Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalıştı. 2020’de Bilim Akademisi Genç Bilim İnsanları Ödülü’ne, 2018’de Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülü’ne değer görüldü. Siyasi İlimler Türk Derneği ile Uluslararası Siyaset Bilimi Derneği yönetim kurullarında görev alan Esen, Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmalarını sürdürüyor.

FOTOĞRAFLAR : UĞUR DEMİR