Dünyadan Türkiye’ye ‘demokrasi’ eleştirileri: Doç. Dr. Çiğdem Nas gazetemize değerlendirdi

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına dünyadan eleştiriler yükselirken, Doç. Dr. Çiğdem Nas’a göre, AB demokrasi açığına yönelik iktidara tepkisini sürdürüyor ancak ilişkiler minimum düzeyde ilerlediği için demokratik güçlere destek olmak adına güçlü bir adım atmıyor.

Dünyadan Türkiye’ye ‘demokrasi’ eleştirileri: Doç. Dr. Çiğdem Nas gazetemize değerlendirdi
Abone Ol google-news
Yayınlanma: 25.03.2025 - 04:00

Üniversite diplomasının hukuksuzca iptal edilmesi ve gözaltına alınmasının ardından önceki gün tutuklanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na dünyadan destek mesajları gelmeye devam ediyor.

Avrupa Birliği’nin konuya yönelik tavrına ilişkin Cumhuriyet’e değerlendirmede bulunan İktisadi Kalkınma Vakfı Genel Sekreteri Doç. Dr. Çiğdem Nas, AB Dış ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi ile Genişleme ve Doğu Komşuluğundan sorumlu Komisyon üyesi Marta Kos’un, İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından yaptığı açıklamayı anımsattı. Kos, temel haklara ve hukukun üstünlüğüne saygının, AB katılım süreci ile Türkiye-AB ilişkilerinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulamıştı. Ancak 20 Mart tarihli AB Konseyi’nin sonuçlarında Türkiye’den bahsedilmediğini belirten Nas, “Kallas ve Kos’un açıklamasında temel haklar ve hukukun üstünlüğünün sadece katılım sürecinin değil, Türkiye-AB ilişkilerinin de ayrılmaz bir parçası olduğu ifadesi önemli. Çünkü son on yılda, AB katılım süreci donmuş durumda iken, Türkiye AB ilişkilerinde al vere dayalı bir yaklaşımın ağır bastığını görüyoruz. AB yıllık izleme raporlarında demokratik standartlar, temel hak ve özgürlükler ve hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı gibi konularda Türkiye’de iktidara yönelik eleştirilerini devam ettiriyor. Ancak Türkiye-AB ilişkileri minimum düzeyde ilerlediğinden, Türkiye’deki demokratik güçlere destek olmak için güçlü bir adım atmıyor. Çelişkili bir yaklaşım diyebiliriz” dedi.

‘ZATEN OTORİTERLEŞEN BİR REJİM’

Avrupa Birliği’nin bir yandan Türkiye’deki siyasi sorunlar, demokrasiden uzaklaşma, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması gibi konularda eleştirilerde bulunduğunu, bir yandan ise düzensiz göçün önlenmesi, güvenlik, ticaret gibi konularda mevcut iktidarla işbirliği yaptığını dile getiren Nas, “Türkiye’deki iktidara bazı dış sorunlar ile mücadelede ihtiyaç duyduğundan daha ileri giden bir protesto veya adaylıktan çıkarma gibi eylemlerde bulunmuyor. Bunun yanında Türkiye aday ülke olarak anılsa da aslında AB’nin artık Türkiye’nin üyelik perspektifine inanmadığı ve çoktandır Türkiye’yi Avrupa’nın komşusu olan, göç, tedarik ağları  ve güvenlik gibi alanlarda ihtiyaç duyulan otoriter veya rekabetçi otoriter bir ülke olarak gördüğünü görüyoruz. O yüzden Türkiye’de son olanlar aslında AB’nin Türkiye imajında önemli bir kırılma değil. Zaten otoriterleşen bir rejimin bu yönde daha da ileri giden adımlar atması olarak görüyorlar” diye konuştu. 

‘FAYDACI BAKIŞ AÇISI’

AB’nin gelecekte de Türkiye’yi Avrupa ailesinin bir parçası olarak görmediği için son olanlara karşı da güçlü bir tavır sergilemediğini kaydeden Nas, “Hem pragmatik ve faydacı bir bakış açısının, hem de kimliksel bir ayrışmanın etkili olduğunu söylemek mümkün. Bunun yanında bazı büyük şehirlerin belediye başkanlarının İBB Başkanı İmamoğlu’na verdikleri destek önemliydi ve yerel demokrasinin önemi ve sınır aşan dayanışma ağları açısından ümit vericiydi” ifadelerini kullandı.