Veri siyaseti

Her akşam, yoğun bakımda yatanların, entübe olanların ve test sayılarının görselleştirilmiş halini öğreniyoruz. Ancak görünen o ki, halen gerçek verilere ulaşamıyoruz.

26 Nisan 2020 Pazar, 15:01
Abone Ol google-news


Veri Gazeteciliği (Data Journalism) Türkiye’de, ne yazık ki, çok bilinmiyor. İstatistik, bilgisayar programlama diline hâkimiyet ile gazeteciliğin birbiri içinde yer aldığı bir alan. Bu gazeteciliğin en çok uygulandığı alanlar, Wikileaks, Panama Papers ve Bahama Leaks gibi yakın döneme damgasını vuran bilgi sızdırma ile yolsuzluk arasındaki bağı çıkaran haber dosyaları. Örneğin, Wikileaks belgeleri İngiliz The Guardian gazetesinin sistemine yüklendiğinde, milyonlarca dosyadan haber çıkarmak için birçok gazeteci bir araya gelir ve üzerinde çalışmaya başlar. 

Bir vatandaş olarak okuyabileceğiniz belgelere anlam verebilmek için araştırmacı gazeteciliğin en önemli şiarı olan fikri takibi sağlayacak bir anlatı örüsü kurmak gereklidir. The Guardian’da veri gazeteciliğini anlatan bir makalede şu cümleler yer alır: “Peki, bir veri gazetecisi işine nereden başlamalı? Net bir yanıt ‘verilerle’ olacaktır ancak ikinci bir cevap daha vardır: Bir soru ile.” 


Ölüm sayılarındaki fark


Geçen hafta New York Times’ta yer alan makalede Türkiye’de Covid - 19’dan ölenlerin sayısının gerçeği yansıtmıyor olabileceği yazıldı. Cumhuriyet gazetesinde de çevirisinin yer aldığı haberler, “Gazetenin araştırmasına göre bu sene 9 Mart ile 12 Nisan arası geçen senenin ortalamasına kıyasla yaklaşık 2 bin 100 daha fazla ölüm yaşandı. Bu sayı, yetkililerin o dönemde tüm Türkiye için açıkladığı koronavirüs ölümlerinden çok daha fazla” ifadelerini barındırıyordu. 

Verilerin doğruluğu konusu, sürecin başından beri konuşulan bir konu. Ancak ölüm verilerinin hangi kanaldan ve nasıl sağlanacağı belirsizliğini koruyor. New York Times’ın da kullandığı veri, 2019 yılı ölüm verilerinin 2020 yılıyla dönemlik karşılaştırmasını içeriyor. Bu yanıyla da spekülatif olma ihtimalini içinde barındırıyor. Peki, nasıl bir veri seti kullanılabilir? 

Bakanlık verileri net açıklamadan önce, bu alana kafa yoran iki kişi, alternatif veri kaynaklarına ulaşmak için biraz konuyu deşmeye başladık. Öncelikle sağlık alanında çalışan STK’lerin ellerinde hastane hastane veri olup olmadığına baktık ardından mezarlık kayıtlarına. Ancak her iki kaynak da sağlıklı bir sonuca erişimi sağlayamıyordu. Örneğin hastane raporunda bir kişiye “doğal ölüm” yazıldı ancak bu kişi aslında “Covid-19” dan ölmüş, bu bilgiye nasıl erişilebilir? Çarptığımız esaslı duvar bu oldu ve durduk. Çarptığımız duvarı 16 Nisan’da gazeteci Işın Eliçin Medyascope’taki yayınında şöyle aktarıyor: “Covid-19 nedeniyle ölenlerin gerçek sayısını da bilmiyoruz,  ölüm sebebi Covid-19 olduğu halde başka bir hastalıkla, örneğin zatürre ile karıştırıldığı için rapora farklı kayıt düşülmüş olabilir; Covid-19 olduğuna dair güçlü şüphe bulunmasına rağmen, testle doğrulanmadığı için resmi kayıtlara bu şüpheye dair not düşülmemiş olabilir; testle değil ama bilgisayarlı tomografi ve/veya klinik bulgular üzerinden Covid-19 tanısı konmuş hastaların ölümü için de raporlara farklı nedenler yazılmış olabilir.”

Eliçin şu önemli bilgileri de veriyor; Dünya Sağlık Örgütü’ne göre ülkelerin ölümleri bildirirken iki farklı kod kullanmaları gerekiyor. İlki laboratuvar testi ile Covid-19 tanısı konmuş kişilerin ölmesi halinde, diğeri klinik olarak Covid-19 tanısı konan ama testle kesinleştirilmemiş olan, bu nedenle de “olası ya da şüpheli” vaka olarak tanımlanan hastaların ölmesi halinde kullanılacak kodlara işaret ediyor. TTB’ye göre ise Türkiye’de ikinci kod uygulanmıyor. 


Muhalefete düşen...


Her akşam, yoğun bakımda yatanların, entübe olanların ve test sayılarının görselleştirilmiş halini öğreniyoruz. Ancak görünen o ki, halen gerçek verilere ulaşamıyoruz. 

Merkezi hükümetlerle yerel yönetimler arasındaki uçurumun açıldığını geçen hafta aktarmıştım. Belki de muhalefetin, belediyelerden sağlayabileceği ölüm raporlarını araştırmak için partiler üstü bir komisyon oluşturması bunu da sağlık örgütlerinin desteğiyle, verilerin kullanılacağı bir siyasi dile dönüştürmesi gerekiyor. Elimizde bir soru olduğuna göre bir yöntem de bulunabilir, değil mi? Neden olmasın?