Şov programı mı, demokrasi meydanı mı?

Müzik evrenseldir, rengi, sesi, dili farklı olsa da kilisede, televizyonda, sokakta söylense de kalbimize, ruhumuza hitap ediyorsa gerisi teferruat!

18 Ocak 2021 Pazartesi, 06:00
Şov programı mı, demokrasi meydanı mı?
Abone Ol google-news

Açık ve net olacağım: Star TV, İbrahim Tatlıses’in 93 yılında başlattığı müzikli eğlence programı İbo Şov’u yıllar sonra yeniden başlattıktan bir süre sonra bu program hakkında olumlu - olumsuz görüş vermek isteyenleri buluşturacak bir yazı hazırlamak istedim. 

Bir tek olumlu görüş bulabildim, epey arandım, olumsuz görüş verebilecek olanlar zaten baştan reddedip seyretmiyordu, onu da bulamayınca yazı suya düştü, suyu inek içti, inek dağa kaçtı! Tabii ki zapping diye bir şey var. Sokağa çıkamadığımız, evde internet ve ekrana mahkûm olduğumuz dönemde akıllı olan kanal iyi program yapar, malı götürür. Yılbaşı gecesi bile bunu yapmayı becerememiş olanlardan ne bekliyorsun, hepsinde ya dizi, ya boş tartışma! Pazar sabahı, içimizdeki en “Fransız” arkadaşımdan mesajlar aldım. İbo Şov’u izlemiş, çok etkilenmiş, çok duygulanmış! 

Bırak İbo Şov izlemeyi, televizyon izlemez ki? Sadece yabancı dizi ve film izler, haberleri de uluslararası kanallardan öğrenir! Herhalde sabah mahmurluğu ayılamadım, yanlış anlıyorum dedim ama ekranda zapping yaparken Haluk Levent’i görmüş, takılmış kalmış, Fransız ama bu toprağın kızı. Alevi türkülerini severmiş, duygulanarak dinlemiş Sabahat Akkiraz’ı ve diğerlerini. Yetmemiş, eski programları da YouTube’dan bulup Cem Yılmaz ve Zafer Algöz’ün muhteşem düetlerini de izlemiş. Ve sonra sosyal medyada kopan fırtınayı da takip ederken hayli ilginç bir gece geçirmiş!

TARTIŞMA PROGRAMI GİBİ

Çünkü hele bu pandemi döneminde şöyle bir durum oluştu: bir program izlenecekse hep beraber izleyip tartışıyor, paylaşıyoruz, sosyal medya sayesinde evinde ekrana bakanlarla birlikte kocaman bir aileyiz! Biri bir tweet atıyor, altına 200 kişi yorum yazıyor, demokrasi meydanı sosyal medyada kuruluyor. 

İbo’yu severiz, sevmeyiz. Günahı çoktur ama bu toprağın insanı, sanatçısıdır, Allah vergisi sesi vardır. Geçirdiği kazadan sonra o da kalmadı ama iş bilen programcılar onun karizmasını kullanarak dizayn ettikleri programla hiçbir yerde olmayan 90’ların gazino programlarını geri getirdiler. İlk birkaç bölüm, Deniz Seki, Sibel Can, Seda Sayan’lar filan. 

Gittikçe açılıyor program ve 9. bölümde Sabahat Akkiraz, Hüseyin Turan, Haluk Levent, Ender Balkır da çıkınca olmuş size “Alevi Türküler”den hareketle gerçek bir tartışma programı! Halkımız hemen ikiye ayrılmış: bunların orada ne işi var, Show TV, Cem TV’ye döndü diyenler, sanatçı her programa çıkar, yeter ki sesini duyursun diyenler! Hatta aklın yolunu gösterenler, muhalif sesler türkülerini şarkılarını söyleyecek, seslerini duyuracak ana akım medya bulamıyor, onların da halkla buluşmak, türkülerini söylemek için platforma ihtiyacı var; nerede olsa söylemeli, buna imkân vereni de alkışlamalı diyenler. Halk her zaman daha sağduyulu: “Siyasetçiler Meclis’te birbirine saldırıyor ama kuliste birlikte çay içiyor, ayrıştırmanın âlemi yok. İbo bir şov programı yapıyor, o kutuplaştırmamış da size mi düşüyor, gözlerimiz nemli dinliyoruz türkülerimizi” diyorlar! 

Doğruya doğru, Serhan Asker’in HalkTV’deki programı dışında nerede türkü var? Ayrıca bırakın artık insanları AleviSünni diye ayırmayı! Cem Yılmaz ve Zafer Algöz’ün katıldığı programın videosunu keyifle izledim. Keşke böyle programlar daha çok olsa; Ermeni sanatçı da çıksa, Rum sanatçı da! Fedonumuz da vardı bizim, hatta Ermeni olduğunu bilmeden dinlediğimiz sanatçı da ismini ben yazmayayım bari. Ferhat Göçer’in yaptığı bir müzik programı vardı, Türk sanat müziğinden türkülere, pop müziğe sanatçıları konuk ederek arada kendisi söyleyerek, ne güzeldi. 

Sabahat Akkiraz da Seda Bağcan da Haluk Levent de her kanala çıkmalıdır, sanatçı kendini bilir, çıktığı kanalın ve programın formatına göre değişmez ki, o şarkısını, türküsünü söyler! Aşı karşıtlarına örnek olsun diye de Alişan yerine keşke Haluk Levent’i çağırsalardı aşı olmaya; çok daha etkili olurdu. Sadece şarkılarıyla değil, darda olan, bıçaktan kaçan kurbanlık boğaların bile yardımına koşan Ahbap platformuyla, hayvan ve insan sevgisiyle, din, mezhep, dil, ırk, ayırımı yapmadan herkesin gönlünde kardeşi, ağabeyi, oğlu, sevgilisi gibi taht kurmuş bir sanatçıdır!