Umurunda mı sanat?

Ayakta kalmaya çalışan sanatçıların, sosyal mesafe dahil bütün sağlık önlemlerini alarak açık havaya taşıdıkları etkinliklerine ani olarak yasak gelmesi, bir partilinin düğünü için iki günlüğüne ertelenmesi böylesi ancak kabile devletinde olur dedirtti.

13 Eylül 2020 Pazar, 05:00
Umurunda mı sanat?
Abone Ol google-news

En sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeceğim: Bütün sıkıntı ortak akılla karar almamaktan, tek adam rejiminden ve o tek adamı yanlış ve eksik bilgilendiren, yönlendiren yakın çalışma grubundan kaynaklanıyor! Kültür Sanat etkinlikleri pandemi sürecinden en çok etkilenen alan oldu. En çabuk vazgeçilen, olmayıversin, yasaklarsın biter denilen. Neydi onlar? Konser, tiyatro, gösteri, sanat, hatta eğlence. Sanatçılar aylarca sahneye çıkmadı. Müzisyenler, tiyatro, bale sanatçıları, gündelik kazançla yaşayan bir sektörün yüz binlere varan emekçileri, büyük sıkıntıyla bekledi. Önce AVM’ler açıldı, yeni normal koşullarda! İşin ekonomik yanı bir tarafa, kültür sanat, hatta eğlence, insan denen, yeme içme dışında da ihtiyaçları olan canlı türünün morali açısından önemli. Moral, hastalığı yenme açısından daha önemli. O ceza gibi eve tıkılan 65 ve üstü vatandaşlar, klasik müzik konserlerinin en baş dinleyicisi. Ve onlar bugün, İstanbul’da, sokağa çıkma yasağına takılmasınlar diye kendileri de düşünülerek saati 18.30’a çekilmiş bir klasik müzik konserine gitmeye hazırlanıyorlardı. Bir genelgeyle açık havadaki bütün konser, gösteri gibi kültür sanat etkinlikleri de yasaklandı. Tabii bu arada açık havadaki düğün, nişan gibi geleneksel törenler de yasaklanmıştı ve herhalde o kesimden gelecek tepkilerin büyüklüğünü göğüsleyemeyeceklerini düşünüp, habersiz sokağa çıkma yasağındaki kargaşa yaşanmasın diye, kararı gece yarısı düzelttiler. Bu yasaklar 12 Eylül değil, 14 Eylül’den sonra geçerli olacak. Yani hafta sonu düğünleri ve o sayede, yoksa dert etmezlerdi, sanat etkinlikleri yapılacak. Hafta başı yasaklar yürürlüğe girecek.

KOŞULLAR SAĞLIKLIYDI

Bu yasak kararını alanlara soruyorum: Bir kez gidip gördünüz mü o konser, o tiyatro gösterileri hangi koşullarda gerçekleşiyordu? Bir gidene sordunuz mu, bilginiz var mı? Yok, olsa böyle bir karar almazdınız çünkü! Onlara gidiyorum ben, işimi yapmak, izlenim yazmak için. İskemleler iki metre aralıkla dizili. Tek kişilik bilet alana tek kişi oturma düzeni. Girişte ateş ölçülüyor, el dezenfektanı var, su bile içmek yasak, maske tabii ki şart! İKSV’nin Caz konserleri, Uniq’deki tiyatro gösterileri, Fıstıklı Bahçe’deki barok müzik konseri, Fişekhane İDOB konserleri, hep bu koşullarda gerçekleşti. En sağlıklı koşullarda. Ama zaten o grup insan sizin için önemsiz, onlar size oy vermeyenler değil mi? Bırakın moralini, sağlığını, hastalığa yakalanıp yakalanmamasını düşünen yok! Ayasofya’nın açılışına 300 bin kişiyi getirmek ne kadar sağlıklıydı? Giresun’daki mitingi CHP yapsaydı linç edilmişti. AKP Sakarya milletvekilinin 1500 kişilik düğününü polis niye basmadı? AKP İstanbul eski İl Başkanı Babuşçu’nun oğluna yaptığı düğüne kim gitti?

SANATÇILARDAN İSYAN

İstanbul’da cuma gecesi açıklanan yasak kararının 4 saat sonra tekrar toplantı yapılarak iki gün sonraya ertelenmesinin altında sanatçıların tepkisinden çok düğün sahiplerinin tepkisinin olduğunu düşünmekte haklı çıktık. Bir iddiaya göre AKP İstanbul Milletvekili Halis Dalkılıç’ın oğlunun 13 Eylül’de İstanbul’da düğünü olduğu ortaya çıktı. Düğüne Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da katılması bekleniyor.

TEPKİLER SÜRÜYOR

Cuma gecesi gelen etkinlik yasağına gösterilerini açık havaya çekmiş olan sanatçılar sosyal medyadan isyan etti. Mert Fırat, “Uçaklar, havaalanları, marketler, pazar yerleri, miting alanları, kafe ve restoranlar ve diğer toplanma alanları açık, yani hiçbir sorun yok? Yazarken Levent Üzümcü, “Tek nefes alacağımız yer açık hava oyunları ve konserleriydi. Gelen seyircilere ateş kontrolü yapılıyor, maskeli bir şekilde, 1.5 m aralıklı oturuyorlardı. Size “Sizden destek bekleyen sizin gibi olsun, gölge etmeyin yeter” demiştik. Onu da beceremediniz” diye tepkisini dile getirdi.

Gaye Su Akyol da “Önlem adı altında birilerinin mesleklerini icra etmelerini yasaklıyorsan, o meslekten geçindirdikleri hayatlarını ekonomik olarak garanti altına almak zorundasın. Sosyal devlet budur” diye yazdı. Deniz Atam da “Bana ‘Tiyatronu açamazsın, oyununu oynayamazsın’ diyorsa bu süre boyunca tüm giderlerimi de karşılamak zorunda devlet. Zaten 7 aydır tek kuruş kazanmadan yaşamaya çalışıyoruz bir 7 ay daha kimse dayanamaz. Tiyatrolarımızın kiralarını, çalışanların maaşlarını da ödeyeceksiniz o halde” diye feryat etti. Sanatçılar pandemi döneminde en çok zarar gören kesimlerden biri oldu.